Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
732
 

Başkası olma, kendin ol!

Başkası olma, kendin ol!
 

Etrafınıza bir bakın; Türkiye'de üretilen markaların bile isimleri yabancı. Yeni açılan mağazaların, kafelerin adları hep ingilizce. Amerikan markaları giyip, Amerikan tarzı fast-food yemekler yiyoruz. Her yıl başka ülke vatandaşı olmak için başvuranların sayısıda artıyor. Nedir bu özentilik? Sanki bunlara mecburmuşuz gibi bir yaşam tarzı var. Mecburmuşuz gibi diyorum çünkü dört yanımız öylesine çevrelenmiş ki...

Önümüzde şehit kanlarıyla, cesur insanların ruhlarıyla yazılmış koskoca bir tarih duruyor. Onu anlamamızı bekliyor, aslında yanıbaşımızdaki ülkelerin kaderleride bize bir ders verebilir. Biz başka ülkelere özenmeyi bırakıp kendi öz değerlerimize bakmaya fırsat bulursak hatalarımızı anlarız. Ancak gençler böyle bir dünyanın yani özentiliklerle dolu,yabancılıklarla dolu bir dünyanın ortasında doğuyorlar. Böyle bir karmaşanın içinde önce onların kafasının karışması normal heralde. Bende bir gencim ve bende diğer gençler gibi çoğu şeyin farkında olmayabilirim. Ama şu an 14- 15 yaşlarında olan yeni yetişen gençlerle aramızdaki farkların gayet farkındayım. Aslında hepimizin hatırlaması gereken bir söz var;

"Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini sonrada istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar."

Mustafa Kemal Atatürk

Ne batılı olabilmiş ne de doğulu kalabilmiş bir ülkenin sadece gençlerinin değil tüm insanlarının kafası karışıktır. Ancak bu süreç gençler için çok zorlu. Çünkü asıl hedefleri olan çalışmak, öğrenmek onlara zor gibi gösteriliyor. Bir de devamlı eleştirdiğim televizyon kültürü yani kültürsüzlüğü var. Bilim ve tekniği önemseyen veya seviyeli eğlence programlarını sadece dijital yayınlardan takip edebiliyorsunuz. Bizim tv kanalları "haydi gençler, boşverin çalışmayı okumayı gelin sizi star yapalım. Hem böylece yorulmadan para kazanırsınız. Sizi allayıp pullayıp halkın önüne sunarız, siz de piyasadaki mankenler gibi saygıdeğer insanlar olursunuz." diyor.

Ondan sonra 12 Eylül günü, bir muhabir çıkıp sokağa gençlere; "12 Eylül 1980 gününün önemini biliyormusunuz?" dediğinde hiç bir Türk gencimiz "Evet biliyorum" diyemiyor. Boş bakışlarla bakıyorlar muhabire.

Peki ya çocuklar? Yarının gençliği... Hergün televizyonda o saçma sihirli büyülü, hiçbir alt metni olmayan dizileri izleyip kafalarını saçmalıklarla dolduruyorlar. Buna da yine biz izin veriyoruz. Tamam hayal gücü gelişsin, ama her kanalda başka bir sihir büyü hikayesi... Bu kadar suyunu çıkartmaya gerek yok. Tek yönlü bir hayal gücü oluyor bu. Her yönden hayal güçlerini geliştirmek lazım onların. Hip- hop müzikler dinleyerek, hamburger canavarı olmuş bir nesil geliyor aman dikkat.

Öncelikle kendimiz olmalıyız, başka milletlere özenen o milletin egemenliği altına girermiş. Eskiden neyin iyi olduğunu hatırlamak zorundayız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bütün yapılanların yegane amacı tek tip tüketici modeli oluşturmak bence, aynı konuşan, aynı giyinen, aynı zevklere sahip, aynı düşün(mey)en insan profiliyle pazar paylarını genişletme planı, düşünmeden ve sorgulamadan sadece tüketmeye programlanan yığınlar isteniyor aslında, çünkü sistemleri bunun üzerine kurulu

Ercan KÖRPE 
 29.09.2006 11:27
 

Ne yazık ki Türkçe'mize sahip çıkan sayısı gün geçtikçe azalıyor. Alış-veriş merkezlerine gittiğimde kendimi yabancı bir ülkede gibi hissediyorum. Bütün markalar yabancı, mağazalar da. Gerçekten üzücü! İnsanların kendi dillerini aşağılaması sık görülen birşey değil aslında. Biz kendi dilimizi sevmiyoruz, başka dilde söyleyince sanki daha tam oluyor, daha açıklayıcı. Aslında hiç de öyle değil. Ne yazık ki bunun farkında olmayan kuşaklar yetiştirildi. İlk yazılı eseri 1500'lü yıllara dayanan, içeriğindeki 500 bin kelimenin 460 bini sömürgecilikle, yani kanla oluşturulmuş İngilizce, baştacı oldu. İnsanlar yazılarında w, q ve x gibi Türkçe'de gerek duymadığımız harfleri kullanır oldular. Hatta bundan yola çıkarak AB bu harfleri alfabemize almamızı söyler oldu. Ne acı! Dedelerimizin kazandığı Kurtuluş Savaşı'nı, kültürümüzü ve dilimizi korumada kaybediyoruz sanki. Herkesin dikkat etmesi gereken bir konuda yazdığınız için size teşekkür ederim...

SerdarCan 
 14.09.2006 13:16
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum bende bazen kendimi yabancı bir ülkede gibi hissediyorum. Kendi özünü kabullenememiş, Avrupalı olalım diye tutturan,öyle çok insan var ki...yorumunuz için teşekkürler  14.09.2006 14:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 933
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Evet kendimden bahsetmeliyim. Ben 22 yaşında bir üniversite öğencisiyim.. Her genç kız gibi tabi ki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster