Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
699
 

Bayan E 'nin umuda yolculuğu son buldu...

Bayan E. dün sabaha karşı aramızdan ayrıldı, O artık yok... Umuda yolculuğu sonsuzluğa yolculuk olarak bitti.

Gerçekten yaşamışmıydı? Bilemiyoruz... Tek bildiğim ölümüne çok yakınımmış gibi üzüldüğümdür. Yaşama tutunmak için ilik naklini beklerken, 4 kardeşinden
tek uyumlu olan ablasının vazgeçmesi üzerine, yaşamla ölüm arasındaki yola düşen çaresiz bedeni daha fazla dayanamadı bu acımasızlığa.

Bir abla kızkardeşinin ölümünü (bilerek) hazırladı. Bayan E'nin yorgun, kırgın ve çaresiz bedeni toprağa koyulurken ablasının hiç mi kılı kıpırdamadı? Hiç mi gözyaşı dökmedi? En azından hiç mi üzülmedi?

Hepsinden başka isanların gözlerine bakabildimi?

Lanetler okunabilir, kınamak için en ağır sözler sarfedilebilir ama artık bayan E. yok. Hiç olmayacak da bundan sonra.

"Bana yaşam bağışlaması için yalvaracağım" demişti. İnsanlık vicdanının sınırlarının nerelerde olduğunu gördük hep beraber. Kör cehaletin aklı selime ve tıp bilimine olan galibiyetini engelleyemedik. Koca koca profesörlerin, uzman doktorların ablasını ikna çabaları yeterli olmadı.Son dakikasına kadar tüm nakil ünitesinin olağanüstü sevgisi ve desteğini alan Bayan E. artık hepimizin yüreğinde bir buruk acı olarak kalacak.

Ölüme karşı hangi kelimelerin ve cümlelerin kurulacağını bilmiyorum. Bayan E. nin ölümüne (!) ise isyankar olmak da istemiyorum. Çünkü O ölmedi; göz göre göre ölümüne sebep olundu.

Gerçek nedir? Yaşam gerçektir, ölüm de öyle. Cehalet gerçektir, akıl da öyle. Bayan E'nin yaşama tutunamayışı da gerçek, yaşam mücadelesini kazanma ümidi de gerçek. O halde Bayan E.'yi bu denklemin neresine yerleştireceğiz?

Umudunun ve bedeninin tükenişini adım adım yaşarken yaşam hakkında neler düşünmüştü? Gencecik bedeni acılar içinde kıvranarak son nefesini verirken aklından bu dünya ile ilgili neler geçiriverdi?

İnsanoğlunun ölüme karşı olan çaresizliği ve kaderciliğimiz bile, Bayan E'nin bu sessiz sedasız vedasını içimize sindirmemizi enlelleyemiyor.

Önceki yazımda "benim de kardeşimsin bayan E." demiştim. Üzüntümü ifade edemem, artık dularım O'nun için. Sadece bir kere karşılaşmama rağmen hüznünü ve yaşama karşı duruşundaki asilliğine tanık olduğum bir insanı asla unutamam.
Her 14 Ağustos'ta içimi bir sızı kaplayacak ve tüm benliğimi saracak, biliyorum. Bayan E. için dua edecek, O' nun yaralı
bedeninin sardığı asil ruhunu düşüneceğiz hep birlikte. Umuda yolculuğunun son yolculuğa dönüştüğünü bilerek aramızdan yıldızlar gibi kayıp giden Bayan E... Kardeşim bayan E...

Allah mekanını cennet eylesin, melekler yoldaşın olsun. Dünya üzerinde görmediğin şefkat ve sevgiyi Allah' ım ahirette yaşatsın sana...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ahmet Bey, Bayan E. için çok çok üzüldüm. Allah'tan rahmet diliyorum. Ama çok çok üzüldüğüm bir nokta daha var ki üzüntüden çok anlaybilmiş değilim: Bir insan kendi öz kardeşinin ölümüne nasıl seyirci kalabilir? Bir insan nasıl kardeşinin yaşama şansı varken hiç bir şey yapmadan durabilir? Kardeşlik demek ki aynı anne babanın çocuğu olmak demek değil. Kardeşlik çok daha derinde bir yerde. Sevgiler...

Fulya 
 15.09.2006 12:44
Cevap :
Fulya hanım,cehalet ile açıklanabilecek bişey değil.Yazıda belirttiğim gibi profesörler dahil tüm hastane ekibinin ısrarlı ikna çabaları da boş çıktı.Üzülmekten ve dua etmekten başka çaremiz yok ne yazık ki...  16.09.2006 8:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 879
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1759
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

1970 doğumluyum.Karadenizin bir sahil şehrinden, hayatın güler yüzlü tarafına tutunmak için İstan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster