Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '09

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
317
 

Baz istasyonları ve düşündürdükleri ...

Baz istasyonları ve düşündürdükleri ...
 

Baz istasyonlarının insan ve canlı sağlığı açıısndan "riskli" yapılar olduğu giderek daha fazla kabul görmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu türden yapılar hızla yerleşim alanlarının dışına çıkarılmakta, ülkemizde de giderek bu konuda duyarlılık gelişmektedir.

Baz istasyonu, cep telefonuyla daha etkin bir iletişim için gereklidir, kuşkusuz. Ancak, insan sağlığı her şeyden daha değerli olmak gerekir. Gerçekte, mevcut baz istasyonlarının çevreye yaydığı ışınların zararlı olmadığı pek iddia edilememektedir. Uygulamada ise, bilim çevreleri açısından "kabuledilebilir değer"ler üzerinde bir görüş birliği yoktur. Kimi otoriteler, yerleşim alanına 50 metre, kimileriyse, üç- dört kilometre bir uzaklıkta kurulmalarının gereğinden söz etmektedir. Bununla birlikte, Batı ülkeleri ve ABD'nde daha da kararlı bir şekilde baz istasyonları yerleşim alanlarından uzaklaştırılmakta ve yeni istasyonlarının kurulması için ise, bilimin bu konudaki "en uzak sınırları", yani insanlara en uzak yerlerinin seçilmesi zorunlu kılınmaktadır.

Değil mi ki, insan sağlığı tehlikeye atılamaz! Çocukların, gençlerin, yaşlıların sağlığıyla kumar oynanamaz! O nedenle, henüz genelleştirilebilecek/ispatlanmış etkiler (olgular) olsun olmasın; madem ki bu yapılar belirli bir ışın yaymaktadırlar ve o etkileme de belli bir yarıçapta zararlı olacaksa.. o zaman en kestirme yorum ve çözüm: halkın ve doğal dengenin esenliği lehine serdedilmekte ve yürülüğe konmaktadır... Baz istasyonları olabildiğince uzaklara taşınmaktadır...

Kaldı ki baz istasyonlarının yakınında oturanlardan çok olumusuz öyküler de duyulmaktadır. Amansız rahatsızlık örneklerini bu yapıların varlığına yoran duyarlı hekimlerimiz de vardır. Toplum, "radyosyonlu çayı gözünün içine baka baka içirilen bir şansız halktır!" ancak 21. yüzyılda hurafelerle değil, gerçekten modern bir ortamda, insana değer verildiği bir yaşamı arzulamakta ve (çoktan haketmektedir).

Ülkemizde de durum bir ölçüde benzer bir gelişme seyri izlemektedir. Görece yeni bir olgu ile karşı karşıya olunduğundan, hukuk, idare, kendisini sosyal olgulara ve olaylara göre düzenlemeye çalışmakta, "bilim, , de üretimini, insani duyarlılıktan ayırmadan yaptığında- insan sağlığı için en küçük riskin bile "degillemeyle", "tersine örneklemeyle" açıklanmaya bırakılamayacağında birleşmektedir. Geriye bir tek gözünü para bürümüş çevreler ile onların savunucuları kalmaktadır ki, onları da, Allah'a ve halkın sağduyusuna havale etmek sanırım evladır.

Gerçekten, Yüce Yargıtay'ımız, özellikle son aylarda yoğunlaşan ve bir diğeri ardına açıklanan kararlarda neredeyse bu konuda bir içtihad oluşturmakta ve "insan sağlığının, çevre sağlılıklılığının parayla ölçülemez değer" olduğu vurgusunu yapmaktadır. (Bkz. Milliyet, internet, 5 Ocak 2009, "Yargıtay yönetmeliğe uygun baz istasyonlarını da zararlı buldu")

Baz istasyonlarından "kurtulmanın" en etkili yolu da hukuka ve yüce adalete başvurmak olarak görünmektedir. Konunun muhatabı olan şirketlerin, Türkiye'de en büyük reklam verenlerden (sponsorlardan) olduğu da düşünüldüğünde, bu konuda kamuoyu yaratılmasının ve sosyal bağlaşıklar bulunmasının kimi öznel güçlükleri olabilir ve bu durumu aşmanın belki de tüm tarafları rahatlatmanın en sağlıklı yolu da vatandaşlar olarak adalete güvenmeye devam etmekten geçtiği söylenebilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster