Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
719
 

Bayan hanımlar hamamda nasıl bayılırlar?

Bayan hanımlar hamamda nasıl bayılırlar?
 

“749071 numaralı GÜVENİLİR blog üyesi tam 4 aydır yazmayarak ipe un sermiştir. ‘Öldün mü len Culduz?’ diye başlayan mail ve mesajlar birbiri ardına gelir. Benliğine, ev ödevini yapmadan okula giden veletlerin haleti ruhuhiyesi  hâkimdir! Aklına ‘Klavyem bozuldu da; faremin içine şey kaçtı da’ türü yalanlar kıvırmak gelir ama buna tevessül etmez. En nihayet klavyesinin başına çöreklenir ve işte tam bu sırada Ferhunde Hanım gelir…”

-4 ay uzun bir süre Sayın Culduz. Niye bu kadar çok ara verdiniz?

-Yaşlandık Ferhunde Hanım, yaşlandık artık. Yaşlanınca kenara çekilmesini bilmeli insan. Bunalım geçiren gençlere yer açmalı.  Ne o öyle çen çen de çen çen? Bizim bir kalıpçı ustamız vardı… Yeri gelince  “Ellisine kadar her haltı  yicen ama ellisinden sonra kendini dine vercen!” derdi sık sık! Biliyorsunuz; “kırkından sonra azanı” diye bir laf vardı eskiden. Azan ve yazan… Aynı kapıya çıkıyor sonuçta.

-Şaka yapıyorsunuz herhalde?

-Herhalde yani!

-Siz pek çok kez "Milliyet Blog Sitesi emekli memur sitesidir" diye saptamalarda bulunmuştunuz. Böyle bir sitede gençlerin aradıklarını bulamaması gayet doğal değil mi?

- Gençlerin ne aradığına bağlı tabii. Niyetleri yazı falan değilse burası onlar için hayal kırıklığı yaratabilir. Öncelikle belirtirsek;  bu sitenin emekli memur sitesi olması kötü bir şey değil. Kötü olan, insanın bulunduğu ortamı bilmemesi ve tanımlayamamasıdır bence. Kütüphaneye üye olup o kütüphaneden tek bir kitap okumamak gibi bir şey bu! Sadece genç üyeler değil, yaşı geçkinler de ne tür bir siteye üye olduklarının farkında değiller bana kalırsa. Araştırma, inceleme, keşfetme yazı uğraşının olmazsa olmazlarındandır. Yaşlısı da, genci de “merak yoksunu” bu sitenin.

-Merak yoksunu derken?

-Bu sitenin hatırı sayılır bir geçmişi ve oldukça zengin yazı arşivi var. Oturup inceleyeceksin. Daha önce neler yazılmış, neler tartışılmış araştıracaksın. “Tık” konusunda olsun; “Güvenilir üyelik” konusunda olsun veya siteyle ilgili diğer konularda olsun. Gıt gıt gıdaklayıp “Kolomb” yumurtaları peydahlamanın bir faydası olmasa gerek! Bir üye hoşuna gitmeyen bir yazı veya yorum mu yazmış? Hemen klavye başına oturmadan o üyenin esamisini araştıracaksın.  Herkes eve, arsaya, altın veya dövize yatırım yapar; Sayın “dengesiz” üye de “üyelik sayfasına” yatırım yapmış.  Değişik isim ve rumuzlarla onlarca sayfa edinmiş. “Binbir” surat olduğunu gizleme ihtiyacı bile hissetmeden “moruklar gençlere yer açsın” deme küstahlığında bulunuyor. Tepki alınca da mutluluktan havalara uçuyor. Ama daha beter olan üyeler de var tabii.

-Daha beteri de var mı?


-Onlar ayrı cenahta ve ben onları “sevgi/saygı tellalı” diye nitelendiriyorum. Sitede bir uyuşukluk varsa  bu tür tellallardan kaynaklanıyor. Ne akar, ne kokar! Sadece sevgi ve saygılarını sunar. Yazıyla çiziyle alakasız… Ruhsuz, kokusuz ve tatsız…48 saatte yetişen Hollanda salatalıkları gibi yavan!

-E peki ya editörler? Niye bir ayıklama yapmıyorlar?

-Bence çok güzel yapıyorlar. Bu tür portreler kolay kolay ele geçer mi? Roman yazcem, kitap bastırcem demekle olmuyor bu işler. Al işte sana “arıza” bir tip. Araştır, incele ve romanının kahramanı yap! Oblomov olmasaydı, Gençerov olur muydu?  Zübük olmasaydı, Aziz Nesin neylerdi? Böyle bir kaynağı kurutmayı editörlerden beklemek(yazı uğraşı adına) başlı başına haksızlık bence…  Hırlısını hırsızını;  cambazını, düzenbazını; fetbazını, aymazını ayıklarsak  ne roman yazılır, ne de öykü!

-Siz de her şeyi normal karşılıyorsunuz Sayın Culduz. Milliyet Blog Sitesi üyeler tarafından bir "aile" olarak algılanıyor. Biraz titizlenmek ve bazı yaptırımlarda bulunmak gerekmez mi?

-“Aile” söylemi bana bir hayli iddialı geliyor, Ferhunde Hanım. Sağlıklı bir ailede bu tür fetbazlıklar pek olmaz diye düşünüyorum. Olursa da artık o topluluğu aile olarak görmemiz pek mümkün olmasa gerek. Kaldı ki aile içinde bu tür durumlarda “zımparalama” işlemi devreye girer. Burada ise rende ve hatta hızar gerekli.  Ama “mahalle” derseniz itiraz etmem. Öyle bir mahalle ki, evler vardır hane hane…  Burada da her sayfa bir hane…Akşam bastırınca ışıklar süzülür renkli perdelerin gerisinden. Uzaktan bakınca mutlu bir ortam varmış gibi görünür. Yemek kokuları yemek kokularına karışır ve siz o akşam kimin ne yediğini kolay kolay bilemezsiniz. Hangi evde şiddet var, hangisinde “ensest”, kolayından bilmek mümkün değildir. Ufaktan yansır dışarıya ama çark bir şekilde dönmeye devam eder. İmza toplamak, mahallenin muhtarını devreye sokmak da mümkün değildir. MB sitesi de böyledir işte. Sonuçta üyeler kavun değil. Mabat  koklayarak işlem yapılamaz burada.

-Peki, yazmadığınız bu 4 ay boyunca neler yaptınız?

-Her zaman olduğu gibi çorba peşinde koşuşturduk Ferhunde Hanım ama bir “okur” olarak üyeliğimizin hakkını verdik. Okunması gereken yazıları kaçırmadık. Kimi yazılara yorum bile yazdık. Öyle ya; sitemizin “okura” da ihtiyacı var

-Sahi, şu sıralar kendini"yazar", diğer üyeleri de "canım okurlarım" olarak görenlerin sayılareı bir hayli arttı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

-Eskiden beri vardı bu durum. “Geçici” bir sendrom işte. Zamanla ayakları yere basacak o arkadaşların. Herkes kendini bir “nane” sanır. İnsanın doğasında var bu ama “2 nane” sanmak biraz itici kaçar. Yazıya; özellikle de “Blog kategorisinde” yayına verilen yazılara “canım okurlarım” diye başlamak pek  akıllıca değil bence.

-Kıdemli bir üyesiniz, senelerdir spor, siyaset ve güncel konular varken hep üyelerle ilgili yazılar yazıyorsunuz ve hep eleştirel oluyor bu yazılarınız, neden?

-Spor, siyaset ve benzeri konuları ele alan arkadaşlar yeterince var. İnsanı ele alan yazılar yazmak daha bir çekici geliyor bana zira onlar daha önemli benim için(Hazine hazine). Bu arada, isim vermeden de olsa(kıyamam kendime) kendi aptallıklarımı da tezgâha yatırıyorum tabii.

-İyi ama bu tutumunuz sizi pek sempatik kılmıyor site nezdinde. Bu duruşunuzu da isimlendirmek gerekmez mi?

-Ne diyelim? Tek kelimeyle “fırlamalık” işte! Şeytan” gör” diyor bazen. E göz dediğin de görmeli zaten.

-Söyleşi başlığınız biraz alakasız gibi. Nereden geldi aklınıza?

-Valla 4 aydır yazı falan yazmıyorum Ferhunde Hanım. “Bayan Hanımlar” beni bağışlasınlar. Aklıma öylesine geliverdi işte!

-Peki Sayın Culduz, söyleşi için teşekkürler.


-Ben teşekkür ederim efendim, güzel pazarlar.

ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yokluğunuz hissedilmiyor dersem yalan söylemiş olurum, kii sevmem yalanı, yokluğunuz hissediliyor sayın yazarım. Siz de görmüşsünüz ya, bu sıralar bir yaramaz çocuk var buralarda dolaşan, yaramazlığı annesinden yediği şamarlar sayesinde hafiften arsızlığa dönüşmüş, hani şamarı yedikçe acımadıki acımadıki diye salya sümük ağlayan bir çocuk bu. Ne diyelim canı sağolsun, büyür elbet.

Nuray Ors 
 16.11.2013 10:33
 

Ben ustayı üstad diye çeğırırsam kim ne diyebilir ki? Oysa size yorum yapmadım şu an. Sadece elinize ve dilinize sağlık diyorum... Mahallede görüşürüz...

ERIC VAN BUYTEN 
 13.11.2013 6:03
 

Siznle Culduzumuz barışmadı gitti. Tweeterda gördüm yazınızın linki vardı ' Şimdi barış zamanı (gelin dostlar barışalım) diye. Bravo dedim büyüklük yapmış. Yazınızı merak ettim okumak istedim, göremedim. Herhalde düzenliyorsunuz ya da barıştan vazgeçtiniz... Bana beklerim çay içmeye.

İbrahim ARSLAN 
 25.10.2013 16:45
 

Hojgeldin bre !

Muzaffer Cellek 
 25.10.2013 11:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1605
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster