Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
8218
 

Başkaları hakkında düşünürken yargılamak ile bilinçli eleştirmek arasındaki farkın farkında mıyız?

Bizi sanatta, ilimde sürekli daha mükemmele götüren eleştirel düşünce, mesele insan ilişkilerine geldiğinde zihinsel dedikodulara ve bunun gibi olumsuz düşünceyi huy edindirecek durumlara dönüşebilir. Başkalarını her fırsatta eleştiren insanlar, genellikle kendileriyle de barışık değillerdir. Bilinçaltında kendini bir türlü beğenemeyen insanın bilinçaltı onu korumak için önlem alır ve başkalarının kendisinden daha zayıf olduğu senaryosunu destekleyici deliller arar. İlginç bir şekilde birisinin en kızdığımız yönü bizim geçmişte yaptığımız ama terkettiğimiz veya farkında olmadan şu anda halen kurtulamadığımız bir yönümüz olabilir. Tüm bunlar sonuca götüren bilinçli ve yapıcı eleştiri değil aslında yargılamadır.

Başkalarını yargılama konusunda en kabul gören görüşlerden biri, üstünlük kurma isteğinin buna yolaçtığıdır. Gerçekten de şöyle bir düşündüğümüzde: Başkalarını niye kafamızda etiketleyip yargılarız, niye eleştirip dedikosunu yaparız? Başka işimiz yok mudur? Bu tür tenkitçi yaklaşım bize ne kazandırır?

Ne kazandırabileceğini tasavvur etmek zorken, ne kaybettirdiği hakkında birşeyler söylenebilir. Öncelikle boşa zaman kaybı, zihinde gereksiz ve çoğunlukla hoş olmayan duygular beslenir. Bazen birisinin ya da birilerinin bir işi beceremediğini görür, eleştirirsiniz, zihniniz, bilinçaltınız size ne kadar akıllı olduğunuz mesajını verir ve bundan yapay bir haz duyarsınız. Neden yapay diyorum çünkü genellikle bilinçaltınızın derinliklerinde bunun çok da övünülecek birşey olmadığına dair sezgi vardır. Diğer bir kayıp da buna dolaylı olarak kızgınlık, kin gibi yine enerji tüketici duyguların kolayca eklenebilmesidir.

Yargılama, insanı sürekli yargıladığı kimseden gittikçe uzaklaştırır.  Empatiyi adım adım ortadan kaldırır. Bizlik duygusu tamamen yokolmaya yüz tutar. Empatinin tamamen kaybedildiği uç noktada da işkence yapmaya kadar gidebilir.

Dolayısıyla bu tür haksız yargılamayla, yapıcı eleştiri birbirinden tamamen farklıdır. Aslında doğruluğundan şüpheniz olmayan , tecrübeniz olan konularda, yakınlarınızı yapıcı biçimde, dikte etmeden eleştirmeniz onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biri olur. Burada dikkat edilirse, bir tarafta kendimizden enerji tüketen ve bizi olumsuzluğa sevkeden bir yargılama, diğer tarafta etrafa faydası olan enerji üreten iyi niyetli bir eleştiri var. Gerçek niyet ne kadar olumlu ise eleştirilen kişiye de o derece de olumlu yansır.

Burada tabii ki kullanılacak dilin formatı çok önemli rol oynar. Mesela, niyet ne kadar iyi olsa da, olayları aceleci yorumlayan ve sık sık anlamadan herşeye kızan bir yakınınıza ; “Zaten sen hep böylesin, bir türlü değiştiremedin kendini” demek büyük ihtimalle  işe yaramayacaktır. Onun yerine mesela “Ben” dilini kullanarak “Ben eskiden olayları çok cabuk yorumlayıp acele karar verirdim, sonradan birçok durumda işin öyle olmadığı ortaya çıkardı. Şimdi en azından iyice sakinleşene kadar bekliyorum, ya da bilmeden hemen yargılamıyorum, bence sen de bunu bir düşün”  demek çok daha etkili olacaktır.

En yaygın yargılama türlerinden biri de içinde yaşadığı toplumdan farklı davranan ve düşünenler hakkındakidir. Çoğu insan, içinde yaşadığı kültürün değerlerini ve geleneklerini kesin olarak benimsemiştir. Kendisi nasıl uyuyorsa başkalarının da uymasını bekler. Bulunduğu ortamda insanlar habersiz misafirliğe gelebiliyorken, başka birisi bunun nezaketli bir davranış olmadığını söylerse o kişinin samimiyetsiz ve şımarık olduğu şeklinde hüküm verebilir, ve etrafına da bunu ilan ederek, hep beraber o kişiye etiket yapıştırırlar. Sonra da o kişinin dediği ve yaptığı her şer abartılır, ve o toplumun değerlerinin ne kadar doğru olduğu tekrar tekrar ispatlanmış olur. Bu ve benzer durumlarda insanların farklı görüşler konusunda esnek olmayıp, belli düşünce kalıplarına hapsolmaları bir yana, o kişiyi yargılamakla yaptıkları da tabiatında negatif bir eylemdir. İnsanları birbirine sırt çevirten her eylem tabiatında negatiftir. Çünkü dünyadaki tüm kavgalar ve savaşlar, insanların birbirine sırt çevirmesiyle oluşmaya başlar. Bunu tam tersi ise tam anlamıyla, yargılamadan, sınamadan yaşanan “Biz” lik duygusudur.

Aysen Ce bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı ilgiyle okudum zira "kişisel gelişim" yazılarını seviyorum. Yalnız uzun yazıları nette okumak bayağı bana zor geliyor onun için genelde kısa ve öz olanları tercih ediyorum. Tabi bu kalitede de yazılar bulmak, bu anlamda zor oluyor.Elinize yüreğinize sağlık.

Aysen Ce 
 11.12.2013 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2295
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Petrol Mühendisi  İlgi alanlarım: Psikoloji, kişisel gelişim, eğitim En çok yapmayı sevdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster