Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
763
 

Baykal gitsin sol iktidar olsun!

Deniz Baykal ve sol ile ilgili olarak yapılan olumsuz yorumları yıllardır izlerim...Genelde katıldıklarım da olur katılmadıklarım da. Ama, "Baykal Gitsin Sol İktidar Olsun" yorumuna hiç katılmamışımdır. Nedenini isterseniz açıklamaya çalışayım.

Deniz Baykal gitsin sol kurtulsun CHP iktidar olsun yorumu yıllardır yapılmaktadır, ama sonuçta hiçbir şey olmamaktadır. Nedenini hiç düşündük mü acaba? Sanırım burada "Çözüm kültürü" konusunda toplumumuzda gözlemlediğim bazı davranış biçimlerinin önemli katkısı var;

Şöyle ki, sorunların çözümü hayatın her diliminde karşımıza çıkan bir problemdir. Her çözüm girişimi ve deneyimi, dünyayı ve hayatı biraz daha iyi bir şekilde anlamamızı sağlar. Bu arada başarısızlıklardan ve hatalarımızdan da öğreniriz. Aslında, "Hayat Problem Çözmektir" felsefesi üzerine kurulmuştur diyebiliriz.

Türkiye'de kişisel ve gündelik sorunlara, pratik çözümler bulma kültürü epey gelişmiş bir düzeydedir. Sorunlara kestirme çözümler bulmak bize çekici gelir. Kalıcı iyileşmeye yönelik çözümlerin gerektirdiği zahmetten çoğu kez kaçarız.

Mazeret üretiminde üstümüze yoktur. Bir şeyleri hiç yapmamak veya eksik yapılan işleri hoş göstermek için üretilen bahane ve özürler, çözüm üretimine giden yolu kapatır. Aksaklıklar için bir mazeret bulduğumuzda rahatlar ve suçun hep başkalarında olduğuna inanırız. Suç başkalarında olduğuna göre, sorunlara çözüm bulma görevi de onlara düşer tabii ki!

Örneğin suçlu Deniz Baykal çözüm Deniz Baykal istifa etsin, gibi... Ya da Kadir Topbaş'ın işlerin gecikmesinden dolayı arapsaçına dönen İstanbul trafiğinin sorumlusu olarak müteahitleri ortaya atması gibi...Enerji Bakanı'nın özel sektör santral yapmıyor, o yüzden enerjide sorun var demesi gibi...

Bu tip çözümler bizi elimizi taşın altına koymaktan kurtaracağı için işimize gelir. Sonuçta yıllardır yaşadığımız üzere birinin yaptığını diğeri bozar, harcanan emek ve para boşa gider, bu arada birileri zengin olur..

Bu tip yöntemler ile ulaşılan geçici çözümler ise ancak kısa bir süre yararlı olur. Bir süre sonra sorun daha ağırlaşmış olarak gündemin ilk sırasına oturur.Türkiye'deki tüm yatırımı İstanbul'a yapıp, ondan sonra artan nüfusun sonucu olarak artan trafikten şikayet etmek gibi...

Türkiye'de bir sorun ortaya çıktığında çoğunlukla öfkelenme ve bazı tepkiler gösterme yeterli görülür ve çözüm hep başkalarından beklenir. Oysa sorunların çözümü için kendimizde dahil olmak üzere herkesin kendi çapında çabasına ihtiyaç yok mudur? Bir sorunun çözümüne katkımız ne kadar küçük olursa olsun, sorunları azaltır ve çözüm ihtimalini yükseltmez mi sizce?

Albert Einstein'ın vurguladığı gibi "Bir sorunu, o soruna yol açan varsayımları esas alarak çözmek imkansızdır" O yüzden paradigmalarımızı değiştirmemiz gerekir. Ancak o zaman sorun diye algıladıklarımızı farklı bir düzlemden gözleme yapma şansına kavuşur ve çözüme daha kolaylıkla gidebiliriz.

Şimdi gelelim Deniz Baykal olayına. Deniz Baykal CHP kurultayında delegelerin oyunu alarak seçilmiş midir? Evet. Tıpkı Demirel, Özal, Erbakan, Çiller, Erdoğan, Mumcu, Bahçeli, Ağar ve bundan önceki tüm sağ parti genel başkanları gibi.

Ama ne zaman CHP'de ya da sol partilerde liderlik yarışı olsa tüm medya ve kamuoyu bunu bir hizipler çatışması olarak görmüştür. Baykal'a hizip başı denmesinin nedeni de hemen her Genel Başkanlık yarışına girmesi dolayısı iledir zaten... Halbuki böyle bir yarış demokrasinin vaz geçilmezi değil midir? Genel Başkanlığa aday olmak herkes gibi Baykal'ın da hakkı değil midir?

Madem Deniz Baykal sorun olarak görülüyor, o zaman partiye girilir, çalışılır, karşısına aday çıkarılır, seçime gidilir, seçim kazanılır ve kendisi o koltuktan indirilir. Bunun demokratik yöntemi bu değil midir? Ya da parti üyeleri ve il başkanlıkları nezdinde her türlü iletişim yöntemi uygulanarak tepki gösterilir.

Parti içi demokrasi buna cevaz vermiyor ki mazereti burada kesinlikle kabul edilemez. Çünkü parti içi demokrasi de yine partililer tarafından oluşturulur. Sonuçta ilgili tüzük oylama sonucu yürürlüğe girer.

Sol birleşsin diyoruz ve Deniz Baykal'ı engel olarak görüyoruz. DSP, SHP ve diğer sol parti liderleri ve medya CHP ve Baykal'a birleşmenin önünde engel olarak görüyorlar. Pekiyi, 1980'li yılların sonunda ve 1990'lı yılların başında, henüz CHP açılmamışken, SHP'yi daha doğrusu solu en çok bölen ya da aşındıran parti DSP değil miydi? O zamanlar Ecevit'in lakabı "Bir Bölen"değil miydi? O zamanlar Ecevit ısrarla birleşme önerilerine karşı çıkmıyor muydu? Seçim öncesi ittifakları da hayırlı görmediğini ifade etmiyor muydu?

Karayalçın, CHP'den istifa ederken yeni bir parti kurmanın solu bölmek anlamına geleceğini bilmiyor muydu?

Devam edelim, buna benzer hareket Fazilet partisinde olup da Erdoğan ve arkadaşlarına partiyi bölüyorsunuz denmemiş miydi? Ama ne oldu? Erdoğan ve arkadaşları ilk katıldıkları seçimde iktidar oldular. Demek ki halk da o heyacanı ve güveni yarattılar.

Aynı heyacan ve güveni CHP'den ayrılanlar yaratabildiler mi? Hayır! O zaman sol için zemin CHP'de demek ki. Katılım, mücadele ve yenilenme bu partide gerçekleşmeli ki uzun vadeli ve kalıcı bir çözüme kavuşulsun. Bu da anlatmaya çalıştığım gibi problemin değil çözümün bir parçası olunmasıyla olacaktır.

Esenlikler dilerim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vatandaş oyunu kullanırken, neleri kıstas olarak alıyor? a)Okur, araştırır, oy vereceği kişinin dürüstlüğüne, ilmine, irfanına bakar kullanır. b) Oy vereceği kişi; geçmişte vatanına, milletine çok yararlı işler yapmıştır, Bilir, tanır, oy verir. c) Medya; Vazoya çiçek koyar gibi Adayı ortaya koyar, parlatır, cilalar, Vatandaşta, okur! izler! düşünmesine gerek bırakılmaz! Vatandaşta; "Ya... Vay anasına be... Benim oyum buna, adam ne konuşuyor, delikanlı be… Helal kardeş...” Der, ve oyunu kullanır. Ben Demokrasiyi gerçekten anlayamadım. Anlatan, açıklayan olursa, cehaletimden kurtulurum herhalde. Baykal mı? Pardon unuttum. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 28.02.2007 15:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 565
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster