Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

05 Aralık '08

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
922
 

Bayram gelmiş neyime!

Bayram gelmiş neyime!
 

İslamda dini bayramlar dayanışma, kardeşlik ve barış üzerine kurulmuştur.

Dini bayramlarımız sosyal dayanışmanın doruklara ulaştığı, herkesin ve her kesimin birbiriyle kucaklaştığı anlar olmuştur.

Dini bayramlarımızda fakir fukaraya, gariplere, kimsesizlere sahip çıkıldığı, yardım elinin uzatıldığı ve tanrıya olan iman ve inancın tazelendiği kutlu günler olarak içtimai hayatımıza yer etmiştir.

Günümüzde dini bayramları özellikle de fakir, kimsesiz ve düşkünler “dört gözle” bekler hale gelmiştir.

Bizim çocukluğumuzda özellikle ramazan bayramı ve öncesi ramazan ayında hali vaktiyerinde olan aileler mutlaka iftar sofralarına çevrelerindeki fakir fukarayı davet eder, karnını doyurur, elinden geldiği kadar da bu insanların evinin ihtiyaçlarını temin etmeye çalışırdı.

Son dönemlerde ise Türk İslam toplumunun bu misafirperverliği yok olmaya yüz tutmuş, insanlarımızın büyük çoğunluğu kendi geçiminin derdine düşer hale gelmiştir.

İslamın çok güzel bir örneği olan sosyal dayanışma ve yardımlaşma alışkanlıkları yavaş yavaş kaybolmaya başlamış, hayat pahalılığı ve kentleşen toplum bu alışkanlıklarından uzaklaşmaya başlamıştır.

Yıllardır ülkemizin kötü yönetilmesi, uygulanan yanlış politikalar özellikle kırsal alanda tarımı, hayvancılığı vurmuş, sonuçta fakirleşen köylümüz çaresizlik içersinde büyük kentlerimizin varoşlarını doldurmuş, ekonomik çıkmazlar içersinde yıllardır debelenip durmaktadır.

Milli gelir paylaşımı geçen zamanda hep çalışanların, emekli, dul ve yetimlerin aleyhine işlemiş, zorlaşan hayat koşulları ise fakiri daha da fakir hale getirmiştir.

Ancak her iktidar döneminde ise “İktidar kendi zenginlerini yaratmada” hiç de zorluk çekmemiştir. Bu iktidar zenginleri de beş yıldızlı otellerde, yine kendileri gibi “imkan yaratılan” zenginlerine iftar sofraları kurmuşlardır.

Son dönemlerde ise sıkça rastladığımız “iftar çadırları” meydanlara kurulmaya başlamıştır. Bu çadırların masrafları ise kimi zaman belediyeler, kimi zamanda esnaflar finanse etmektedir.

Birkaç yıl öncesine kadar bu çadırlara iyi kötü bir maaşı olan, orta halli diyebileceğimiz insanlarımız gitmezlerdi. Daha doğrusu bu çadırlara giderek iftar açmayı kendilerine “zül” sayarlardı. Artık bugün bu çadırlar emeklilerle, sabit ücretlilerle, işsizlerle, memurlarla dolup taşmaktadır.

Bir zamanlar Rahmetli Özal tarafından “Orta Direk” denilen bu kesim, son yıllarda pahalılaşan hayat, milli gelirin adaletsiz dağılımı sonucu “yok olmaya yüz tutmuş”, Türkiye nüfusunun yaklaşık %60 yakını yoksulluk sınırının altına itilmiştir.

Önümüzde yine dini bir bayramımız olan ve “islamın en büyük sosyal dayanışma” örneği olan kurban bayramımız var.

İslamiyet’e göre, hali vakti yerinde olanlar Allah rızası için kurban kesmekle, kan akıtmakla ve bu kesilen kurbanları akrabalarıyla, yoksulla paylaşmak zorunda.

Ancak, bizim birçok “hali vakti yerinde, zengin olan” insanlarımız ise bırakın kurban kesmeyi, fakir fukaraya yardım etmeyi, dokuz günlük tatil programlarının peşinde koşmaktadırlar.

Her dini bayramlarda ve yılbaşlarında olduğu gibi birçok zenginimiz bu bayramı da tatil gözüyle değerlendirmekte, Uludağ, Kartalkaya, Palandöken, ya da dış ülkelere bir an önce kendini atmayı tasarlamaktadır.

İnsanların tatil yapmasına, eğlenmesine tabii ki karşı değiliz, gezmek, görmek onların en doğal hakları. Benim burada üzerinde durmaya ve vurgulamaya çalıştığım, kurban bayramı vesilesiyle kurbanını kesip, eş, dost akrabasını ziyaret edip, elinden geldiği kadar çevresindeki fakiri, yetimi gözetmek ve yardım etmek yerine, “tası tarağı toplayıp” bir yerlere kaçmayı alışkanlık haline getirmek, İslam’ın o güzel sosyal dayanışma ve yardımlaşma adetlerinden giderek uzaklaşılması tehlikesidir.

Yaklaşan kurban bayramı nedeniyle;

Emekli, dul ve yetimlerimiz;

Sayısı giderek artan ve on milyonu bulan işsizimiz;

Komik asgari ücretle emeği sömürülen milyonlarca işçimiz;

Yaklaşık %70’nin yoksulluk sınırının altında çalıştığını bizzat bağlı bulunduğu sendikaların açıkladığı “devleti teslim ettiğimiz” memurlarımız;

Sabah kepengi kaldırıp, günlerce “siftah etmeden” kepengini indiren esnafımız;

Çaresizlikten, yoksulluktan büyük bir koro oluşturmuşlar ve;

Hep bir ağızdan bir türkü tutturmuşlar:

—Bayram gelmiş neyime,

Kan damlar yüreğime.

Gelecek bayramlarda “yüreğimize artık kan damlamaması” dileklerimle, tüm İslam âleminin bayramını kutluyorum.

Sonsuzluk (Osman Özeker)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 282
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2947
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster