Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2764
 

Bayrama hazırlanır gibi...

Bayrama hazırlanır gibi...
 

Cumhuriyet Miting’inin, İzmir’imizde yapılacağı zaman belli olur olmaz, bir heyecan sardı beni. Daha önce yapılan mitinglere katılamamamın getirdiği eziklik, yerini büyük bir coşkuya bıraktı. İçimde bir kıpır kıpırlık; inanılmaz! Yerimde duramıyorum. İş yerinde arkadaşlara, evde konu komşuya, yürürken esnafıma da bulaştırıyorum coşkumu; “Hazırsınız değil mi, geliyorsunuz değil mi?” diyerek. Zaten bütün bir hafta, artık simge haline gelen; kırmızı renge boyandım. Her gün, ya eteğim ya bluzum kırmızı. Ayakkabılarım; onlar zaten kırmızı! Ama en kırmızı; yüreğim…

Bu arada, mitingde ne giyeceğim aklımı karıştırdı biraz; en sonunda, yere oturup kirletme riski de olsa, en şık beyaz pantolonumu giymeye karar verdim; yaraşırdı. Üzerine de en şık kırmızı bluzumu; bayrağımız gibi olmak istedim ellerim boş kalsın diye. Boş kalsın ki ellerim, mitingimize diğer illerden gelenlerle tokalaşayım, “merhaba, hoş geldiniz” diyeyim. Annelerimizin ama ille de başörtülü annelerimizin ellerini öpeyim, sarılayım; “ne iyi ettiniz de geldiniz” diyeyim, “anneler gününüz kutlu olsun” diyeyim…

Bu kadar değildi ama yapmam gerekenler. Fotoğraf makinem bozulalı çok olmuştu ve bir fırsatını bulup alamamıştım. Kırmızılarımızın resmini çekmeyecektim de neyi çekecektim? Telaşla arkadaşımı; Cahit’i aradım ki bu konuda bana yardımcı olacak kadar bilgisi vardı. Perşembe öğleyin buluşup aldık bir tane. Acele kullanmasını öğrendim. Kullanma kılavuzunu okuyacak vaktim olmayacak biliyorum. Otobüs durağına doğru giderken, Cahit, “Bak, buranın şapkaları iyidir.” deyince, aman bir sevindim! Zaten almak istiyordum ve ona sıra gelmemişti. Evdekini birkaç yıldır kullanıyordum eskimişti sanki. Bembeyaz şapkalar aldık birer tane. Oğluşuma da aldım. O da gidecek mitinge. “Ama anne ben seninle gelmem, arkadaşlarla gideceğiz.” diyordu. İsteyen kim? Yeter ki böyle bir olaya katılma bilinci olsun. Bu arada, evdeki kırmızı pabuçlarımı giymeyi istemiyordum. Düz olanlar biraz eski yüzlüydüler, topuklular da olmazdı. Vitrinlerde ise içime sinen bir tane bile bulamamıştım! En son cuma günü, iş çıkışı bu sorunumu halletmek üzere Mithat Paşa Caddesi’ne indim.

İyi ki de inmişim. Öyle hoş bir akşamüzeriydi ki! Ayakkabı bakarken, Ölüdeniz’den gelecek olan kardeşim için biri Atatürk’lü olmak üzere iki tane bayrak aldım. Bayrakları çantaya koydum ama sapları elimde, ayakkabı arıyorum. Gören kadınlar “Sapları nerden aldınız?” diye soruyor. Evde bayrakları varmış da, sapları yokmuş. Ve yol boyu bayrak satan, almaya çalışan insanlar. Almaya çalışan diyorum çünkü fiyatları değişiyor; her talep olduğunda olduğu gibi “ne kazanırsak” derdinde satıcılar.

En sonunda, bir dükkanda kırmızı tabanlı, kenarında incecik kırmızı yazıları olan beyaz bir spor ayakkabısı buldum ama pahalı geldi. Evde iki tane spor ayakkabısı var. Dükkan sahibi, miting için alacağımı duyar duymaz hemen indirim yaptı. “Allah’ın izniyle kurtulacağız” diyerek ve duvardaki Atatürk resmini göstererek. Dini kullanan bir partiye karşı “Allah”tan yardım dilemek… Bu çelişkiyi yabancıların anlaması mümkün değil ama biz böyleyiz deyişime adam koy verdi küfrü. “Korkuyorlar bizden, bütün dünyada nereye giderseniz gidin Türk vardır ve gücümüzden korkuyorlar.” diyordu. Sonunda dayanamadı, “verin elinizi öpeyim” deyip, ellerime sarıldı ki benden birkaç yaş büyük görünüyordu; belki de az önceki küfrünü affettirmek içindi ki buna gerek yoktu.

Ayakkabımı alıp dükkandan çıktığımda, içimde bir şeylerin değişeceğine olan inancımın oluşturduğu tarif edilemez bir sevinç vardı. Bütün yorgunluğumu unutturan bir sevinç… Hızla yürüyorum, eve gelmek üzereyim; eyvah çorap almayı unuttum! Var ama yeni bir çift beyaz çorap olmalı. Yolumun üzerindeki çorapçıyı sevmiyorum. Bir nedeni yok. Bir defa bir şey aldım ve kadın da kibardı ama hoşlanmadım, ondan almak istemedim. Otobüs durağının arkasındakine yürüdüm; kısa beyaz çorap yok! Mecburen geri döndüm ve o sevmediğim kadından aldım. Onlar da gidecekmiş mitinge.

Artık hazırdım! Yoo, cumartesi günü kuaföre gidilip saçlara fön çektirilecek bir de. Pazar sabahı geç kalmak istemiyorum çünkü.

Bir bayrama hazırlanır gibi hazırlandığım “Pazar” günü hiç gelmeyecekmiş gibiydi. Oysa yarın; pazar… Bu sabaha “Neden televizyonlar bu kalabalığı göstermiyor?” diye öfkeyle uyandım ki henüz cumartesiymiş. Bu gece biter de sabah olur mu; sabah olur da, “bin dirilmiş” kıtalar, “Al sancak” tan, Konak’a, oradan Mithat Paşa Caddesi boyunca Fahrettin Altay; Üç Kuyular’a kadar kilometrelerce yolu kırmızıya boyar mı?

Olur mu olur; burası İZMİR!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine büyük çoğunluk siyasi tercihini hükümetten yana yaptı. Kimine göre doğru, kimine göre yanlış. Bana göre ise: Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü ile; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olma temeli ile oynanmadığı müddetçe tercihlere saygı duymak gerek. Ama yine de mitingimizi yaparız. :))

A y s a n c a 
 16.12.2007 22:01
Cevap :
:)) Nasıl da hazırlanmıştım... Tekrar okuyunca, anımsadım coşkumu. O coşkumun şu anda da sürüyor olması için neler vermezdim. "Tercihlere saygı duymak mı?" Satın alınmışlarsa da mı? Yapacak bişi yok hoş. "Vatanın ve milletimizin bölünmez bütünlüğü; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olma temeli" nin sonsuza kadar sürmesi dileğiyle, sevgiler; mavi ve Kırmızılar'ımızla.  17.12.2007 7:00
 

Sayfanıza girip bakmasam malesef yine haberim olamayacaktı son yazınızdan :o( Heyecanınızı biliyordum ama kelimelere dönüşmüş hali daha bir güzel olmuş sanki. Amaç kutsal ise anlatılanlar da yüceliyor gözümde, ellerinize sağlık. 'Bin dirilmiş' kıtalar ise çok anlamlı. İzmir, ah İzmir ah ne de güzeldiniz hepiniz. 'Umut' oldunuz, umutlarını çürüttünüz biraz daha... Sevgilerimi sunuyorum.

Someone 
 14.05.2007 16:04
Cevap :
Bir de mitingi anlattığım yazımı oku; eve gider gitmez yazıp, yayına yollayacağım. :)) Sevgiler, sevgiler, sevgiler...  14.05.2007 16:40
 

Elinize sağlık hemşehrim. Bugün bu konuda yazılan bütün bloglara yorum yazacağım. Ben de oradaydım ve anlatılmaz coşkuyu ben de yaşadım. TV lerde seyretmek farklı, orada olmak çok farklı. Esen kalın.

İlyas Bayram 
 14.05.2007 10:00
Cevap :
Daha dünü yazamadım, bir de onu yazabilirsem, kendimi "kuşlar" gibi hissedeceğim... Sevgiler, selamlar.  14.05.2007 12:11
 

Heyacanını bizlere de yaşatman çok güzel.. Gitmiş gib olduk sayende.. Bu ne güzel kalabalıktı böyle.. Çok mutlu olduk.. Yazı da çok etkileyici tebrikler.. Sevgiler

Coskun Karabulut 
 13.05.2007 21:55
Cevap :
Mitingimiz için konuştuğumuzda herkese "umarım o gün görüşemeyiz" demiştim; öyle kalabalık olsun ki görüşemeyelim... Oldu. :)) Sevgiler...  14.05.2007 9:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 2555
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3240
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster