Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
87
 

Başkanlık…

Başkanlık…
 

pusulaharita


Günümüzde, Cumhurbaşkanı “Yarı Başkan”, Başbakan ise bir anlamda“tam” Başkan; mevcut yetkileriyle bu, böyle…

Buna karşılık sağ siyaset yirmi yıl sonra, AKP ile “Başkanlık Sistemi”ni dillendiriyor.

Bu başkanlık, kooperatif başkanlığı, dernek başkanlığı, gibi de değil; sisteme işaret ediyor.

Buna ek olarak, Anayasal düzenlemeler, yargı kurumlarına ilişkin tasarruflar, kadrolaşma ve “bayramların yasaklanması” gibi uygulamalar nedeniyle, “rejim mi değişiyor?” sorusu yaygındır.

İşte bu ortamda “sistem değişikliğinin” rejim değişikliğine yol açması olasılığına dair kaygılar daha da artmaktadır.

AKP çevreleri, “kapatılma davasının” yarattığı “travmayla” ya da daha nesnel olarak, “bürokratik tıkaç”tan geriye ne kaldıysa ( üstelik: özelleştirmelere karşı Danıştay yolu bile tıkanmışken) yine de -diyelim iyi niyetle-, “daha işler” bir devlet arayışında bulunuyor olsun!

Ancak, bu noktadada, karşımıza Yargı ve Yasama aleyhine Yürütmenin zaten bu iktidar döneminde “aşırı güç” ısınması içinde olduğu gerçeği çıkmaktadır… Buna bir de iktidarın “metal yorgunluğu” eklendiğinde; Başkanlık Sisteminin -verili yapılarda ve bu bilinen süreçler kapsamında- verim getirmeyeceği açıktır.

Kaldı ki, seçim sisteminde olsun, idari yapılanmada olsun, herhangi bir iktidar dönemindeki temel değişikliklerin, haksız rekabete yol açmamak için ertelenebildiği bir dünya yaşanırken, “bugünlerin yarınları da var “diye düşünülmesi gerekir…

Öte yandan, sizin “idealize” etiğiniz birisinin yerine yarın demokrasiyi özümsememiş birileri de o koltuğa oturabilir ve yetkilerini kötüye kullanabilir!

Bizde siyasi partiler yasası zaten genel başkanlara demokrasi vasatını aşan yetkiler vermektedir. Asıl garabet odur ki, dar bölge ve ön seçimle temsilcilerin seçilmesine dair düzenlemeleri hiç gündeme getirmeden ve demokrasinin gediği, eksiği giderilmeden, Başkanlık Sistemi, adeta “kotarılmaya” çalışılmaktadır.

Günümüzde demokratik katılımın artmasını kim savunmaz?

Öte tarafta, yerele yetki veriyorum diye ülkeyi –savunma yapılanmasından, dış temaslarda otonomiye açacak- bir düzenleme (son Belediyeler yasası) ne kadar sakıncalıysa, “yönetilebilirliği yükseltiyorum” diye, Yasama-Yargı-Yürütme güçler ayrımının dengesini daha da bozmak, o kadar sakıncalıdır.

Başka olgular da var… Bir ülke ki, dördüncü kuvvet olarak, medya patronlarının çok ilgisiz ticari alanlara girmesini bile sınırlayamamıştır, işte bu noktada Başkanlık Sistemini bir daha düşünmek ve iki kere uzak durmak asıldır. O arada, milletvekilliği dokunulmazlığının hakkaniyete uygun tecelli ettiği de söylenememektedir.

Halk güçsüz, örgütü etkisiz, denetim, işlevsizdir…

Sonuç ve öz olarak, belediyelerde “yerelleşme” ile bu yeni arayış bağlamında “tekelleşme” çelişmektedir. Ya da başka açıdan iki düzenleme aslında, bir paranın iki yüzü gibidir; öyle ki, “eyaletler” ile “Başkan”.. “küçük Amerika” tablosunu tamamlayacaktır!

Fakat Başkanlık Sistemi’nin ABD dışında başarımı ve karşılığı ya yoktur ya da çok sınırlıdır.

Orta yerde bir-örnek Başkanlık sistemi de yoktur, “tekil” bir düzen değildir, güvenliği kanıtlanmamıştır, geri dönüşümü belki de olanaksızıdır.

Kaldı ki her toplumu,, kendi tarihsel yazgısı ve sosyolojik yapısı belirler, bizde demokrasi zaten eski çağ “Başkanı” olan Padişahın (üstelik de Halife’nin) tasfiyesine ve halk devleti temelinde, ümmetten topluma, tebaadan yurttaşa ve kulluktan vatandaşlığa erişmekle, belirmiştir.

Başkan olacak da, örtülü ödenek daha mı etkin kullanılacaktır? Başkan olacak da, kalkınma hızı katlanacak, hayat pahalılığı mı azalacaktır? Hemencecik BM Güvenlik Konseyinde 6. devlet mi olunacakır?.. Bunlar halkın sorularıdır…

Ve de çok takdire şayan şekilde halkımızın, başkanlık sistemine sıcak bakmadığı, kimi tutarlı kamuoyu yoklamalarından da anlaşılmaktadır… Bu halk “Sultan Süleyman”ı izlemekte ama o da dahil kimsenin boyunduruğuna yeniden girmeyi istememektedir.

Aradığımız, demokrasinin tadını, kıvamını artırmaktır. İnsan hak ve özgürlükleri alanında, ülkeyi çağdaş standartlara kavuşturmaktır. Öyle ki güçler ayrımı temelinde hukuk işlesin, çağdaş demokrasi, tüm kurum ve kurallarıyla yerleşsin, katılımcılık gelişsin, halk güçlensin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 476
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster