Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
12009
 

Bazen kaçmak ister insan

Bazen kaçmak ister insan
 

Bazen kaçmak ister insan…
Uzaklaşmak ister, nereye olursa olsun ayırt etmeden sadece gitmektir o anki arzusu…

Sorgusuz, sualsiz ve hesapsızca yola koyulmak, zamanın kıskacından kurtulmuş bir halde bir başına aylaklık edebilme ayrıcalığına sahip olabilmektir dileği…

Eve geldiğinde, daha anahtarın kilit içinde dönüş sesini duyar duymaz kapıda hazır ve nazır beliren Minoş’un şevkat dileyen sürtünmelerinden…

Annenizin arayıp, “akşam yemeğine bize gel kızım” deyişlerinden... “Sen son günlerde iyice süzüldün biraz daha yesene” derken, sevgiyi kendince gösterişlerinden...

Dostlarının, “ne o, hiç arayıp sormuyorsun, unutulduk mu?” diyerek usul usul ilgi isteyişlerine bile, tahamüllünüz kalmamıştır. Çünkü o ara yorgun düşmüş ruhunuza her şey ve herkez, hatta kendiniz bile fazla gelirsiniz.

Asıl bıktığınız ne onlardır, ne de sevgi görmek ve istenmek...
Tek derdiniz; içinizdeki “dinginlik noktası“ na ulaşana değin kendinizle vakit geçirmek, çevreden bir süreliğine uzaklaşmak, bunun içinde dünyanın tümüyle yakanızdan bir süreliğine de olsa, düşmesidir hepsi bu…

Kendinizi otlar arasına gizlenen bir kedi gibi, saklar; belki kimsenin bilmediği bir yerde, belki kalabalıklar içinde veya evinizde ama sesiz sakin bir köşede kendi kabuğunuza çekilip, bacaklarınızı karnınıza doğru alarak o en ilkel halinizde ki cenin pozisyonunda kıvrılıp kalmayı tercih edersiniz.

Size; “bırak Dünya dışarıda kalsın ve ben kendi içime dalıp gideyim” diye yalvaran ruhunuzla başbaşa kalmak kadar hiç bir şey iyi gelmez olur…

Rüzgarlı ve soğuk bir sonbahar öğleden sonrasında terk edilmiş bir yazlık mekanda, bir mendireğin en ucunda…

Yada alelade bir kıyı köyünün balıkçı barınağındaki eski bir bankta oturup, saatlerce uzaklara bakmak her şeyden iyi gelir...

Belki de eski deniz fenerlerinden birinin inşaa edildiği o sarp kayalıkların tepesinde bulduğunuz hafif düz herhangibi bir yamaçta, ince ince yağan yağmurun altında gözlerinin boşluğa bırakıp, bakışlarınızın hesapsızca zamanda uzayıp gitmesine ihtiyaç duyarsınız…

Çünkü ruh yorgundur…

Atlattığı fırtınalar, kazandığı savaşlar umurunda değildir onun…
Her ne yaşadıysa yaşanmış ve bitmiştir artık.
Ve ruh için asla; ne kazan, ne de kaybeden vardır.

Şimdi bu olup bitenlerin ardından onun beklediği tek ödül; dinginliktir…
Bazen toprağın nadasa bırakılması gibi ruhta, nadasa bırakılmaya ihtiyaç duyar.

Beden ne kadar güçlü, akıl ne kadar işlek de olsa, bu süreçte duygular ne kadar dengeli ve kararında da davransa yaşananlar ruhu yormuştur işte. Hatta bu yorgunluk yaşanmışlıklar sırasında gösterilen sağduyu, gayret ve basiret oranında artar.

Zamanla dinginleşen fırtınalar gibi zihninizi işgal eden her ne var, ne yoksa; ait olduğu yere tekrar çekilen dalgalar gibi geri çekilecektir.

Gün gelecek, aslında oraya ait olmayan her ne varsa işgal ettikleri topraklardan gerisin geriye dönen asiler gibi bir bir ait oldukları yere geri dönecektir.

Damarlarınızda; var olma, olan biteni göğüsleyebilme mücadelesi adına dahi olsa, epeydir isteminiz dışında yaşamını sürdüren adrenalin ordusu da bu zaruri mücadelenin diğer askerleri gibi, onlara tekrar ihtiyaç duyacağınız zamana değin kışlalarına çekilecektir. Ve işte o zaman geldiğinde nadas zamanı da, başlar…

Sonbahar yenilenme öncesi için, güzel bir mevsimdir. Böylelikle muhtememlen doğayla beraber yaşanacak dönüşüme ruhunuzda eşlik edecektir. Ve gelecek kışı yağmurlarla yıkanabilmek ve tekrar tazelenebilmek için hazırlıklarına başlamak için olabildiğince iyi değerlendirecektir.

Hele bir de; dumanı tüten bir tas sıcak çorbanın buğusu ve dizinde yatacağınız bir dostun şevkatli, beklentisiz, ve yumuşak dokunuşlarına sahip olabilecek denli şanslıysanız ne ala.

Belkide böylelikle, ilbaharda “yeni size”, hizmet etmeye tüm sevecenliği ile hazır olacak ruhunuzu, canınıza katıp açık denizlere tekrar yelken açabilirsiniz... tabi hala keşfe cesaret, heyecan ve istek duyuyor olursanız…

Şimdilik "hoş geldin sonbahar" diyelim, bekleyelim ve görelim...

Sevgi ve ışıkla,
Ayna

Ekim 2006

s.alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aslında tam da çıkıyordum, dudak arasında yakaladın beni. Uçurtma bayramında kaldı çocukluğum yanına gidiyordum, rüzgar kapıyı aralık bırakmış giderken, geldin. Alınma ne olur, ilk olan her şeyi sevdiğim gibi sonu olan kelimeleride barındırırım cümle hanemde. Neyse geldin işte son olan gün batımlarını hatırlatarak, geldin, hoşgeldin. Dedim ya aslında tam da kaçıyordum, çim kokulu bir baharın koynuna. Hadı içeri gel, daha serinliğini şimdiden hissettim ruhumda, bir çay demliyelim, biliyorum ki demli hikayeler bırakıcaksın yine bana...

Ehli Keyfim 
 24.11.2008 12:13
Cevap :
Eski bir yazıya gelen mesajın o farklı sevincini yaşattın, teşekürler. Kalbinden bahar neşesi eksik olmasın. Sevgi ve ışıkla, Ayna  25.11.2008 12:20
 

zaman zaman size daha yeni heyecanlar ve tazelik katması açısından ruhun nadasa bırakılması iyi de , ruhu nadasa bırakmadan önce içinizi kasıp kavuran ayrık otlarını en derinden söküp çıkaracak bir pulluk ihtiyacı olabilir, yoksa o ayrık otları ile beraber sizi ne sonbahar yağmurları, ne de eğer varsa bir dostun yumuşak dokunuşları rahatlatabilir. Sevgiyle kal.............................. HASKAR

Haskar 
 18.10.2006 12:01
Cevap :
İlgi ve paylaşımınız için teşekkürler:)) Sevgi ve ışıkla Ayna  18.10.2006 13:52
 

"Birak dunya disarida kalsin ve ben kendi icime dalip gideyim", " ruhu nadasa birakmak" ve daha bir cok guzel cumle... bir duygu durumu ancak bu kadar guzel cumleler ile ifade edilebilir..Zaman zaman hepimiz kacmak, saklanmak ihtiyacini cok hissediyoruz.:-) hatta bazen hic donmemeye ya da bulunmamaya varan dusunceler icinde bile olunuyor. Butun mesele bu ozgurluk ve cesarete sahip olup olamadigimiz sanirim. Guzel yaziniz icin tesekkur ederiz. Saygilarimla Nurhayat TURUNC

Nurhayat TURUNC 
 10.10.2006 2:56
Cevap :
Nazik yorumunuz ve beğeniniz için teşekkür ederim. Segi ve ışıkla  10.10.2006 11:54
 

Zaten huzuru bulmak için uğraşmıyormuyuz ki ? O`nun eksikliğinden dolayı yaşamıyormuyuz problemlerimizi ? O`nu bulabilmek O`na erebilmek dileğiyle...

Önder Uçurum 
 07.10.2006 11:59
Cevap :
Teşekkürler Önder Herbirimiz için huzur sağlık ve mutluluk dileyelim o halde... Sevgi ve ışıkla  07.10.2006 21:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1915
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster