Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '11

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
221
 

Bayram, açlık ve Mona Lisa

Bayram, açlık ve Mona Lisa
 

Kaynak: Web


Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, “Hanım bunu Ramazan'a sakla” dermiş. Gel zaman git zaman Ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış. Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş. Kadın:  

- “Adın ne senin?” demiş.
- “Ramazan”
- “Ramazan mı? Dur öyle ise...”
Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek, içecekler varsa kaplara doldurmuş.
- “Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu” demiş.  

Ramazan geldi, gidiyor... tıpkı fıkradaki gibi o gelince en güzel sofralar kuruluyor. Yemeklerin yarısı yeniyorsa, diğer yarısı kesin artıyor. Artan yemekleri değerlendirebilenler şükranları hakediyor. Lakin diğer yanda, menüleri çeşit çeşit donatılmış restoranlardaki durum bana hiç de iç açıcı gelmiyor. Öyle olunca da, Ramazan yerine “Somali” için kalan o en güzel lokmaları saklamak geliyor insanın içinden.  

Ülkemiz insanının merhametini, zaafiyet karşısında duyarlılığını, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için nasıl da seferber olduğunu görünce etkilenmemek elde değil. Yalnızca Somali için de değil. Bakınız tüm dünyada askerlerimiz, gönüllü ekiplerimiz. Nerede bir felaket olsa önce bizim milletimiz koşuyor yardıma.  

Kendi aramızda da öyle değil mi? Birisi bir yardım çağrısı yaptığında herkes var yok demeden katkıda bulunmak için elinden geleni yapar. Kıt kanaat geçindiğine bakmadan hemen ihtiyacı olanla paylaşır bizim insanımız. Şüphesiz ki bu cömertlik, bu yardım severlik çok büyük bir nimet. Vicdanlı bir milletin evlatlarıyız.  

O merhametli vicdanlardan oluşan kamu vicdanı, ne güçlü bir eldir. Ramazan’da kurulan iftar sofralarında hergün dolup taşan o çadırlar, iftar sonrası eğlenceler ile şenlenir sokaklar. İçtenlikle uzanır eller birbirine. Zayıf olan, güçlü olanın varlığını yanında hisseder. Tıpkı Somali’ye uzanan eller gibi. Şüphesiz oradaki açlık ve sefalet için daha yapılması gereken çok şey var. Yalnızca orada mı? Burada da yapılması gereken çok şey var.  

Yaklaşan bayram öncesinde kamu vicdanının bu büyüklüğünü tasarrufta da görmek mümkün olacak mı mesela? Lüks lokantalarda, mükellef sofralarda israfı önlemeye yönelik tedbirler alınabilecek mi? Ya da otellerin herşey dahil opsiyonlarından yararlanırken, zihnimize bir dipnot olarak “yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz” emrini dahil etmek ne kadara mal olur dersiniz?  

Bereketli bir ay geçirdik. Oruç vazifesini yerine getirenler için zorlu bir süreçti. Kuraklık ve açlığın küçük bir nebzesini tecrübe etmek bile nefsi ne kadar zorluyor, gördük. İftar saati ile bir anda açlığı unuttuk. Bayram ile tüm sıkıntılar unutulacak, rahata kavuşulacak. Diğer yandan da yeni gelen günlerde açlık, savaşlar dünyanın dört bir yanında yine devam ediyor olacak, tıpkı diğer kısımlarındaki israflar gibi. Yüzlerin güldüğü kısımlar ile neşesi buruk olan kısımlara bakınca, tüm dünya canlı bir Mona Lisa tablosu...  

Bayramınız bereketli, gülüşünüz tatlı mı tatlı olsun.
Sevgiyle kalınız.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster