Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
246
 

BATI YOLCUSU KALMASIN...

Batıya dair yapılan övgüler sövgüler bitmek bilmiyor. Güç merkezi olarak oradan korkmamız mı gerek? Bu soru çok komik koyunun kasaptan korkmasının ne işe yarayacağı ile eşdeğer bir soru? Aslında kabul edelim etmeyelim; biz 1. Dünya Savaşı’nda sadece yenilmedik. Öncesinde neydik bilinmiyor ama sonrasında da esir düştük…Bu esirlik fiziksel esirlik olarak düşünülmesin. Gerçi en kötüsü de fikirsel esaret olsa gerek. Gerçi ne vardı denebilir? Bir medeniyet düşünün hızını düşürdükçe diğerleri hızlanıyor, ters orantılı olarak değişen bu yolculuk bizi bugünlere getiriyor. 

Böyle bir girişe katılmayabilirsiniz. Hakkınızdır. Afrikalılar da kendilerinin özgür olduğunu düşünebilirler her ne kadar biz Afrikalıların durumunu bilsek de onların kaynaklarını yüzlerce yıldır Avrupa ve Amerika ekseninde ülkelerin sömürdüğünü, beyinlerini fikir, zihin ve tüketim anlamında doldurduklarını bildiğimizden bir Afrikalının kendince savunacağı özgürlüğü bize komik gelir, pek samimi gelmez. İnandırıcı olmaz, inanmayız. Burada somut veriler vardır. Sadece bir Fransa’nın sömürdüğü, halen etkisindeki tuttuğu ülkeleri şöyle bir göz önüne alınca geriye söyleyecek bir şey kalmamalıdır diye düşünürüz.

Mevzu kendimiz olunca, nedense pek soyut şeylerle konuşmayı severiz. Hâlbuki matematiksel olarak veriler ortada durur. Somut verileri tartışmak can acıtıcı olduğundan Türkiye’de sayılamayan şeyler üzerinden kazanç sağlama modası içten ve dıştan gelen büyük bir baskıyla sürer gider. Siyaset soyutlarla yapılır, din, milliyetçilik, Allah ve Peygamber… "Dünya düzeni" somut şeyler üzerinde yürürken bir süre daha bu düzen yürüyecek gibi görünüyor. Gelenler de gidenler gibi soyutlar üzerinden konuşuyor, halen cennet ve cehennem ile vatan sevgisi ile milleti oyalayadursun, somutların yüklenip dışarıya gitmesine ne demeli? Bebek sanayisi bebek fikrini büyütmek bir Türk aydının en önemli görev ve sorumluluğudur. Gerçi sesini duyamayız ama algılama kanalı sadece göz ve kulak olsaydı diğer duyu organları insana verilmiş olmazdı.

Batı batıdır, cazibe merkezidir doğru. Okyanustur o da doğru, dereler ona akar o da doğru. Batıya akıtan kanallar, her zaman değişir ve binlerce kanaldan oluşur. Bu kanallar bizi bağlar, bizimse derdimiz bağlanmak değil de bağlamak ve bağlanmadan ayakta hür ve özgür olarak durabilmektir.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1974
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster