Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '09

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
462
 

Bayramlarda çalışırız, bayramlar için

Bayramlarda çalışırız, bayramlar için
 

netten alıntıdır...


Bayramlarda yığınla kutlama mesajları alırız. Bu sabah aldığım bayram kutlama mesajı şimdiye kadar aldıklarımın içinde benim için oldukça anlamlı ve değerliydi. O kadar hoşuma gitti ki bunu sizler ile paylaşmak istedim. Aldığım mesajı olduğu gibi burda yayınlıyor ve sizlerin beğenisine sunmak istiyorum:

"Talip Apaydın, o zamanlar adı Çifteler Köy Enstitüsü olan okuldan öğretmen olarak yetişmiş bir yazardır. “Karanlığın Kuvveti” adlı kitabında okuldaki bir anısını şöyle anlatıyor:

Kurban Bayramı kışın ortasına rastlıyordu. O günler bir soğuktu, bir soğuktu. Kar, tipi, fırtına. Eskişehir ortalarında papaz harmanı savruluyordu. Göz gözü görmüyordu dışarılarda. Sular donmuştu. Seydi Suyu iri buz parçaları akıtıyordu. Santral kanalı kapandığından, elektriklerimiz kaç gündür doğru dürüst yanmıyordu. Akşam seminerlerinde kitap okuyamıyorduk, ders çalışamıyorduk. Lambalar ikide bir usulca sönüveriyordu. Dersliklerimizde pelerinlerimizle oturuyorduk da gene ısınamıyorduk. Musluklarımızdan su akmıyordu. İçme suyumuz yoktu, dört gün bayram iznimiz vardı ama bu soğukta nereye gidecektik? Köyü yakın olanlar gitti.

Bayram sabahı kampana çaldı. Dışarıda toplanmak için, başımızı gözümüzü sararak çıktık. Müdürümüz merdivende bizi bekliyordu, üstünde palto yoktu, bir heykel gibiydi. Savrulan karlar yüzüne vuruyordu. Onu görünce pelerinlerimizin yakasını indirdik ve ellerimizi ceplerimizden çıkardık.

Arkadaşlar!” diye başladı. Sesi canlı ve heybetliydi; önce yılgınlık psikolojisinin zararlarını anlattı. Korkan insanın mutlaka yenileceğini ve korktuğuna uğrayacağını söyledi. “Hava soğuk, evet ama siz isterseniz üşümezsiniz.” dedi. Olduğumuz yerde birkaç kere sıçramamızı ve sonra tepinmemizi söyledi, dediklerini yaptık. Birden ısınmıştık sanki ve hoşumuza gitti.

Bugün Bayram” dedi. “Şimdi önce birbirimizin bayramını kutlayacağız. Sonra yapacağımız iki iş var: ya tekrar içeri girip, sıralarda büzülmek, mıymıntı mıymıntı oturup, üşümek ve bu dört günü faydasız hatta zararlı geçirmek; ya da santral kanalını temizlemeye gitmek. Emin olun gidenler hiç üşümeyecektir. Emin olun inanarak çalışan insan üşümez, o heyecan her türlü zorluğu yener. Yeter ki insan yaptığı işin gerekliliğine inansın. Ben şimdi kazmamı, küreğimi alıp kanala gidiyorum; çünkü kanal açılınca elektrikler yanacak ve bütün işler yoluna girecek, kitap okuyabileceksiniz, sular akacak. Bizim bayramımız, yurdumuz gerilikten ve bu karanlıktan kurtulduğu zamandır. Bize düşen milletçe çalışmak, çok çalışmaktır. Parolamız şu: Bayramlarda çalışırız, bayramlar için. Ben gidiyorum, isteyenler gelsin.”

Heyecanlanmıştık, üşümemiz geçmişti. Altı yüz kişi “Bayramlarda çalışırız, bayramlar için!” diye bağırarak, kazma ve kürekleri alarak, santral havuzundan başlayıp, su kanalına aralıklarla dizildik.

Bütün ova ayaz, zehir gibi rüzgâr esiyor. Kazmayı vurdukça yüzümüze buz parçaları vuruyor. Müdürümüz ve öğretmenlerimiz başımızda, bazı yerlerde kar her yeri örtmüş kanal görünmüyor. Bazen adam boyu buz parçaları çıkarıyoruz. Bir gürültü bir cümbüş çalışıyoruz. Yeşilyurt köylüleri çıkmış bize şaşırarak bakıyorlar. O gün kanalın yarısını açtık. Ertesi gün ta bende kadar tamamladık. Sonra merasimle suyu saldık, türküler, marşlar söyleyerek ve geç zaman santral havuzuna döndük. Sonra bir baktık okulumuzun balkonuna çakılı “ÇKE” yandı. İşte o zaman coşkulu bir bayram oldu. Ellerimize bakıp “Bu elektriğin yanmasında senin de hissen var.” diyorduk. Sevinçten gözlerimiz yaşarmıştı. Müdürümüz birkaç kelimeyle başarımızı kutladı.

“Şimdi; depomuz su dolacak, musluklarımızdan sular akacak. Çalışıp başarmış insanların huzurunu yaşayın, işte gördünüz inanarak çalışan yapar, amacına ulaşır. Bu heyecanla çalışmaya devam ederek, biz Türkiye’yi de yücelteceğiz.”

“Yücelteceğiz!” diye bağırdık.

Bayramlarda çalışırız, bayramlar için. Unutulmaz bir bayramdı.

**********************************

HERKESE İYİ BAYRAMLAR, HELE DE ÇALIŞARAK BU BAYRAMI GEÇİRENLERE İKİ KERE İYİ BAYRAMLAR DİLİYORUM...

NOT : KİMSE BU GÜZEL ÖYKÜNÜN DIŞINDA BENDEN BAYRAM ARMAĞANI BEKLEMESİN !... HAKSIZ MIYIM?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...ve o güzelim,aydınlık okulları da yok ettiler...ama henüz ''tek bir şeye ihtiyazımız var;çalışkan olmak''diyenleri yok edemeyecekler...çünkü imkansız...selamlar sevdim bu armağanı...saygılar...

nedim üstün 
 28.11.2009 11:17
Cevap :
Çalışkan olmaya ihtiyacımız var dediğiniz gibi. Yüreğinize sağlık bu değerli katkınız için. Armağanların sevilmesi kadar güzel bir şey varmı acaba. Saygılarımla..  28.11.2009 17:07
 

Aydınlanma Devriminin en önemli kurumlarından biri Köy Enstitüleridir. Yoktan var edilen bir emeğin ürünü olan Köy Enstitülerindeki o ruhu, ülkemizde yeniden canlandıramazsak 'Çağdaş Uygarlığı' yakalamamız oldıkça zor görünüyor. Bize özgü ve dünyada benzeri olmayan bu denemeyi yarıda bırakanlar tarih önünde suçludurlar. Onlar, ülkemize en büyük kötülüğü yapmışlardır. Rauf İNAN'ın şahsında Hasan Ali YÜCEL'e, İsmail Hakkı TONGUÇ'a ve bu kutsal imecede emeği geçen herkese şükran borçluyuz. Buradan (MB) bir kez daha bir köy enstitülü öğretmen olan babam Hasan ÇILBIR'a, benim de öğretmen olarak yetişmemde büyük emekleri olan öğretmenlerime ve özellikle Mehmet SAZAK'a da selam göndermek istiyor, bayramlarını kutluyorum. Güher arkadaşım, Seni de bu güzel paylaşımdan dolayı kutluyorum. İyi ki varsın!... .../.

SEBAHATTİN ÇILBIR 
 27.11.2009 22:16
Cevap :
Taşekkür ederim arkadaşım. Bizler güzel olan yapıların ülkemizde politik oyunlara alet edilmemesi için uğraşmalıyız. Ülkemiz gerçeğine uyan köy enstitüleriin kapanması büyük kayıptır. Bunu herkes bilmeli ve bu güzellikler yeniden yaşanmalıdır diyorum ben. Eğitim gönülüleri önünde saygı ile eğiliyorum. Seninde yüreğine sağlık...  01.12.2009 11:15
 

Bu anı, benim için çok güzel bir bayram hediyesi oldu. Hep hatırlayacağım. Ne büyük bir aydınlanmaymış bu Köy Enstitüleri.

Aselcuk 
 27.11.2009 17:53
Cevap :
Türkiyemiz geçeklerine ve şartlarına uyan öğrenim biçimiydi köy enstitüleri. Ama malesefki politikaya alet edildi ve Türkiyemiz gençleri bu ışıktan mahrum kaldı. Bundan sonraki eğitimcilerimiz bu ışığı yakmalı bence. İyi bayramlar diliyorum..  27.11.2009 19:25
 

güzel bir yazıydı,,,,,iyi ve mutlu bayramlar sana,size,,,,,,,,sevgiler,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 26.11.2009 21:21
Cevap :
Teşekkür ederim canım. Sanada iyi bayramlar diliyorum. Sevgilerimle...  27.11.2009 17:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 562
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2186
Kayıt tarihi
: 13.06.06
 
 

Hayata güleryüzle bakmaktır felsefem ama polyannacı değil. 1961 Sivas doğumluyum, evliyim 2 kızım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster