Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
612
 

Başlık Yok! (Aklıma Bişey Gelmedi)

Başlık Yok! (Aklıma Bişey Gelmedi)
 

Yazıya parfüm sıksan, hoş kokar mı mana!


Kaçabiliriz, kandırabiliriz, başkasıymış gibi olabiliriz, kim bilebiliriz! Aşık değiliz olabiliriz, olabiliriz olabilirizzz vs vs. Ne olamayız pekiii??? -Kendimize yalancı olamayız.

Üstad Necip fazıl Kısakürek'in "Başmakalelerim" adlı kitabından:

"Bir yerde, kesik bir baş bulmuşlar, acaba kime ait? Muhtarlık odasında bir camekana koyup, başı teşhir etmişler. Gelene sormuşlar, gidene sormuşlar, hiç tanıyan yok,

Nihayet adamın biri, tanır gibi olmuş; "aburlabutlar mahallesinden Hasib oğlu Nesib'e aittir" demiş.

Gitmişler, Aburlabutlar mahallesine... Hasib oğlu Nesib'i bulmuşlar, yakapaça getirmişler, kesik başın karşısına geçirmişler ve sormuşlar;

- Bu baş senin mi???

Hasip oğlu Nesip; gözleri faltaşı gibi açık, korkunç bir saffet ve tabiilikle haykırmış!

-Vallahi benim başım değil !’’

...............

Değil elbet, o kesik baş ne senin ne de benim, bakmadığımız sürece, inadına tanımadığımız sürece hiçkimsenin olarak kalacak o kesik baş.

Kesik başı boşver şimdi; ona sahiplenmek sorunun halledilmesi anlamına gelir. Halledilmiş bir sorunun kime ne faydası olur. Artık üzerine fikir üretemeyeceksin, üzerinden geçinemeyeceksin,üzerine binaen konuşamayacaksın, yazamayacaksın. Bir soruna sahip olmanın dayanılmaz hafifliğinden kurtulmuş olacaksın, ortalık bulanmayacak, bulanık suda balık tutulamayacak!

Ve sorunların içimize işleyen, yüzleşipte çözemediğimiz sıkıntısı var bir de. Sorun içimize işledikçe ve yıprattıkça, "acaba ben de bu sorunun oluşmasında , büyümesinde katkı sahibimiyim" düşüncesi de biryandan hasıl olmaya başlıyor . Lakin, kendini mahkum edemiyor insan! Dışarıyla yüzleşmek kolay; toplum dersin, sistem dersin, duyarsız insanlar dersin, dış mihrak dersin, hasıl-ı kelam atarsın suçun topunu birden, bunlardan herhangi birinin üstüne, yırtarsın soruna suç ortağı olmaktan.

Eğer kendinden uzak, kendi özünden ziyadeysen ve dışarındaysan; "kesik başın" sahibi sen değilsindir.elalem ne der sonra!
Ama vicdanındaysan şayet; içindeysen, kendinle yüzleşmekteysen, ya "kesik başın" sahibisin. yada "kesik başın" kime ait olduğunu biliyorsun.

İşte sorunumuz budur! Ne "kesik başa" sahip çıkıyoruz, nede bildiğimiz halde filancanın olduğunu söylüyoruz! Dışardayız çünkü, vicdanı evde bırakmışız ve "elalemin ne diyeceğinin" derdindeyiz.

Ama dile geldi "kesik baş"! hiç hesapta yokken; tanıdı bedenini, görmüş üstelik hem yanıbaşını hem de yandaşını, üslubu yenilenmiş, daha donanımlı şimdi. Ve artık tanınmak gibi bir kaygısı yok, sahiplenilmek gibi bir beklentisi yok. Özgüveni de yerinde!

Galiba haklı da; yaşamak için ölmek gerekmiş!
......

Öteki:- Pardon Usta! Ben; "kesik baş", sorun, vicdan vs. tam çözemedim durumu. Bakele! yoksa sen, kimin olduğunu yada kim olduğunu, çözdün mü bu "kesik başın" !

Usta:- şşşştt !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplum olarak her bi şeyi marjinal yaşıyoruz. Eski bir "kesik baş" efanesi daha vardı. Tam hatırlamıyorum ama kahramanın biri kesik başını koltuğunun altına alıp öyle savaşıyordu; "Başını verdin toprağını verme" bağlamında. Nereden nereye gelmişiz. Ama millete de diyecek yok. Zaten onca cephede tek başına savaşıyor. Aşını, işini kaybetmemek için deli gibi çabalamasına rağmen aldığı ortada. Başka bir şeyle uğraşacak gücü yok ki. Bu ülkede toplu dilekçe vermek bile suçken, kim kesik başları konuşabilir? Selamlar...

vakayinüvis 
 12.04.2008 10:59
Cevap :
Söylediklerinize kesinlikle hak veriyorum. Bahsettiğiniz "Genç Osman Efsanesi" olabilir. Evet, İnsanlara bişey yaptırmak yada yaptırmamak istiyorsanız, kaybedecek küçük şeylerini, büyükmüş gibi gösteirirsiniz. Kimsesizlik psikolojisi içine sokarsınız. O zaman kimsenin gıkı çıkmaz. Sizin misalinizden yola çıkarsak; aş ile işi veren kul mudur? yoksa veren yaratııcı, kul ise sebepmisir? iş bu noktada neyi nereden bekleyip? neye karşı ne kadar dik duracağımızn hesabını iyi yapmalıyız! Yada "müdahale" veyahut "tavır" için hesap yapmak zaman kaybıdır belki de. Neyse efendim değerli yorumunuzla kattıklarınız için teşekkür ederim. Aldım kabul ettim. Selam benden efendim.  12.04.2008 20:18
 

Hiç bana öyle bakma. Kesik başın sahibi ben değilim. :) Sevgiler kendine iyi bak.

Esma KAHRAMAN 
 11.04.2008 16:43
Cevap :
:))) Tamam sana inanıyorum. teşekkür ederim, sende iyi bak kendine.  11.04.2008 23:28
 

Sevgili Yucel, orneklerin iki seyi hatirlatti bana...biri modern zamanlarda sorumluluktan kacisi, digeri de "kisi once kendini kandirmali ki baskalarini da kandirabilsin" dusuncesini...Kalemine saglik. Sevgi ve saygilarimla.

Biraz 
 09.04.2008 20:22
Cevap :
Evet, sevgili Biraz; anlatımın beslendiği kaynak sizin hatırladıklarınız aslında. Tabiki bu durum kişilerin ifadelerinde farklılaşabiliyor ama anlam aynı sonuç olarak. Bu durumda ifade tarzı ile alakalı sanırım. Yani" inanmadığımız bir şeyi, asla inandıramayız" . Katkı makamındaki değerli yorumun için teşekkür ederim. Sevgi ve saygımla  09.04.2008 20:28
 

"El alem ne der?"derdinde olup da susan ve onaylayan için hayat ne kadar kolay düşünsene. Kimse ile papaz olmaz. Kendi vicdanımı boşver onu çoktan içinin derininde bir yerde unutmuştur zaten. Amaaa "El alem ne der?" umursamayan çok önemli bir şeyi göze almak zorunda: yalnızlığı. Ve o kendi doğrularına sırtını dayamayı, kendi doğruları ile kolkola olmayı göze alacak kadar cesur olmalı. Ve bilmeli ki; kendi doğrularından ödün vererek herkesce kabul edilmekten bin kez yeğdir kendi doğrularınla yapayalnız yürümek. Kalemine sağlık benim sevgili dostum. Sevgimle sana her zaman...

Fulya 
 08.04.2008 22:23
Cevap :
Eğer kendi doğrularımızı şak diye ortaya koyamıyorsak, ne yapmalı? Galiba biriktirmeliyiz, o kadar biriktirmeliyiz ki, artık birikecek yer bulamamalı ve çıkmalı kendiliğinden fışkırır gibi. O zaman elde olmayan nedenden dolayı vicdanda rahata kavuşsun. değil mi! Kendiliğinden olmasının yolunu bulmalı bir şekilde:) Teşekkür ederim dostum. Sevgim ve saygımla  08.04.2008 22:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 121
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 592
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

  Yıldız yüklü gecelerde Üşüyerek beklerim. Canım tellere takılır, Ellerimde yüreğim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster