Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
223
 

Bazı aydınlar barış istiyor !

Bazı aydınlar barış istiyor !
 

Bazı aydınlar barış istiyor ! Bu PKK yandaşlığı ile aynı şey mi dir ?

Kurtuluş Savaşında Büyük Taaruz’dan evvel barış isteseydik, gençler ölmesin, analar ağlamasın deseydik ne olurdu? Veya, hadi Büyük Taaruz’u yaptık, kazandık; artık yeter İzmir’e kadar kovalamaya gerek yok deyip, barış isteseydik, ne olurdu. Hadi İzmir’i de aldık, orduyu, İstanbul’a doğru sevk edip, İngilizler’i İstanbul’u terke zorlamasaydık, ne olurdu, nasıl olurdu ?

Çanakkale’de düşman gemilerinin çoğunu, en büyüklerini batırdık. Büyük bir zafer kazandık. O zamanlar daha Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale’ye gelmemişti. Çok büyük bir zafer kazanmıştık, hadi barış isteyelim deseydik ne olurdu. Çanakkale kara muharebelerinde, Seddülbahir’de, Conkbayırı’nda, Anafartalar’da, bir günde üç binden fazla şehit verdiğimiz savaşlar oluyordu. Mustafa Kemal, emrindeki birliklere, “ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyordu ve gerçekten de bir günde, bir gecede binlerce Mehmetçik şehit oluyordu. Mustafa Kemal, böyle emir vermeyip de, “daha fazla gençler, hatta çocuklar ölmesin, analar ağlamasın” deyip, barış isteseydik, ne olurdu, nasıl olurdu?

Amerikalılar 2.Dünya Savaşı’nda Japonya’ya bir atom bombası attılar. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, bebeler öldü. Aydınlar, enteller, akademisyenler bildiri yayınlayıp, “daha fazla gençler ölmesin, siviller katlediliyor, bebeler feci şekilde yanarak ölüyor, buna derhal bir son verilsin” diye bildiri mi yayınladılar. Yetmedi, arkasından bir bomba daha attılar. O da yetmeseydi, bir daha, bir daha atacaklardı. Ta ki düşman pes edinceye kadar, kayıtsız şartsız teslim oluncaya kadar. Savaş böyle bir şeydir, konken oynamaya, bezik oynamaya, briç oynamaya, evcik evcik oynamaya benzemez.

Bütün savaşlarda, kara savaşlarında, deniz savaşlarında, hava savaşlarında, gerilla savaşlarında, psikolojik savaş, savaşın ayrılmaz ve çok önemli bir parçasıdır. Psikolojik savaşı kazanmadan savaşı kazanmak çok zordur, belki imkansızdır. Psikolojik savaş bütün savaşlarda kullanılır, özellikle 2. Dünya Savaşında çok yoğun ve etkin olarak kullanılmıştır. Ana hedef kendi tarafınızın moralini yükseltmek, düşmanınızın moralini çökertmektir. Gerekiyorsa, yanlış da söylersiniz, yalan da söylersiniz, hile de yaparsınız. Savaşta her şey mubahtır. Dinimize göre dahi savaşta hile mubahtır. Tek gaye, tek hedef vardır, düşmanı bir an evvel pes ettirip, dize getirmek. Savaş aydınların, entellerin, dantellerin, akademisyenlerin işi değildir, askerlerin, devlet adamlarının işidir. Gerekiyorsa acımasız da olursunuz, gerekiyorsa kurunun yanında yaş da yanar, şehitler de verilir, çocuklar da ölür, analar da ağlar; yeter ki bir an evvel savaş bitsin, barış gelsin, ama bir şartla, düşmanı yenmek şartıyla.

Devletimiz ve milletimiz şu anda resmen ve fiilen PKK ile savaş halindedir. PKK şu anda resmen ve fiilen devletimizin ve milletimizin düşmanıdır. Bu savaştan evvel barışı denedik. Barış süreci dedik, gençler ölmesin dedik, analar ağlamasın dedik. Denedik. Pek çok ve pek büyük sabır gösterdik, fedakarlıklar yaptık. Pek çok şeye göz yumduk, ses çıkarmadık. Ne oldu? İşe yaramadı. Olmadı. Savaşı biz çıkarmadık, onlar çıkardı. İstekleri, kaprisleri bir türlü bitmedi, tükenmedi. Onları destekleyen iç ve dış güçler vardı. Sonunda savaşmak zorunda kaldık. Savaşmayıp da ne yapacaktık? Esasen bu savaş yaklaşık otuz yıldan beri vardır ve devam etmektedir. Kalıcı darbeyi vurmadıkça biteceğe de benzememektedir.

Şöyle veya böyle. Şu anda düşman kuvvetleriyle savaş halindeyiz. Düşmanımız gençlerimizi, kadınlarımızı, ihtiyarlarımızı, çocuklarımızı acımasızca katletmekte, şehirlerimizi yaşanmaz hale getirmekte, savaş bölgelerinde devletimizin itibarını yerle bir etmektedirler. Böyle bir durumda kalkıp da, düşmanımızın haksızlığından, dehşetinden, vahşetinden, kalleşliğinden, acımasızlığından hiç ama hiç bahsetmeden, düşmanımız çocukları öldürürken, “çocuklar ölmesin” demeyip, tam düşmanımızı köşeye sıkıştırmışken, kalkıp “çocuklar ölmesin”, biz barış istiyoruz demek, kimse kusura bakmasın ama düşmanın ekmeğine yağ sürmektir, onun moralini yükseltmektir, bizim güvenlik güçlerimizin moralini düşürmektir. Bunun diğer ve kısa tarifi düşman lehine psikolojik harp yapmaktır.

Barış zamanında bu gibi samimiyetle inandığınız görüşlerinizi tabii ki yayınlayabilirsiniz, savunabilirsiniz. Bu fikir hürriyetine de girer, vicdana da sığar. Ama savaş zamanında, böyle bir faaliyetin ne aydın olmakla, ne bilim insanı olmakla, ne de vatanseverlikle asla ve kat’a uyuşmadığı kanaatindeyim. Bu ancak mücadele azmimizi ve gücümüzü kırmaya, savaşı kazanmamızı güçleştirmeye ve geciktirmeye yarar. Yani karşı tarafın işine yarar. İşte bu bakımdan da PKK yandaşlığı değildir ama onunla aynı etkiyi gösterir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gaflet, dalalet ve ihanet...Başka bir şey değil..Selamlarımla

ali açıköz 
 25.01.2016 18:14
Cevap :
Katkınız için teşekkürler..  26.01.2016 9:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 915
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster