Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
441
 

Batılılar ve Trump Sağolsun! Bize Kendilerinin ve Arap Kardeşlerimizin Gerçek Yüzünü Öğrettiler

Batılılar  ve Trump Sağolsun! Bize Kendilerinin ve Arap Kardeşlerimizin Gerçek Yüzünü Öğrettiler
 

Batı anlayışında, "Kazanmanın ahlakı yoktur!"


Aramızda kaç kişi, Mustafa Kemal’in Çanakkale’de komuta ettiği askeri birliklerin: bir Türk, iki Arap alayından meydana geldiğini bilmektedir? (1) Bununla birlikte “Araplar arkamızdan vurdular!” İddiasındaki gerçeği de.

 “…Yıl 1974... Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan hemen sonraki günler... Türk Silahlı Kuvvetleri adaya başarılı bir çıkarma yapmış ve oradaki Türkleri kurtarmıştı. Onuru kırılan Yunanistan ayaktaydı. Türk-Yunan savaşı her an patlayabilirdi.Türkiye’nin böyle bir savaş için silahlı kuvvetleri hazırdı ama ciddi silah eksikliği vardı. Taner Baytok o dönemde NATO’da görevli bir diplomattı.  Türkiye, İran ve Irak’a silah için başvurdu…”(2)

Başvurulur, ancak, ihtiyacımız olan silah ve malzemeler Libya’da bulunmaktadır.

“…Dışişleri, Libya ile hemen ilişki kurdu. Libya, Kaddafi’nin kapattığı ABD üssünde bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi. 

Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi. 
* * *
O sırada Ecevit iktidardaydı. Hasan Esat Işık Milli Savunma Bakanı’ydı. Işık, Taner Baytok’u çağırıp Kaddafi’ye teşekkür mektubu gönderileceğini bildirdi. 
“Sen atla Libya’ya git ve yeni silah isteğimiz de olduğunu ilet” talimatı verdi.
Genç diplomat bakana şu öneride bulundu: “Efendim, gönderilen ve yeni alacağımız silahların parasını da vereceğimizi bildirelim.” 
Bakan bu öneriyi kabul etti ve Baytok Libya’ya uçtu. 
Baytok Libya genelkurmay başkanına Türkiye’nin silahların parasını ödemek istediğini iletti ve yeni silah isteğinde bulundu.
Libya Genelkurmay Başkanı “Sizden para almayız. Depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim” dedi. 
Heyetteki Türk subaylar üsse giderek işe yarayacak silah ve malzemeleri belirledi. Bunlar 4 DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye’ye gönderildi. 
Her şey Kaddafi’nin kesin emri ile olup bitivermişti.(3)

Aşağıda anlatılan ikinci olay, o toprakları (Arap Topraklarını) terk ettiğimiz dönemde yaşanmıştır. Olayı aktaran:

“Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun Türk” İsimli kitabın yazarı: Selahattin Günay’dır. (1890-1956):

(Günay) Harbiye’den mezun çiçeği burnunda bir teğmen olarak Nisan 1912’de müfreze komutanı olarak Şam’a tayin edildi…Müfreze komutanı olarak Filistin’in çeşitli yerlerinde bulundu. 1914’te, bugün Suriye sınırları içinde kalan Havran’a jandarma komutanı olarak atandı. Osmanlıların 1918’de bölgeden çekilmesine kadar da yörede görev yaptı.

-“Bu ayrılış o kadar hazindi ki, bunu layıkıyla izaha imkân görmüyorum. Yalnız şu kadarını söyleyeyim ki, bu ayrılıkta duyduğum hüzün ve elemi babamdan ve baba ocağımdan ayrılışımda duymamıştım. o canım yerleri belki bir daha görmemek üzere terk ediyor, vatanın bu parçasını öksüz ve yetim bırakıyorduk. … Ah o ne acı anlar ve günlerdi. … Nereden ve nasıl haber almışsa, tam vedalaşıp kaleyi terk ederken büyük kapıdan çıktığımda, tahsil görmüş yirmi beş yaşlarında bir arap delikanlısı karşıma çıktı. Onu uzaktan görür ve bilirdim. Fakat konuştuğum bir şahsiyet değildi. iki elimi öptü,

-“Ah siz ve siz Türkler bizi kimlere bırakıp böyle gidiyorsunuz ya Selahattin? Arkanızda koca bir tarih bırakarak buradan ayrılıyorsunuz. Ne yazık ki biz sizleri bulamayacağız” diye hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ayakta duramıyordu. Sonra kalenin duvarına dayandı. Ne çare ki ben yolumdan kalamazdım”(4)

1911 Ekim’inde, İtalya hiçbir uyarıda bulunmaksızın Kuzey Afrika’daki Trablusgarp’e askeri sevkiyata başlayarak kenti ve kıyının bir bölümünü ele geçirdi.

Gitmek isteyen (Osmanlı) subaylar Afrika’ya kendi olanaklarıyla gitmeliydi. Her genç subay gitmeyi planlıyordu. Enver derhal gitmişti bile. Paris’te askeri ataşe olan Fethi de, Marsilya’dan bindiği bir Fransız balıkçı teknesiyle oraya koşmuş ve Tunus’ta karaya çıkmıştı.

Mustafa Kemal diğer iki arkadaşıyla birlikte kara yolunu seçti. İskenderiye’ye vardıklarında İngilizlerin Mısır’ı tarafsız yer ilan edip, sınırı kapattıklarını gördüler. Mustafa Kemal bir Arap kılığına girerek batıya işleyen hafif raylı demiryolundaki bir trene bindi. Yalnızca birkaç kelime dışında Arapça bilmediği gibi, açık renk saçları ve mavi gözleriyle Arap’a benzemiyordu da. Sınır karakolundaki subay bir Mısırlıydı. İskenderiye’deki İngiliz kumandanından Mustafa Kemal’in eşkâlini ve onun tutuklanıp kendisine gönderilmesine ilişkin bir emir almıştı.

Mısırlı, subay, bir Müslüman’dı ve tüm Hıristiyanlardan olduğu gibi İngiliz ve İtalyanlardan da (hiç ayrım yapmaksızın) nefret ediyordu. Tüm yakınlığı ve sevgisi Türklerden yanaydı.

Gene de aldığı emirleri gözden uzak tutması mümkün değildi. Mustafa Kemal’in bir Türk olduğundan emin olunca, mavi gözlü bir başka yolcuyu tutuklayarak, Mustafa Kemal’i dualarla uğurladı.(5)

Bu Mısırlı zabitle geçen olayı Kılıç Ali (Atatürk’ün Hususiyetleri, İstanbul, 1955) şöyle aktarıyor:

“Hududa yakın ve demiryolunun sonu olan Ahar Terkip istasyonuna yaklaştıkları sırada kontrol memuru Mısırlı zabit bunları tevkif etmek istemiş.

Mustafa Kemal Bey, zabitin hissiyatı diniyesini kışkırtacak sözlerle işi açıklamaya mecbur olmuş. Zabiti ikna etmiş. Fakat Mısırlı zabit gene de: “Oraya bir an evvel gitmesi lazım gelenler gitsin. Fakat vaziyetiniz o kadar nazarı dikkat celbetti hiç olmazsa içinizden oraya gitmesine beis olmayanlardan birkaçını bize teslim ediniz, ” diye işi pazarlık mevzuuna sokmuş.

Bu görüşmeler neticesinde çarnaçar kafileye katılan Bingazili topçu zabiti ile tüfekçi ustasının ve bir de Kahire’den kendilerine yol göstermek için terfik edilen kılavuzu teslime mecbur olmuşlar. Fakat Mustafa Kemal bunları ne yapıp yapıp kendilerine iltihak ettirilmelerini Mısırlı zabitten rica etmiş, Mısırlı zabit de:

“Müsterih olun kendi atım ile onları da mücahedenize yetiştireceğim,” cevabını vermiş.

Hakikatten de bir müddet sonra arkadaşlarını tekrar serbest bırakıp kafileye kavuşturmuş.” (6)

...

Şimdi Amerika’ya ve son bir-iki yıllık dönemde yaşadığımız ekonomik hareketlenmelerin arka planına ve ve bize olayı eldivensiz aktaran Amerikalı Michael Rubin’e (*) ve tweetlerine geliyoruz:

Rubin, eski Pentagon görevlisi ve çok iyi Türkçe bilmektedir.

İşte bahsekonu  tweetleri:

-23 Mart 2017

Acaba Erdogan Katar parasiyla odeme yapamadigi zaman gercekte kac kisi kendisini izleyecek?

-10 Mayıs 2018

Turkiye ekonomik felakete dogru gidiyor ama secimlerde bu cok farkedecek mi? Erdogan secimlerde Turklere hesap vermemek icin Suriyelilere vatandaslik veriyor.

-16 Mayıs 2018

1 dolar 5 TL ne zaman olur? Haftaya? 1 dolar 10 TL hemen secimden sonra mi olacak? Erdogan'in cehaleti ve egosu Turk halkinin alim gucunu ve ekonomik birikimlerini bitiriyor.

-22 Mayıs 2018

Erdogan hicbir zaman Islam dunyasinin lideri olamaz. Zira, Islam durustlugu emreder, Erdogan yolsuzlugu. Islam egitime onem verir, Erdogan'sa kaba ve cahildir. Islam tolerans dinidir, Erdogan irkci. Islam kanunlara saygilidir, Erdogan'sa kanun tanimaz.

-28 Haziran 2018

AGIT secimlerin adil olmadigini soyluyor. Adil secim platforumu Erdoganin oyunun sadece yuzde 44 oldugunu ileri suruyor. MHP nin oyunun 11.1 olmasi imkansiz. Asil bu hileler sonucunda ic savas baslar.

-28 Haziran 2018

Muhalefet liderlerinin  Erdogan tarafindan tehdit edildiklerini inkar etmelerinin 3 nedeni olabilir: (1) gercekten tehdit edildikleri icin (2) ic savastan kacinmak icin (3) zayif olduklari icin. Dogru cevap: 3 sikta dogru!

-09 Ağustos 2018

Erdogan'in durust uzmanlari, egitimli ve batiya acik burokratlari görevden almasından sonra Turkiye'nin yeni Venezuela olmasina sasirmamak lazim.

Eski Pantagon görevlisi Michael Rubin satır aralarında ne demektedir?

-Acaba Erdoğan Katar parasıyla ödeme yapamadığı zaman gerçekte kaç kişi kendisini izleyecek? (Anlaşılan (Arap Kardeşlerimizden) Katarlılar, ülkemizde ciddi miktarda yatırım yapmakta, sermaye getirmektedir.) Amerikalılar, kendileri dışında başka bir yerden kaynak bulmamıza şiddetle karşıdırlar.

Peki, (Tarihimizdeki) Arap Kardeşlerimizin hakketmedikleri Düşmanlıklar nereden kaynaklanmakta, bunun arkasında neler yatmaktadır?

Daha doğrusu bu proje kime aittir?

Türk-Arap Düşmanlığı, gerçeğinde: Türk, Türkiye ve İslam düşmanlığıdır.  Batılılarla ne zaman bir sorun yaşamışsak (kimi zaman kimi yöneticilerini dışarıda tutarak), bizim için üzülen, yardım için çırpınan Araplar ve Müslümanlar olmuştur.

“Arap (Türk) Düşmanlığı” için halklar arasına ekilen nefret tohumunun arkasında hangi ülkeler ve hangi beklentiler  bulunmaktadır?

“..Ben Fransız mekteplerinde okudum. Bugün Suriye, Irak ve Lübnan’da eşraf ve ağaların evlâtları Cizvit mekteplerinde okur. Öteki Arap diyarlarında ise İngilizce hâkimdir. Onlar ya İngiliz mekteplerinde, ya Amerikan kolejlerinde okurlar. Hepsinin gayesi, Türkler hakkında benim sahip olduğum bilgileri telkin etmektir: Hepsi için müşterek düşman Türklerdir. Bu itibarla Arapları malum, hatta gayri malum gayelere sevketmek emelinde olanların ele alacakları yegane mevzuu Türk düşmanlığıdır. Zannediyorum ki, bizim hatamızı bizden sonrakilerde ister istemez düşeceklerdir.”(1)

Bu ibretlik sözler, Osmanlı Divan-ı Harbi huzurunda, Arap hareketinin liderlerinden Refik Rızzık Selum tarafından dile getirilmiştir.

Özellikle Petrolün, Sanayi Devrimi ile birlikte öne çıkması, Osmanlıyı o topraklardan sürmek için, Ortaya suni bir “Arap-Türk düşmanlığı” çıkarılmış ve bu suni düşmanlık, ince oyunlarla, oya gibi işlenerek- beslenerek günümüze kadar getirilmiştir.

Maalesef bizler de (çoğunlukla) bu tuzağa düşmüşüz.

Sonsöz:

“Her şerde bir hayır vardır.”

“Bir musibet bin nasihatten evladır.”

 

www.canmehmet.com

Resim:

Açıklama ve kaynaklar:

(*)Michael Rubin(d.1971). Amerikan Girişim Enstitüsü ("American Enterprise Institute") adlı kuruluşta çalışmaktadır. Ayrıca Amerikan Donanması Askeri Akademisinde (Naval Postgraduate School) öğretmenlik ve Amerika'da yayınlanan Middle East Quarterly (Ortadoğu bülteni) dergisinin editörlüğünü yapmaktadır.(*)

(1) Osmanlının Tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu, Sahife:253

(2-3- http://www.hurriyet.com.tr/bir-kaddafi-anisi-17115996

(4) “Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun Türk” Selahattin Günay

(5) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/ulkemizde-yabanci-okullar-ve-bu-okullarin-kurulus-amaclari.html

(6) Atatürk’ün Hususiyetleri, Sahife:34

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Kemal Atatürk'ün ingilizlerle ilişkisi 1918 yılından sonra mı başlamıştır?Yani Hilafet'i kaldır.Arap Alfabesi yerine Latin Harflarini tetkik et.Musul Kerkük'ü bize ayır gibi?

mehmet binlik 
 15.08.2018 12:41
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Bir kez daha yazalım: 5 Ocak 1918 : İngiltere Başbakanı (Osmanlı’nın geleceğini) “yeni düzen”i açıklar. (I.Dünya Savaşı'nın bitmesine 10 ay vardır) Bundan üç gün sonra. 8 Ocak 1918'de, ABD Başkanı Wilson (kararları), "yeni düzen"i teyit eder. 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanır. (Yeni düzende Türkler Anadolu'ya çekilecek, diğer milletlerle ilişkilerini keseceklerdir) 12 Kasım 1918 : I.Dünya Savaşı sonlandırılır. 15 Mayıs 1919 : İşgalciler, başarılı olamayacaklarını bildikleri halde, Yunanlıları Anadolu’ya çıkartırlar.(Yunanlı Kolordu Kmtn. Bunu açıklamıştır)11 Ekim 1922:İşgalciler, taşeron Yunanlıları Anadolu’dan geri çekerler.(Mudanya Antlaşması)1 Kasım 1922:Osmanlı Saltanatı kaldırılır.24 Temmuz 1923:Lozan Antlaşması imzalanır..23 Ağustos 1923:TBMM’nin Lozan Antlaşmasını onaylar.3 Mart 1924: Hilafet kaldırılır. (Hanedan yurtdışına sürülür) 15 Nisan 1924: İngiltere Lozan’ı (ne karşılığı) onaylar. Tarih, bugünlerin temelidir. Sağlıcakla kalınız.  15.08.2018 18:21
 

Mehmet Bey, herkesin kulağına küpe olması gereken bu değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun. Baki selamlar.

Dr Atanur Yıldız 
 12.08.2018 6:56
Cevap :
Değerli Dr. Atanur Yıldız, Aslında tarih (ibret alınmadığı için) bir kez daha tekerrür etmektedir. Yaklaşık 900 yıl evvel Haçlıların soygun için geldikleri Ortadoğu; bir kez daha talan edilmekte, halkları katledilerek, yerlerinden sürülmektedir. O dönemde ilginçtir: Yahudiler de dahil olmak üzere tüm bölge halkı tek yürek olarak haçlılara karşı Müslümanların yanında savaşmış ve onları geldikleri yere göndermişlerdir. Ancak, ibret alınmadığı için ileri dönemde Örneğin, Yahudiler (görünürde)bir devlet uğruna ABD/Avrupa'nın, onların ifadesi ile, "NATO'nun en ucuz paralı" askeri olmuş ve bölgenin elini haçlılara karşı zayıflatmış, Osmanlının yıkılmasında yer almışlardır. Osmanlıdan sonra bölgede zulümde başlamıştır. Ne yazık ki (Batının)bu oyununa bölgenin diğer unsurları da katılmıştır. Umalım ki: Ortadoğu'da yaşayan tüm halklar yaşananlardan bir ibret alarak aralarında tekrar bir birlik kurarlar. Yazıyı okumanıza ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  12.08.2018 12:44
 

allah razı olsun yazınızı kaydetiyorum bir gün lazım olur diye hakkınızı helal ediniz

osman nuri gezer 
 10.08.2018 22:33
Cevap :
Değerli Osman Nuri Gezer, Yazıyı okumanıza ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Rabbim sizden de razı olsun. Bu yazıları bir gün kullanır, bir kardeşimizin istifadesine sunarsanız bizi mutlu edersiniz. Bu konuda bir hakkımız varsa elbette helal olsun. Sağlıcakla kalınız.  10.08.2018 23:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 999
Toplam yorum
: 2630
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1711
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster