Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '06

 
Kategori
Doğal Tedaviler
Okunma Sayısı
48608
 

Basur ve incir ağacı

Basur ve incir ağacı
 

Yıl 1987. Sivasın Suşehri ilçesinde Kılıçkaya barajı inşaatında çalışıyoruz.

Büroda, yol projeleri üzerine çalışan bir ağabeyimiz vardı. Adı Faik.. İşi oturarak çalışmak.

Karayollarında çalışırken de oturarak çalışmıştı. Aynı işi özel sektörde devam ettiriyordu.

Gündelik hayatı, yemek saatinde yemekhaneye gitmek, sonra gelip masaya oturmakla geçiyordu.

Uykuda geçirdiği saatleri çıkarırsak, herhalde ömrünün yarısı oturarak geçmişti...

Gün geldiki, Faik abimiz sandalyede yan oturmaya başladı. Otururken yüzündeki sakin masum ifade kayboluyor, yerini acılı bir ifadeye bırakıyordu.. Derdini tahmin etmiştik. Kendisi , çekinerek te olsa derdini bizimle paylaştı.

Hayatında ilaç nedir kullanmamış yaşlı ve sağlıklı bu Karadeniz insanı, birden ızdıraplar içinde, rahat oturamaz olmuştu.

Tüm çalışanlar kendisini çok seviyordu ve herkafadan "kocakarı" ilacı tarifleri geliyordu.

Birçoğunun uygulaması güç, bir çoğunun da malzemesini bulmak olanaksızdı.

Benim gibi genç arkadaşlar da, bu tarifleri verenlere kızıyor, doktora gitmesini söylüyorduk.

Faik abimiz olgun, aydın, bilime inanan , doğru yolun doktordan geçtiğini bilen bir insandı.

Gelgelelim doktora gösterilecek yer insanın gösterebileceği en son yerdi..

Sonunda tariflerden uygulaması en kolay, malzemesini bulması zahmetsiz birini uygulamaya karar verdi.

Tarif Şuydu; İncir ağacı yaprakları kurutulacak, nane gibi "öfelenecek", kuru ve serin yerde saklanacak.

Hergün bir tas çorbanın içine nane koyar gibi, bir tatlı kaşığı bu "incir yaprağı baharatı"ndan konulup içilecek.

Yalnız bu incir yaprakları Mersin'den getirtilecek! Başka yerinki olmuyormuş!

Burada tarifi veren ya muziplik olsun diye Mersinden gelecek dedi. Ya da bunu deneyip sağlığına kavuşan ilk kişi Mersinliydi. Ya da gerçekten öyle olması gerekiyordu.

Onun için ben de incir yaprakları Mersinden gelecek kısmını tarife koydum.

Faik abimize Mersinden incir yaprakları getirtildi.

Hemen gazete arasında , evire çevire kurutuldu.

Yapraktaki kalın damarlar ayıklanıp bir güzelce öfelendi.

Faik abimiz bunu boş bir ilaç kutusunun içine koydu. Hergün çorbaya bir tatlı kaşığı serpti..

Hatta yemeklerin üzerine bile serpmeye başladı.

İlk üç ayda faydasını görmüş ve basurdan kurtulmuştu.

Ancak hastalığın tekrarından korktuğu için bir yıl kadar bu uygulamayı devam ettirdi.

Şu anda seksenli yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim, Trabzonda ikamet eden Faik abimize uzun ömürler diliyorum.

İncir meyvesinin şeklinin de, basur memesine benzemesi beni hep düşündürmüştür..

Bu hastalıktan muzdarip olanlara da önce doktara gidin diyorum.. Sağlıklı doğal bir yaşam diliyorum..

NOT:Bu tarif, bir ilaç tarifi değildir. Sadece benim gibi orada bulunan bir çok insanın canlı şahitliğinde yaşanmış bir olaydır. Lütfen önce doktora gidiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çünkü bu tarifi yollayacağım sorunlu dostlarım var. İşe yararsa Allah razı olsun, yaramazsa da Allah razı olsun. Hoşgeldiniz. Yazılarınızı merakla bekliyorum.

Kırkında LEVENT 
 22.10.2006 13:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 12764
Kayıt tarihi
: 19.10.06
 
 

1981 yılında K.T.Ü Orman Fakültesi'nden mezun oldum. Şimdi emekliyim ve eşim Neşe Şehvar Taşkaya ile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster