Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '18

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
380
 

Başkalaşmak

Başkalaşmak
 

yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor”* diyor şair 
 
yaş ilerledikçe zaman korkusu düşer ya yüreğe
görüş değişir kısalan zamanda /dünya dar gelir insana
ne kadar çok birikmiştir yarına /kalanlar 
ve daha sıkı tutarsın elinden yaşamı
içinde yaşamak hevesi kalmışsa...
 
yokluğunda büyüdüm 
yok oldum haberi geldiğinde
gün ışığı karardı, gece kapandı üzerime
 
şimdi bir çocukluk bahçesinde gezinirken adımlarım
deniz kokusunda, yanık iyot duyumsuyorum derinden
vapurların düdük sesleri vuruyor kulağıma
martılar çığlık çığlık ekmek kavgasında
ağaçlar, çiçekler, böcekler /canlı canlı tabiat ana
 
çocuk cıvıltısı susuyor birden
boynu bükük o masum resim
gözümde/ gençliğimin isyankâr kızı 
dalgaların sırtında, denizi okşarken kulaçları
sakin uzaklara bakan gözlerinde şimşekler çakardı
içinden gitmeyen akşam alacasında
kanayan elleriyle
esmer bir ışığı, beyaza çalmaya uğraşırdı
 
ellerinde uç uç böcekleri
sesi, yeni seslere karışacakken
vâveylayla söktü şafak
bir ateş yeliyle ölüm kesti yolunu 
onmaz bir sızı derin bir sessizlik bıraktı içine
o zamandan bu yana bitmedi depremleri
duruyor halâ, boğazındak taş yumru
her yol kırk çatal görüş yok/tu
üzerinde kör gecenin ayakları
ezdi ha ezdi...
 
ilk ömür yangınında, târumar oldu ruhu
hayat düştü gözünden 
bir daha eskisi gibi sevemedi onu
çocuk salıncağı kopmuştu
artık pamuk şekeri de yoktu
 
hayatına ilk giren adamı uzak yollara uğurladı
gitgide palazlanan arsız bir yalnızlık kaldı /ona ömürde
 
Hâdiye Kaptan
 
 
*Attilâ İlhan
 
 
c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hadiye hanım, duyguları bir süzgeçten geçiren, arındıran ve damıtan bir şiir yazmışsınız. Yüreğinize ve duygu zenginliğinize sağlık. Yaşlandıkça insanlar, biraz daha güçlü, deneyimleri itibarıyla daha yön verici olması lazım gelirken, her şeyin düşüşe geçtiği bir ortamda, daha karamsar, daha zayıf ve daha kırılgan oluyor. Maddesel kemirgenliğin, sevgiyi, hoşgörüyü ve adaleti ayaklar altına aldığı şu ortamda, insanı, sevginin gücüyle bezetmeye, kötülüklerden, menfaatten alıkoymaya gücünüz yetmiyorsa, şiir dünyasında, duyguların büyüsü ile bu bedbinlikten kendinizi soyutlama gayretine girersiniz. Siz ve güzellikler içinde yaşlanan insanların değişimini görmeyen kör gözlere ne demeli, bilmem ki.... Selam ve saygıyla. Refik

Refik Başdere 
 17.04.2018 20:27
Cevap :
İyi ki şiir var ve iyi ki kalemi az da olsa karalamaya yeti(m) var. Yorumunuzla verdiğiniz değerli katkıya teşekkürler ederim. Selamlar gönderdim Sağlıcakla   18.04.2018 19:34
 

Şiirinize sözüm yok ama referans olarak kullandığınız "şair"e bir çift sözüm olacak. Biz hep dünyanın değiştiğini zannederiz. Oysa, dünya hep aynı dünyadır ve asla hiç başkalaşmaz. Başkalaşan, daha doğrusu yaşlandıkça değişen insanın kendisi ve onun da kullandığı, yaşlandıkça değiştirdiği gözlükleridir. Keşke şu bin bir renkli camları olan gözlüklerimizi fırlatıp dünyaya sadece şeffaf, renksiz camları olan bir gözlükle bakabilseydik. Örneğin pembe camlı gözlükle bakmak çoğu zaman hoşumuza gider oysa camlar ne renk olursa olsun o zaman dünyanın asıl renklerini gözden kaçırırız. Kendinizi örnek alın, genç kızken dünyayı nasıl görüyordunuz bu gün ise nasıl? Selamlar

Matilla 
 09.04.2018 11:57
Cevap :
Şiirle başınız ne kadar hoştur bilemediğim için, "yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor" mısrasını barındırdığı feyz aldığım Usta'nın şiirini aldım aşağıya. Ne demek istemiş? Belki farklı taraftan baktığını düşünürsünüz dedim. kadınlar sonbahar kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar titrek dudaklarında sarışın bir keder nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor anlaşılmaz çocukluğun ortaokullarından ders zilleri kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar birikir ılık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor Attilâ İlhan  16.04.2018 22:54
 

Bu dünya bizim doğduğumuz, çocukluğumuzu yaşadığımız dünya değil. Bu hüzün de verebilir, sevinç de! Mısralarınız hüzünlü tarafını gösteriyor. 40-50 senelik bir seyahat... Gittim-geldim. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 09.04.2018 10:39
Cevap :
Seyahat, evet tam da böyle yaşamın gelgitlerinde gidip gidip dönüyoruz geriye vE ile artık gidemeyeceğimiz zaman son bulacak bir seyahat. Teşekkürler ediyorum ayırdığınız zamana. Selamlar Sağlıcakla  09.04.2018 11:55
 

Ne kadar güzel şiirler yazıyorsunuz, çok hassas bir ruha sahip olmalısınız.. İlhamınız eksik olmasın.. Sevgiler..

Selda Çakmak 
 09.04.2018 9:48
Cevap :
Teşekkürler ederim Selda hanım. Evet hassasiyet, ruha zarar verecek kadar ama yaradılış diyelim bir yere kadar değişebiliyor insan. Belki olumlu yönden bakmak gerek ama her zaman olmuyor işte. Sevgiyle kalın Selamlar ile  09.04.2018 11:58
 
 
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 1657
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 139
Kayıt tarihi
: 16.05.11
 
 

Güzel Sanatlara tutkulu, Türk sanat müziği hayranı,  deniz ve İstanbul âşığı şiiryazar bir fâni....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster