Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
545
 

Başkentin Yeraltından Notlar-2: Gerçekdışı bir Yerüstü için Gerçek bir Yeraltı

Başkentin Yeraltından Notlar-2:  Gerçekdışı bir Yerüstü için Gerçek bir Yeraltı
 

foto: Henrik Fredskild


Bir şehrin ruhu tüketmeyi sevdiği şeylerle yakından ilgilidir. Kimi şehirler vardır en çok aşk tüketir. İstanbul böyledir mesela. Herkes aşktan bahseder, aşkı arar, aşk giyinir, aşk takınır, aşk kokar, aşk pişirir ve aşkı satın alır. İstanbul kendini en çok aşk tüketicisi olarak ifade edebilir bu yüzden. Bu düzende ancak tükettiğince var olduğun için de ne kadar aşk tüketirsen o kadar varsındır İstanbul’da. Sanatçıları aşkı üretir, aşkı yazar, aşkı besteler, aşkı söyler, aşkı oynarlar. Ama bir şeyi ne kadar çok tüketirsen değeri o kadar azalır. Aşk, İstanbul için ancak geçmişte aranıp bulunabilecek bir şeydir bu yüzden. Bugün ve şimdi, aşk sadece bir nesnedir İstanbul şehri için. Bu yüzden İstanbul'da aşkı arayan birinin yeryüzünde işi yoktur.

Kimi şehirlerse en çok gerçeklik tüketirler. Ankara da buna iyi bir örnektir. Gerçekliğin bu kadar sevildiği ve içine edildiği, karşısına gerçekötesi, bilimkurgu bir gerçekliğin yerleştirilebildiği başka bir yer var mıdır ben duymadım, bilmiyorum. Yalan bu tür şehirlerin öteki adıdır -ki zaten benim en çok ilgilendiğim yanı da bu gerçeklikten kopuş kısmıdır- öyle ki gerçekdışılık ve bir tür düşte yokoluş neredeyse bu şehirlerin her bir yanına, yollarına, insan yapısı ne varsa her şeyine sinmiştir içten içe. Böyle şehirleri düşündüğümde aklıma gelen aslında yeryüzündeki gelmiş geçmiş bütün başkentlerdir. Çünkü yeryüzündeki bütün başkentler her zaman iktidarın kurulduğu, yüceltildiği yerlerdir ve gerçeklerden bahseder, gerçeği arar, gerçekleri giyinir ve gerçekleri satın alırlar. Aslında onları güzel yapan da gerçekliği bu kadar arzularken sonunda gerçekdışı oluşlarıdır bir anlamda. Bir canlı ölüme ne kadar yakınsa o kadar azalır gücü. Bu yüzden insanoğlunun kurduğu bütün düzenlerde bir yandan güç iddiasında olup bir yandan ölümün kıyısında duran tek varlık başkentlerdir. Başkenti sevmemdeki sebep işte bu gerçeklikten uzaklığıyla bir düş ülkesi oluşu, yeraltına ve ölüme yakınlığıyla başka şehirlerden çok daha gerçek oluşudur. Çünkü hayatta gerçek olan tek şey ölümdür. Yaşam bir düştür ve sadece yaşanıldıkça düş olduğu anlaşılır.

Gerçekliğin tüketildiği bütün başkentlerin aşkı tüketen bir rakibi vardır. Gerçeğin arandığı ideallerin gerçeğin ötesine geçerek kurduğu düzenlerin alabildiğine baskın olduğu başkentlerin karşısında geçmişiyle ona direnen, kurduğu bütün düzenlere kendi düzenini dayatan, aşkı arayan, hayat dolu, düzensiz, karmaşık, elle tutulamayan, kontrol edilemeyen bir gizli başkent vardır. Ankara ile İstanbul, Moskova ile St. Petersburg, Washington ile New York, ya da Johannesburg ile Cape Town gibi. Gerçek olmayan başkentlerde yaşayan insanlar, güvercinler, hatta kediler ve köpekler bile, bu düş ülkesindeki durgun bir denizde yaşayan balıklar gibi hergün aynı kişileri, yerleri, görmeyi, işitmeyi, aynı mekanlarda yaşamayı, yemek yemeyi, çalışmayı, hiç tanımadıkları yabancıları ikinci kez görmeyi, aynı dolandırıcılar tarafından ütülmeyi, aynı hırsızlar tarafından soyulmayı, aynı katiller tarafından öldürülmeyi severler.

Alışmak, yeryüzündeki şehirlerin hiç kullanılmayan ve pek de bilinmeyen öteki adıdır. Çünkü alışmak bir canlı için hem güçtür hem de iktidar. Bir yere ne kadar alışırsa o yerin o kadar efendisi olur. Bir canlıya ne kadar alışırsa başka bir canlı, yalnızlığından o kadar korkar. Bu yüzden yeryüzündeki bütün başkentler değişimden, yalnızlıktan, karmaşadan ve hayatın gerçek ve görünmeyen kaosundan korkar. Ama yeryüzünün en zengin ve en derin yeraltı, yerin üstündeki düzenin en güçlü olduğu yerlerde gelişir. Zıtlıklar denge için vardır. Yeryüzünün dengesi için bütün zıtlıkların kucaklandığı yerler en çelişkili, uzlaşmaz görünen birlikteliklerden doğar. En uysalın dengeleyicisi ve tamamlayıcısı en vahşi olan, en güzel olanınki en çirkin olan, en zekininki en aptal olan, en güçlününki en zayıf olan, en gerçek, hatta gerçekten daha da gerçek olanın dengeleyicisi de en yalan olandır.

Bence yeryüzündeki gelmiş geçmiş bütün başkentler yeraltındaki gerçekler adına en güzel yalanları söylemek için muhteşem mekanlardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

pek keyifle okudum..yüzümdeki gülümseme devam etti yazının sonu gelene kadar..istanbul ve aşk hakkında yazdıkların..geçeklik ve ankara hakkında yazdıkların..sonra birleştirdin sanki ikisini..biri kadın biri erkekmiş gibi geldi bana tuhaf bir biçimde..:)sanırım istanbulun kadın olduğuna karar verdim :) sonra alışmak ve en son yalan :) ne güzel harman ettin yazında hepsini.. Şairin dediği gibi bu puşt zulası istanbulun benim için büyülü bir yanı var :) aşkta,gerçeklikte,alışmakta,yalanda iç içe tüketiliyor ve kendi içlerinde anlamlarını değiştiriyorlar :)

Kenan Soyalp 
 12.05.2010 21:38
Cevap :
evet sanırım İstanbul kadın Ankara erkek gibi davranıyor ama bu anima ve animus gibi her ikisi birbirinin içinde gizleniyor ve başka türlü görünürken başka türlü davranıyor. Bence kentte doğmuş bizler için kentin en anlatılası yönü gerçekliğin kaybedildiği ve düşselliğin yaşatılabildiği anlara dair olsa gerek. sağolun, selamlar.  13.05.2010 17:38
 

Dostum başkenti seviyorsun. yoksa böyle güzel anlatılamazdı. İstanbul için aşk demişsin, -satılık ruhlar şehri de belki denilebilinir- İzmir için eğlence dediğini biliyorum:) ve birilerini kızdırdığını:)) bende bir ilave yapayım o halde, aşırı bölgeci:( Bu yazını da önerilerime alıyorum, hem çok güzel ve diğerinin eşi, birbirlerini tamamlıyorlar. sevgilerimle:)

n. 
 07.12.2009 17:20
Cevap :
sanırım haklısın Nilüferim, gerçeği kaybettiğimden beri. ben başkenti aynı anda hem seviyorum hem de nefret ediyorum ama bu tamamen alışmakla ilgili bişi sanırım ve kesinlikle kentlerin en iyisidir diyemem zira akdenizin dibinde bir zeytin ağacına sarılmak dururken. kentler yeraltına inmek için gayet uygun yerler. sağol seçkine, sevgiler  07.12.2009 18:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 1956
Toplam mesaj
: 568
Ort. okunma sayısı
: 2796
Kayıt tarihi
: 09.07.06
 
 

Başkentte doğmuşum ve orada gidilecek tüm okullara gitmişim: ODTÜ-Psikoloji ve Ankara Üni. İletiş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster