Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
16907
 

Başlık koyamadığım şiddet konulu yazı

Başlık koyamadığım şiddet konulu yazı
 

Kadına yönelik şiddet ile ilgili her gün birçok ilimizden farklı şekillerde ama sonuçta kadının ya öldüğü ya da bıçak ile delik deşik edildiği haberleri okuyoruz.

Bu hafta köfte patates yapmadığı için eşini doğrayan, çöp topladıkları at arabasını çöp arabasına çarptığı için eşini bıçaklayan, ilişkiye girmek istemediği için karısını hastanelik eden sözde ‘koca’ları okuduk.

Mor çatı kadın sığınma evleri var. Oraya sığınan bir kadını kocası gelip ikna ediyor, özür diliyor bir daha yapmayacağını söylüyor ve karısını alıp evin yolunu tutuyor. Ertesi sabah sür manşetteler. Adam kadını öldürmüş!

En ilginç olanı kadın polisin polis kocası tarafından öldürülmesiydi. Ev içi şiddette kadının ilk sığındığı yer olan karakolda aslında pusu kurmuş katil varmış haberimiz yok.

Eskiden eğitim seviyesi düşük, genelde doğuda duyduğumuz bu haberler, batıda ve eğitim seviyesi yüksek olan insanlarda daha fazla görülmeye başlandı. Bu konu hakkında bilinçleştikçe, daha çok dayak yiyen ve daha çok dayak atan hale geldik. İnsanoğlunun tahammülünün kalmadığı son noktada yaşıyoruz galiba. Ya da konuşmaktan, uzlaşmaktan aciz kocalar ne yazık ki yaratılışları itibari ile kadınlardan daha güçlü oldukları kaslı vücutlarına güveniyorlar. Sosyal hayatta iki kelimeyi bir araya getiremeyen koca, karısına karşı art arda iki yumruk atabiliyor ya da 43 bıçak darbesi ile onu delik deşik edebiliyor.

Bence nikâhtan önce şart olan kan testi gibi şiddete eğilimli olup olmadığının anlaşılması için psikolojik testi de devletin şart koşması lazım. Bu testten sonra şiddete eğilimi olanların tedavi olduktan sonra resmi nikâh yapmalarına izin verilmesi gerekiyor. Sanırım kısa vadede yapılacak en güzel önlem bu olsa gerek. Tabi nikâhsız, beraber yaşayan çiftler de var. Bu da kadının aldığı risk, sanırım bunun önüne geçemeyiz.

Geleneklerimize göre karı-koca arasına girilmez denirdi ve tanık olunan şiddete karışılmazdı. Bırakın kendi aralarında halletsinler denirdi. Bu kodlama ile büyümüş zihinlerimiz olayı farklılaştırarak tartışmaktan savaşmaya çevirmiş durumda. Bu durumda da aynı kod komutunu yerine getiriyor: ‘Karı koca arasına girilmez’, bırakın öldürsün, doğrasın, tecavüz etsin, darp etsin, sokakta saçlarından tutup süründürsün ama lütfen arasına girmeyin! Ne de olsa ‘O’ kocasıdır, koca hem sever hem döver!

Bu atasözleri ile büyümüş bir milletin geleceğinin şu anki durumunun kaçınılmaz olması şaşırılacak bir durum olmasa gerek.

İlkokuldan itibaren bizlere ezberletilen şu atasözlerini bir hatırlayalım:

1-      Kızını dövmeyen dizini döver.

2-      Karının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin.

3-      Karı koca arasına girilmez.

4-      Koca sever de döver de.

5-      Saçı uzun, aklı kısa.

6-      Elinin hamuru ile erkek işine karışma.

7-      Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at; kapında varsa kaldır at.

8-      Kadının yüzünün karası, erkeğin elinin kınasıdır.

9-      Kızını dövmezsen ya zurnacıya ya davulcuya varır.

10-  Kadın dediğin koluna taktın mı yakışacak, duvara çarptın mı yapışacak.

11-  Dayak cennetten çıkmadır. (Ama Cennet anaların ayaklarının altındadır. Burada bir tezatlık var ben çözemedim)

12-  Kaşık düşmanı.

13-  Eksik etek.

İşte taa atalarımızdan beri süre gelen bu sözleri ilkokulda öğrenmeye başlıyoruz. Öğretmenlerimiz tarafından ezberletiliyor. Hatta yazılıda da soruyorlar ve bizde bu sözleri yazarak başarı puanı alıyoruz. Durum böyle olunca şiddete yönelik bir toplum olmamamız beklenemezdi.

Uzman psikologların dediği gibi geçmişimize, çocukluğumuza dönmemiz lazım. Bakalım orada neler var? İşte dönüyoruz ve gördüğümüz tablo bu. Kısaca, kadını döv!

Bu atasözlerinin artık kullanılmayacağı hakkında TDK’ dan açıklamalar okudum. TDK başkanı Deyimler ve Atasözleri Sözlüğünden kadına yönelik küçümseyici atasözleri ve deyimlerinin ayıklanacağını duyurmuştu. Bu konu ile ilgili daha sonra haber çıkmadı. Eğer çıktı ve benim gözümden kaçtıysa lütfen beni bilgilendirin.

Bayan-kadın tartışmasında da artık ‘bayan’ sözcüğünün yerine ‘kadın’ sözcüğünün kullanılacağı söylendi. Sosyal medyada bu uygulama ile karşılaşıyorum. Örneğin, üye olacağım bir sitede cinsiyet kısmında -Erkek, Kadın- şeklinde ayrım yapılıyor. Demek ki herkes bayan sözcüğünden baymış!

Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlüğünce kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve istismarın bildirilmesi için “ALO 183 ŞİDDET HATTI” oluşturuldu. Ne yazık ki yeteri kadar kadına ulaşılamadığını düşünüyorum. Bu numarayı bilmeyen birçok kadın var. Bilseler belki son bir ümit ile bu numarayı arayarak yardım talebinde bulunurlar.

Sözün kısası içler acısı durumdayız. Zavallı durumdayız. Bu ülkenin gençleri, yaşlıları şiddete maruz kalıyor. Neden, niçin diye sorgulamaktansa nasıl çözebiliriz diye sorgulamamız lazım.

Yazımın sonunda taptığım Büyük Adam Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, kadınlar ile ilgili söylediği birkaç güzel söze yer vermek istiyorum.

1-      Kadının en büyük vazifesi analıktır! İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu vazifenin ehemmiyeti layıkıyla anlaşılır.

2-       Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.

3-      Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.

4-      Milletin kaynağı, toplumsal hayatın temeli olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.

5-      Kadınlarımızın genel görev ve çalışmalarda paylarına düşen işlerden başka, en önemli, en hayırlı, en faziletli bir ödevleri de “iyi anne” olmalarıdır.

6-      Dünyada hiç bir milletin kadını “Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim,” diyemez!

Yazımı Ecobella tarafından çekilmiş bir video ile sonlandıracağım. Bu konu ile ilgili söylenecek çok fazla söz var.

Kalbimiz buruk, beklide birazdan başka bir kadın cinayeti haberi alacağız…

Lütfen bu videoyu izleyelim, izlettirelim…

http://www.youtube.com/watch?v=qdmsn5yNt6o&feature=share

byetim bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok haklısın sana katılıyorum okulum için bende bu konuda bir yazı hazırlıyorum senden de birkaç kısmı aldım kusura bakma =)

CAN AVCI 
 17.02.2015 10:35
 

Nur Hanım güzel yazılarınızı sondan başa doğru okudum. Özellikle bu yazınızda irdelediğiniz konu için çok güzel bir yorumlamada bulunmuşsunuz. Sizi kutlarım. Umarım kökeni ilgili kişilerin çocukluk yıllarına kadar uzanan çok yönlü bu şiddet konusu bir gün en az düzeye indirilecektir. Bu konudaki çevre, kültür, eğitim, etkileşim ve geçim durumları gibi temel sorunlar eşit hukuk bağlamında çözülemez ise, nice yurttaşımız yine 'dizini dövecek' ya da 'el mi yaman bey mi yaman' diyerek önüne gelene saldıracaktır. Gerçekte bir türlü önlenemeyen terör sorunu da benzeri özlerden kaynaklanmıyor mu? Evlilik yolundaki çabalarınız için bütün yakınlarınııza da nişanlınıza da sağlık esenlik dilerim.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 22.05.2013 16:38
Cevap :
Güzel yorumlarınız ve temennileriniz için teşekkür ederim Ömer bey. Çeşitli konularda yazı yazıyorum. www.nuryilmaz.net adresinden yazılarımın tamamına ulaşabilirsiniz. saygılarımla.   30.05.2013 17:00
 

Bu şiddet uygulayanları aynı analar yetiştiriyor.Bence Çocuk yetiştirme aşamaları irdelenmeli bu nasıl oluyor..

byetim 
 23.02.2013 10:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2065
Kayıt tarihi
: 24.07.12
 
 

www.hatayrehber.com    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster