Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aile ve Çocuk Kaygı Terapisti Burcu Polatdemir

http://blog.milliyet.com.tr/yasamsenin

11 Ocak '21

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
40
 

Başkasının Mutsuzluğu

BAŞKASININ MUTSUZLUĞUNA SEVİNMEK

Başlık biraz ilginç oldu farkındayım. Almanca adıyla ‘Schadenfreude’ olarak kullanılan , sözlük anlamı olarak  ‘başkasının mutsuzluğundan mutlu olma ‘gibi bir duyguyu  tanımlayabilir. ‘Kötülükten duyulan sevinç  duyma’  anlamını barındırmakla birlikte   uluslararası da terminolojiye girmiş bir sözcük aynı zamanda.

İnsan;  bir başkası için; O kişiyi tanısın ya da tanımasın neden başka birinin mutsuzluğuna karşı sevinç duyabilir sizce ? Bunun  ‘normal ‘ görmemiz gereken ya da normalleştirilecek bir tarafı var mı? Neye göre normal diyeceğiz öyle değil mi? Burada görünen o ki; yaşanan bir psikolojik bir sıkıntıyı ifade ediyor maalesef ki. İnsanlar  karşı tarafın duygusuna karşı uzun süre ‘tepkisiz’ davranamayacağı gibi uzun süreli o şey karşısında aksi bir ruh halinde kalamaz. İnsan olarak ‘empati’ yapmak duygularımızı besler ve insan olmanın manevi anlamda karşılığını hissetmemizi sağlar. Fakat ‘Schadenfreude’ kelimesi bize  bunun empatiyle yakından ilişki olmadığını göstermekte.  Neden mi? Hepimiz çoğu zaman gördüğümüz,dinlediğimiz,  karşılaştığımız olaylar karşısında , hızlıca  o kişinin anlattığı duyguya giremeyebilir hatta aynı histe olamayabiliriz kendi gündemimiz dolayısıyla vs. Bu oldukça insani bir durum… Sizin içinde bulunduğunuz durumla  karşı tarafın yaşadığı şeyler ya da geçtiği süreç tamamen farklı olabilir. Fakat aynı duygudaşlığı o an için sağlayamamakla aynı şey değil bu anlattığım. Burada ; olumsuz olaydan kendine mutlu olacak bir neden çıkarmak söz konusu.

Yüzyıllardır insanoğlu varolmaya  başladığı andan itibaren duyguları vardı. Korku, öfke, sevgi, merhamet vs gibi.  Kültürel , sosyal olarak birlikte yaşadığı topluluğa bir şekilde uyum sağladı . Bir dağın tepesine çıkıp inzivaya çekilen Tibet rahiplerinden değilse elbetteJ  Uyum olmazsa zaten sosyal yaşam diye de bir şey olmazdı. Dolayısıyla öğrenilen her duygu bize insan olmanın gerektirdikleriyle yüzleştirdi. Bu bağlamda empati de önemli yerini korumuş oldu. Duygudaşlık da denebilecek ‘empati’ yi  kendini karşısındakinin yerine koyarak, insani bir duygu geçişi konusunda  hepimizde  aynı hisleri hissetmemiz konusunda  yardımcı oldu.

Kötülükten mutluluk duyanların sayısının;  araştırmaların gösterdiği ölçüde bu kadar artması  , bana göre son 20 yılda sosyal medya ve internetin hayatımıza girmesiyle daha da arttı . Kendi yaşadığımız hayatın dışındaki dünyanın mükemmel olduğunu bize empoze eden sosyal medya dünyasının ,  kendini yetersiz ve eskisi kadar doyumlu olamadığını fark eden insanoğlunun da  bir şekil kendini rahatlatma ihtiyacı doğdu. Bu da psikolojik yanılgıya düşen sosyal medya takipçilerini gafil avladı. Yani zıtlıkların varlığı..

Bu ne demek: ‘Dışarıda benim hayatımdan farklı o kadar güzel bir hayat var ki herkes belli ki mutlu.. Bir tek benim hayatım yeterince can sıkıcı’. Bu düşünce o kadar baskın bir hale geliyor ki kişi artık kendinden nispeten refahı olan  ya da mutlu bir insan gördüğünde buna katlanamaz hale geliyor. Ve bu ona haz vermeye başlıyor. Diyelim ki; bir kişi işini kaybediyor. O sırada karşılaştığı kişi de ekonomik olarak zorluk yaşayan bu kişiye;  yaptığı alışverişi ballandırarak anlatmasından rahatsız oluyor. Bu duygu dünyasında yaşadığı gerginlik, karşı tarafın da işini kaybetmesiyle kendini hazza bırakıyor. Maalesef ki biraz sert gelmiş olabilir. İnsanoğlu dünyada var olmanın yolunu kendini dengede tutmayı öğrenerek de kanıtlamadı mı zaten?

Bu psikolojik bir rahatsızlıktır sizin başınıza gelenle karşı tarafın yaşadıkları arasında eksi ya da artı diye bir korelasyon bağı söz konusu değil. Bu; duygu dünyamızın kendi başımıza gelen şeylerle ilgili oluşturduğu bir  bakış açımız. Başımıza gelen her şeyin kendince bir nedeni  var. Böyle bakmaya çalışmadıkça ve sosyal medya da bu noktada tam gaz devam ettikçe ‘Schadenfreude’ sayısı gitgide artacak gibi duruyor. Herkese mutlu haftalar

ETEM SEVİK, Nurcan Koşan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 144
Kayıt tarihi
: 12.04.15
 
 

2003 yılında İstanbul Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra insan ilişkilerini odak noktası alarak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster