Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Başkaları size nasıl "değer" verecek?

Başkaları size nasıl "değer" verecek?
 

Mutlu olmak için sevilmek, kabul edilmek, arkadaşlara sahip olmak, bir gruba ait olmak gibi kıstaslar geneldir. Fakat bunların içinde "diğerlerinin gözünde değerli olmak"  bir çok insanın en önemli kıstası! Farkında mısınız? İnsanlar kendilerine değer biçme ölçülerini başkalarına bakarak belirliyor! Çevresindeki insanların özelliklerine göre kendini bir yere koyuyor. "O'dan daha iyi durumdayım" diyor örneğin.  İnsan, kendine değer verilmesini önemser. İyi şeylere layık olduğunu düşünür. Zihninde bir değer cetveli oluşturur. "O bana ne yaptı", "Ben ona ne yaptım?", "Bana değer veriyor ki şu şekilde davranıyor" şeklinde dayanaklar oluşturur. Peki o "değeri" kim ya da kimler oluşturuyor. Sizi takdir eden sistem nedir? Hiç düşündünüz mü?  
 
Sesizce yapılmış ayar
Bunların hepsine çizgi çekip, "değer sisteminizi" oluşturmanıza dair bazı formüller paylaşacağım bu kez. Kendinizin çevrede nasıl algılandığınıza dair bir "hesap kitap" içinde olmanız sizi mutsuz eder. Öncelikle bunun altını çizelim.  Mutluluğunuzu, başkalarının size ne ölçüde değer verdiğine  göre biçimlemenizin sonu hüsrandır. Yeni biriyle tanışınca sessiz bir diyalog başlar. Ne iş yaptığı, eğitimi, sosyal sınıfı, karakter özellikleri, sakin ya da dışa dönük bir yapıda oluşu veya konuşmasındaki üslup.. Bütün bunlar akıldan geçer ve kod olarak beyne kaydedilir. "Sessizce yapılmış ayar"dır bu. Bilinçaltında zaten var olan öğrenilmiş kriterlere göre yapılan bu "değerlendirme" yeni tanıştığınız insanla ilişkinizin dinamiğini oluşturur. 
 
 Rekabet, yargılar, kendini koruma 
Yani tanıştığınız kişiyle sonradan gerçekleşen paylaşımlar hep bu "sessizce yapılmış ilk ayar"a göre şekillenir… O insana karşı kendinizi ya daha değerli ya da daha değersiz hissederek bir konum alınır genellikle. Bu şekilde başka bir insanı kıstas alarak kendinize bir değer oluşturmanızı sorguladınız mı? Son derece yanıltıcıdır bu değer skalası. Araya rekabet, yargılar, kendini korumaya veya savunmaya çalışma, ifade etmek için uğraşma ya da saldırmalar girer. Bu ilişkiler son derece yorucudur. Günümüzde anne, baba ve çocukları, eşler veya çiftler, iş arkadaşlarıyla ya da çok kısa süreler için ilişki kurulan insanlar arasında dahi  bu yanlış format esas alınır.
 
"Kendi değerimi neye dayandırıyorum?" 
Bu sorunun yanıtı önemli. Kendinizi özgürce değerlendirmeyi hiç denediniz mi? "Benden, benim özelliklerime sahip, bu kombinasyonda bir tane daha yok aslında bu dünyada. Bu evrende; bu anlamda ben tekim ve eşsizim" değerlendirmesini yaptığınız  bir an oldu mu? Kendinizi değerlendirmek için başkalarına bakmanız sizin kim olduğunuzla ilgili ipucu değildir. Bazı noktalarda ‘daha değerli’ ya da ‘değersiz’ olduğunuz  sonucuna varırsınız ve mutsuzluk başlar burada. Çevrenizdeki insanları ve onların özelliklerini baz almak yanlış bir tutumdur. 
 
 Doğadaki  "değer" konumlanışı
İlham almak ve öğrenmek için diğer insanlara bakmaktan söz etmiyorum. Kendini daha iyi veya daha kötü ilan etmek için "başkalarına göre" konumlamaya itirazım var. İlham almak  ne kadar olumlu bir tutumsa, başkasını gözüyle kendinizi bir yere koymak da son derece yıkıcıdır. Oysa amaç kendinizin en iyi versiyonuna ulaşmak olmalı. Doğaya bakın. Bir yasemin çiçeğine mesela. Bu şahane çiçek size sessizce şunu hissettirir: "Ben bir yasemin tohumu isem, kokabileceğim kadar güzel kokan ve olabileceğim kadar güzel olan bir yasemin olma amacında olabilirim." Yasemin iken, gül'e gözünü dikip, "neden yapraklarım, gövdem onunki gibi değil, demek ki ben daha değersizim" gibi bir kodu yoktur! "Kokum ondan daha güzel, dolayısıyla ben daha değerliyim" şeklinde bir karakter hakim olabilir mi Yasemin'de.  İşte değer sistemizde bu "Yasemin olma" halini hakim kılın.  
 
Tam ve eksiksiz insan olma potansiyeli
"Yasemin olma hali"ni kaçırıyorsunuz, enerjinizin çoğunun ‘neden"e, "nasıl"a, "ne"ye ve "kim"e harcayarak. "Başarısızlık gösterirsem değersiz mi olacağım?, "Peki maddi durumum iyi olduğu için mi bana değer veriyorlar?", "O arkadaşa göre aslında iyi durumdayım" gibi yargılarla, sorularla boğuşmayı bırakın. "Tam, eksiksiz ve bütün bir insan olma potansiyelim olduğu için; güzellikleri görebilme ve onları karakterimin bir parçası haline getirebilme ve başkalarıyla paylaşabilme potansiyelim olduğu için değerliyim ben" notunu yazın ve aynanıza bu notu yapıştırın.  Her kendinize baktığınızda okuyun. Yeniden dünyaya gelirseniz, yine ‘kendiniz’ olmayı dilemek kadar huzur verici ne olabilir? İş yaşamında veya kişisel hayatınızda  her zaman "kendinizin en iyi versiyonu" olmaya çabalayın! Yarış ve özenti olmadan. Bir Yasemin çiçeğine bir Gül'e bakın ya da akasya ağacına! Doğanın bilgece konumlanışından yararlanmayı da unutmayın!
 
 
İlkay Öztürk
 
 CEO, Infinity Teknoloji
 
 email:ilkay.ozturk@infinityteknoloji.com
 
 
0212 483 71 80

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 110
Kayıt tarihi
: 10.02.16
 
 

İzmir Atatürk Lisesinin ardından Eskişehir Orhan Gazi Üniversitesi Elektrik - Elektronik Mühendis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster