Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
6056
 

Başkanlık sistemi ve Türkiye 1: Bir az partili sistem önerisi

Başkanlık sistemi ve Türkiye 1: Bir az partili sistem önerisi
 

UYARILAR:

(!) Yandaki resmin büyük halini görmek için BURAYA TIKLAYIN

(!) Bu yazının devamı olan eyalet sistemi ve başkanlık modelleri tartışması için BURAYA TIKLAYIN

GİRİŞ

Bir dönem ülkemizde başbakanın ileri sürdüğü başkanlık sistemiyle birlikte iki partili sisteme geçilebilir mi? Sadece AKP-CHP kalsın gibi sözde bir tartışma yapılmıştı ancak kabul edelim ki bu tartışma son derece sığ bir ortamda gerçekleşmişti ve mantıksal altyapıdan çok yoksundu. Şimdiyse sanıyorum ki dünyada eşi benzeri olmayan bir seçim sistemi üzerinde beyin fırtınası yapmaya çalışacağım. Ne de olsa Türkiye özel bir ülke, dolayısıyla özel bir seçim sistemi olmalı.

Hatırlayanlar bilir, "Türkiye'de hangi parti hangi görüşten?" diye bir yazı yazmıştım (OKUMAK İÇİN TIKLAYIN). Dolayısıyla hangi partinin hangi görüşten olduğunu ikinci bir kez analiz edip vakit kaybı yaratmayacağım. Partilerin görüşlerine göre dağılımları ülkemizde bu şekilde olduğuna göre kabaca partilerimizi belirleyebiliriz.

Sürekli bir başka yazıya atıfta bulunarak beyninizi bulandırdığımın farkındayım ancak partilerin sahip oldukları görüşlerin siyasi görüş skalasında nerede olduklarını bilmeden adam gibi bir yoruma gitmek pek de mümkün görünmüyor. Bu yüzden sağ ve sol görüşün derecelerini bilmeyen okurlar tartışmayı okumadan önce BURAYA tıklayarak sağ ve solun derecelerini görmeliler.

KİM GİTSİN?

Rahatlıkla söyleyebiliriz ki ülkemizde görüş olarak birbirinden hiçbir farkı olmayan en az 50 parti bulunmakta ve kabaca görüntü kirliliğinden başka hiçbir ey yapmamaktadırlar. Peki bunları nasıl rafine edeceğiz? Kriterimiz ne olmalı?

Bu sorunun cevabı çok basit aslında, yukarıda da belirttiğim gibi siyasi görüş skalasındaki her görüşün bir temsilcisinin olması, diğer partilerin de uygun sakalaya göre skalanın en uygun partisine geçiş yapmaları sorunu çözecektir. Şimdi bunu açıklayalım.

Aramızda sağ ve sol görüş skalasına bakmamak için ısrarcı olan bir kitle olacağından emin olduğum için kısaca sağ ve sol görüşün derecelerini şu şekilde listelemem gerekiyor. Liste yerine grafikte görmek isteyen BURAYA tıklayabilir

Sol görüş:

Anarşi

Komünizm

Sosyal demokrasi

Merkez sol

Sağ görüş:

Merkez sağ

Liberalizm

Muhafazakarlık

Faşizm

SOLDA NASIL BİR BİRLEŞME OLMALI?

Öncelikle güçlü partilerden başlayalım. En köklü parti olan CHP ile işe başlayalım. CHP'nin kurucu felsefesi bizatihi ülkenin kurucu felsefesi olduğu için birleşimin en zor olacağı parti hiç kuşku yok ki CHP olacaktır. Nedenine gelince... Atatürk'ün belirlemiş olduğu altı oka bir bakalım: Milliyetçilik, Laiklik, Halkçılık, Devletçilik, Cumhuriyetçilik ve Devrimcilik... Paşamız öyle altı madde koymuş ki geriye zaten sadece aşırı uçları bırakıyor. Bunu zaten "Nedir bu sağ ve sol görüş?" başlıklı yazımızda Kemalizmi tanımlarken açıklamıştık.

Eğer sadece altı okun felsefi anlamına takılacak olursak ülkede sadece CHP ve aşırı uçlar kalmalı yani CHP, TKP, MHP ve AKP... Ancak CHP'nin kurucu zihniyetinin aşırı kapsayıcı olması, bugünkü CHP'nin kurucu felsefeden uzaklaştığına ilişkin eleştiriler bu yapının sakat bir yapı olacağını göstermektedir.

Sosyal demokrat kanadın birleşmesi

Öte yandan bir başka bir sıkıntı da MHP konusundadır. MHP milliyetçilik iddiasında bir partidir. Oysa CHP'nin altı okundan birisi de milliyetçiliktir. CHP'yi Atatürk'ün gösterdiği ilkeler doğrultusunda bir çizgiye çekecek olursak MHP'ye gerek yoktur. Tabi Atatürk'ün gösterdiği milliyetçilik anlayışı da şahsına münhasırdır. Yani "Ne olursan, kim olursan ol Türkiye'de yaşıyorsan Türksün" düşüncesine dayalı bir milliyetçiliktir. Dolayısıyla kökenle falan işi yoktur. Bu bağlamda bir ayrım söz konusudur.

Bu fikirsel ayrılığın yanısıra ekonomik bakış açısında da tartışma konusudur. MHP devletçi bir ekonomi anlayışını savunuyorsa eğer (Bunu bugün CHP bile savunmuyor) yine MHP'ye gerek yoktur. Ancak liberal ekonomiye dayalı bir anlayışı savunuyorsa o halde sağdaki birleşmenin adresi olabilecek parti adayı konumuna yükselmektedir.

Lafı uzatmayalım. Eğer solda sağlıklı bir birleşme olacaksa CHP'yi nereye koyacağımızı bilmek gerekiyor. Eğer CHP'yi altı ok çizgisinden alır da sosyal demokrat bir parti olarak tanımlamaya kalkarsak sosyal demokrasi çatısındaki tüm partileri CHP'de birleştirebiliriz.

Komünist kanadın birleşmesi

Peki solda başka hangi partiler olmalı? Atatürk'ün Kemalizm bakış açısına göre (O BAKIŞ AÇISINI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN) aşırı görüşler Kemalizm kapsamı dışındadır. Sosyal demokrasinin bir derece ilerisi komünizmdi. O halde Komünizm görüşünü savunan en az bir parti de olmalıdır. Dolayısıyla bu görüşü savunan partilerin birleşebileceği en mantıklı adres TKP (Türkiye Komünist Partisi'dir).

Komünizm aşırı bir görüş olabilir, demokrasinin kendisine muhalif olabilir ancak hem skalada bulunan bir görüştür hem de TKP 1920 yılında kurulmuş köklü bir partidir ve Kurtuluş savaşında has üyeleriyle birlikte bu vatan için canını vermekten çekinmeyerek cepheye de koşmuştur ve toplum içerisinde temsil edilebilir.

Ancak konuya biraz daha gerçekçi olarak bakacak olursak bu kanadın Vatan Partisi'yle, yani doğu Perinçek tarafından sahiplenilmiş olan Ulusalcı ve sosyalizm yanlısı bir grup tarafınan temsil edilmesi daha makul görünmektedir. Kısacası TKP teorik olarak doğru birr seçenek gibi görünse de Vatan Partisi pratik olarak daha gerçekçi ve iyi bir seçenek gibi görünmektedir...

Anarşist kanat?

Peki solun en uç noktasındaki anarşizm şemsiyesinde bir parti ya da birleşme olmalı mıdır? Türkiye'de anarşizm görüşünün savunucusu yoktur. Daha önce defalarca belirttiğim gibi aklınıza BDP, HDP ya da aynı kafadan bir başka ırkçı akım temsilcisi geliyorsa unutun gitsin. Anarşizm tüm özgürlüklerin en aşırı noktasını savunur. BDP, HDP tipi terörist akım ise daha en baştan etnik kökenden ayrımcılık yaptığı için özgürlükle falan işi yoktur. PKK temsilcileri için tek amaç amaç; öldür, yok et, sindir ve böl'dür.

Peki bu partiler bu yeni sistemde nereye kaymalıdır? Bilim ve sosyoloji bu partilerin kapatılması gerektiğini söylemektedir. Terörizm bir siyasi akım olmadığına göre temsil edilmesi de mantıklı değildir. Zaten bu partilerin hiçbir proje, vizyon, ekonomik eylem planı vs lerinin olmamasından teknik olarak parti olmadıklarını da açıkça görebilirsiniz.

Bu yazıyı okunan BDP, HDP kafasında bir örgüt sempatizanı olup da bunların birer parti olduğu düşüncesini taşıyan bir vatandaşımız varsa eğer "Ancak parti kapatın, susturun, faşistler" gibi ezbere küfür, hakaret mekanizmasını devreye sokacağını biliyorum ama ellerini vicdanlarına koysunlar da söylesinler, hangi siyasi akıma üyeler?

SAĞDA NASIL BİR BİRLEŞME OLMALI?

Liberal kanadın birleşmesi

"Ülkemizde sağ görüşün liberal kanadında bir parti var mıdır?" sorusuyla başlayalım meseleye. Liberal olduğunu açıkça söyleyen tek parti belki adını bile duymadığınız Liberal Demokrat Parti'dir. Peki başka kim vardır? Genç Parti. Bunlar kimin şemsiyesinde birleşmeliler sorusuna gelince oturup burdan yakmak gerekir. İkisi de büyük partiler olmadığı için kimi kimin içine yerleştirmek gerektiği önemli bir sorundur.

Ayrıca solda merkeze en yakın akımda CHP gibi güçlü bir parti varken sağda merkeze en yakın noktada çok cılız bir parti oluşu önemli bir sorun yaratacaktır. Ancak ille de bir birleşme olacaksa teorik olarak bunun Liberal Demokrat Parti şemsiyesinde olması daha sağlıklı olacaktır. Ancak çok daha mantıklı bir çözümü yazının ilerleyen kısımlarında aktaracağım.

Ayrıca Genç Parti'yi söylem ve eylemlerinden ötürü liberal bir çizgiye oturtmuş olmamıza rağmen acaba kendisi kendi partilerini bu çizgide görmekteler midir bu da başlıbaşına bir sorundur tabi.

Muhafazakar kanadın birleşmesi

Gelelim en ateşli ve sorunlu akım olan muhafazakarlıkta kimin çatısı altında birleşilmesi gerektiğine. Ülkemizde muhafazakarlık ikiye bölünmüş durumdadır. Milliyetçi muhafazakarlar ve İslamcı Muhafazakarlar. Peki kimi kimin içine koymak gerekir?

Bu akımda AKP ve MHP gibi iki büyük parti bulunmakta ve genelde ikisi de birbirini hainlikle suçlama eğilimi göstermektedirler. Bu durum kimi kimin içine monte etsek büyük olay çıkacağı anlamına gelmekle birlikte bir beyin fırtınası yaparak bu partilerden birisinin kapanmasında mantık vardır.

Şimdi MHP'de birleşilsin desem MHP'li, AKP'de birleşilsin desem hükümet yalakası etiketini yiyeceğimi bilmeme karşın gerçekleri mantıklı şekilde aktaralım. AKP seçmeninin önemli bir kısmının MHP kökenli olduğunu biliyoruz.

Zaten bunu başbakan da bildiğinden sürekli MHP seçmeninden oy almaya çalışmakta, muhafazakar kanadı mümkünse tek parti altında toplamaya çalışmaktadır. Ancak şöyle bir sorun da vardır. AKP güçlü fakat köklü değildir. Başbakan Erdoğan'ın karizmatik liderliği bitince partinin dağılma olasılığı çok yüksektir.

Oysa MHP kendi içerisinde yaşadığı pek çok soruna ve karizmatik bir liderlerinin olmamasına karşın bir kültürü vardır ve sürekliliği söz konusudur. Öte yandan MHP'nin islamcı bir damarı da vardır. "Bayrak inmez ezan susmaz" düşüncesi tüm MHP'lilerin temel hareket noktası olduğuna göre islamcı ve milliyetçi olanların MHP'ye katılmaları çok daha mümkündür.

Peki MHP bunu kaldırabilir mi? Bu durum MHP'nin yeniden örgütlenmesi anlamına gelmektedir. MHP'nin içerisinde bir islamcı akım, bir de milliyetçi akım olmak üzere iki farklı kanat bulunmalı ve tek çatı altında görüşlerini savunmalıdırlar.

Bu durum partiyi hem daha demokratik hem daha güçlü, hem de daha kapsayıcı bir çizgiye oturtmakla birlikte büyük bir yönetim becerisi ihtiyacını da beraberinde getirecektir. Ancak mantıklı birleşme de aynen bu şekilde olmalıdır.

Liberal kanadın birleşmesi için gerekli işleme dönüş

Peki Ak Parti'yi MHP'nin içerisine katmasak da başka bir çözüm olamaz mı? Aslında pek çok farklı çözüm olabilir. Bu çözümün zorlayıcı bir yanının olduğu da zaten aşikar ancak diğer çözümlerin önündeki en büyük engel AKP'nin kendisini tanımlama biçimi.

Son derece koyu bir liberal politikayı savunmasına karşın kendisini liberal olarak tanımlamak istemiyor. Aynı şekilde merkezde yer alan tüm sağ oyları toplamasına karşın kendisini merkez sağ parti olarak da görmek istemiyor. Başbakan ısrarla muhafazakar bir parti oldukları görüşünü savunduğu için partiyi nereye koyacağımızı biz de şaşırıyoruz.

Peki MHP, tüm islamcı-muhafazakarları kendi çatısında topladığı için yeniden yapılanmaya giderken acaba MHP'ye katılmayan AKP'liler de partiyi yeniden yapılandırarak partiyi liberal çizgiye çekebilirler mi?

Bence çok mantıklı olur. Böylece liberal görüşü savunan ve bunun uygulamalarını ekonomik olarak da çok başarılı yapan en azından güçlü bir liberal partimiz olmuş olur. Böylece aslında mantıklı olan sınıflandırmada liberal kanadın temsilcisi olarak da Ak Parti'yi belirleyebiliriz.

Gerçi teorik olarak Genç partililerin Ak Parti saflarına geçmeleri anlamına gelecek ve komik bir durum yaratacaktır ama bence önemli bir sorun yok. Çünkü Genç Partililer üye olabilecekleri bir başka parti bulmakta zorlanmayacaklardır.

Faşist kanat?

Son olarak Faşizm akımına dair bir düzenleme veya birleşme söz konusu mudur? Türkiye'de faşizm bir akım değil de bir küfür, hakaret olarak algılandığı için kimse ben faşistim dememekte dolayısıyla bu akımın hiçbir temsilcisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kanadın temsil edilmesiyle ilgili herhangi bir girişime de gerek yoktur.

İKİ VE DÖRT PARTİLİ SİSTEM

Türkiye'de tüm akımların temsil edilmesi sağlandığına göre 4 partili sistem bu şekliyle hayata geçirilebilir. Fark ettiyseniz merkez sağ ve merkez sola bir parti ataması yapmadım çünkü merkez dediğimiz bir hareket noktasıdır. Örneğin CHP bazen daha merkez sol bir anlayışa kayarken bazen daha sosyal demokrat olabilecektir. Bazen de Ak Parti daha merkez bir görünüm sergilerken bazen daha liberal olabilecektir.

Peki iki partili bir sistem olamaz mı? İki parti olunca herkesin aklına tabi ki kim kapanacak da böyle bir sistem olacak kardeşim kan çıkar vallahi dediğini duyar gibiyim. Dört partili sistemde yer alan hiçbir partiyi kapatmadan bu iş iki üst parti kurularak bu iş pekala çözülebilir.

Liyakata dayalı parti içi demokrasi

Yani SAĞ PARTi ve SOL PARTİ olmak üzere iki parti kurulabilir. Bu partilerin içerisinde bu iki akımın temsilcileri bulunabilir. Örneğin Sol Parti içerisinde CHP ve TKP kanatları bulunabilir. Aynı şekilde Sağ Parti içerisinde AKP ve MHP kanatları bulunabilir.

Örneğin Sağ Parti içerisinde Liberal kanadın temsilcisi Ak Parti olabilir. Ak Parti de kendi içerisinde kendisini oluşturan çeşitli kanatlara sahip olabilir; saadet, liberal demokrat parti vs... Parti içi demokrasi liyakat esasına dayalı olursa (Burası biraz zor ama denemeye değer) zaman içerisinde iyi çalışan gruplar parti içerisinde daha etkin bir kanada sahip olabilirler.

Aynı şekilde Sol Parti içerisinde sosyal demokrat kanadın temsilcisi CHP olabilir. CHP'nin içerisinde de DSP, HYP, ULUSAL PARTİ gibi kanatlar bulunabilir ve aynı şekilde parti içerisinde liyakat esasına dayalı bir hiyerarşi takip edilirse hak edip çalışan kanat parti yönetiminde daha etkin konuma gelebilir.

Yukarıda sağ ve sol partiler için verdiğim temel örnekleri solda komünist sağda ise muhafazakar kanat için de aynı şekilde uyarlayabilirsiniz. Ülkemizdeki Bu açıdan bakıldığında dört veya iki partili sistemin büyük avantajları vardır.

Bir kere bu sistemlerde barajı komple kaldırabilirsiniz. Çünkü en fazla yapıyı dörde bölersiniz. Ancak şu anki haliyle barajı değil kaldırmak ya da indirmek bence yükseltmek bile mantıklıdır. Bugün 70 küsür partimiz varken yarın uyandığımızda seksen küsür partimiz olmaktadır.

Bunlar için barajı indirmeye kalksak ülke yönetimi bir yüz yıl kendisine gelemez. Bu açıdan bu mantıklı öneri incelenmeli, kim bilir belki gelecekte bu sistem daha ciddi tartışılır olmalıdır.

Sonuç

Bu yazıda gördüğünüz gibi aslında yapılan işlem daha önceden analizi yapılmış olan partilerimizin damıtılarak mümkün olan en konsantre hallerinin ortaya çıkartılması oldu. Ayrıca damıtma işlemi sırasında siyasetle alakası olmayan yabancı maddelerin de temizlenmesine yardımcı oldu. Ancak ülkemizdeki siyasi yapılanmanın büyük ölçüde çarpık oluşu dolayısıyla iki partinin yeniden yapılanması ile bu değişimin gerçekleşebileceğini belirttik; MHP ve Ak Parti.

Umudum gelecekte ülkemizdeki bu saçma sapan siyasi yapının hiç değilse biraz daha derlenip toparlanması yönündedir. Ayrıca bu yeni sistemle baraja da gerek kalmayacağından meclisin temsil oranı da yükselebilecek ve insanlar onlarca parçaya bölünmek zorunda kalmayacaktır.

 

UYARI: Yukarıdaki resmin büyük halini görmek için BURAYA TIKLAYIN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 414
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 3473
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster