Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
191
 

Başkan vekili “H…tir” mi dedi?

Son günlerde bir “Dersim Olayları” atışmasıdır gidiyor…

Ne zaman oldu bu olaylar? 1937 ve 1938 yıllarında… İsyancı Seyit Rıza önce 33, sonra da 56 askerimizi şehit edince bu kararlar alındı…

Sayın Başbakan bir tarihçiymişçesine, sanki o olaylar olduğunda ordaymışçasına; kırk yıldır herkesin bildiği belgeleri daha yeniymiş gibi göstererek, olayları hiç bilmeyen dinleyenlerini de yine ‘gökgürültülü ve sağanak yağışlı” ağlatarak; CHP’ye, kurucumuz Atatürk’e, merhum İsmet İnönü’ye ve şimdiki CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na saldırıyor da saldırıyor…

O tarihlerde Başbakan ve icraatın başı kim? Merhum Celal Bayar!.. Sayın Başbakan, Atatürk ve Bayar’ı es geçerek, belgede sadece Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün imzasını göstererek, hep CHP’yi hedef gösteriyordu!

İyi de, madem bu işten Cumhurbaşkanları sorumlu ise, zamanın Başbakanı Celal Bayar sorumlu değilse; niye şimdi kendisi Başbakan olarak Dersimlilerden devlet adına özür diledi? Niye bu özrü Cumhurbaşkanı sayın Gül dilemedi öyleyse? Bu olayı, durduk yerde neden kaşıyor, niye bu işi tarihçilere bırakmıyordu, doğrusu bizler anlayamadık…

WikiLeaks Belgeleri ve Kaşif Kozinoğlu’nun bıraktığı mektupta yazdıkları sebep olmasın sakın!? Lâf aramızda, Kılıçdaroğlu çok kızgın; “Başbakan bir psikologa görünsün” dedi…

2001’de kurdukları Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin, Demokrat Parti (DP)’nin devamı olduğunu her daim söylüyor ya? O günkü saldırı emrini veren de, siyaseten sorumlu olan da, işte o milli kurtuluş kahramanı ve Atatürk’ün ekibinden, Başbakan Celal Bayar’dır!.. Reis’i Cumhur da, 10 Kasım 1938’e kadar Atatürk, onun vefatından hemen sonra da İsmet İnönü’dür…

Doğudaki Dersim İsyanı için, devlete başkaldırıda bir emir verilmiş, bunlar da bu isyanı bastırmaya onay vermişler. Zati bu iş, dünyanın her yerinde aynı yöntemlerle yapılıyor! İsyan bastırmanın dozajı biraz kaçmış, istenilmeyen işler de yapılmış olabilir?

Ama ne hikmettense Dersimliler, yani Tunceliler; bu kışkırtmalara fazla rağbet etmeden, yıllarca CHP’ye oy verip, onu orada niye birinci parti yapmışlar!? Bu durum kayıtlarda mevcuttur ve kimse de inkâr edemez!..

Şimdiye kadar durum bu iken, gelelim bugüne:

Van’da bir deprem oldu ve artçılarıyla yıkım devam ediyor, orada taş taş üstünde kalmadı. Öncelikle de devlet binaları yıkıldı, doğru mu?

Depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, orada her aileye bir çadır bile verilemedi. Çocuklar soğuktan ölüyor, Bakan ve Vali beyin açıklamaları yüzünden, iki otel altında da 5.6’lık artçı depremde 40’tan fazla insan ve iki de gazeteci öldü değil mi?

Peki, iktidar orada başarılı olmuş mudur? Yoksa sınıfta mı kalmıştır?

Haklı olarak birçok siyasetçi de; “Sen önce Van’daki acıları sar, vatandaşlara söz verdiğin malzemeleri temin et, bugünü bir kurtar da, ondan sonra 70 yıl önceki olaylarla uğraş! Bize bugün ne yaptığını anlat! Libya’nın şeriat isteyen isyancılarına ‘300 milyon dolar’ parayı gizlice gönderirken, Van’daki kendi perişan vatandaşlarımız için sadece “28 milyon dolar” kaynak ayırırsan, bu millet senden bunun hesabını çok acı sorar!” diyorlardı…

Kamer Genç çıktı; “Dersim isyanında, Cennete gitme vaadiyle askeri kışkırtıp, sivil halkı öldüren askerlerin içinde, sayın Gül ve Erdoğan’ın akrabaları var mı, yok mu; bize kendileri açıklasınlar! Yoksa ben açıklayacağım” dedi…

Muharrem İnce; “Bir savcı çıkıyor, ‘iktidar partisinin aleyhinde konuştun’ diye benden dava açıyor! Ne yani, bir de bu iktidarı övecek miydim!? İşini doğru yap savcı bey; ben sadece iktidarın aleyhinde konuşmuyorum, ben bu iktidarı yıkmak istiyorum, yıkmak! Yerine de CHP iktidarını getirmeye çalışıyorum! Davayı işte böyle aç, olur mu?” dedi.

İktidar Milletvekili Salim Uslu, CHP’li Kamer Genç’i kürsüden itti ve konuşmasına engel oldu, kaba kuvvetle de susturdu. Bu gibi bir şiddet, Meclis tarihinde ilk defa oluyordu…

Meclis Başkan Yardımcısı ve AKP Milletvekili Mehmet Sağlam oturumu yönetirken, CHP milletvekillerine; “H…tir!..” diyesiymiş?

Bu durum tespit edilince, Sağlam hemen; “Yahu ben ‘Hadi Sende’ demiş idim de, stenograf yanlış kaydetmiş” filân dese de, Meclis Başkanı Cemil Çiçek yardımcısına çok kızmış.

Neyse, stenograf kaydı incelendi, küfür belirlendi ve Mehmet Sağlam özür diledi de kurtuldu…

Ülke gerçekleri bunlar değil ki!.. Bu siyasiler yukarıda havanda su döverken; Van depremi mağdurları, terör, Silivri davaları, işsizlik, 30 Bin TL bedelli, genetiği değiştirilmiş gıdalar, geçim sıkıntısı, maaşların azlığı, kadına şiddet, kredi kartı bataklığına saplanmış insanlar, ağır vergiler, trafik kazaları, sınırlardaki sorunlar insanlarımızın hayatını zehir ediyor!..

Uyanın artık; bırakın bu kayıkçı kavgalarını, biraz da milletin beklentilerine kulak verin!..

25 Kasım 2011/ Sakin KOŞAR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 680
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster