Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '09

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
389
 

Bazı oteller

BAZI OTELLER VE ‘BAZI’ OTELLER

Bazı oteller vardır. Adı geçtiğinde, içinizi bir sıcaklık kaplar. İsmi güven duygusunu çağrıştırır.

‘Bazı’ oteller vardır. Duyunca irkilirsiniz, adı, ruhunuzun şen şakrak koşturduğu hayal ovalarının üzerine karabulut gibi çöker.

‘Bazı’ oteller, sezon sonu gelmeden, gelecek yıl için kiralık dükkan ilanlarını çarşaf çarşaf yayınlamaya başlar.

Türkçe’si, “ Bu sezon da finansal dengeyi tutturamadım. Sağlıklı bir nakit yönetimini beceremedim. Sezonda kazandığım para borçlara, kredi faizlerine gitti. Şu dükkanları kiralayın, personelin birikmiş maaşlarını ödeyebileyim” dir.

Bazı oteller yıllardır aynı kiracılar ile çalışır. Hiçbir sorun yaşamaz. Zaten kiracılar da sektörlerinin en başarılısıdır.

Ne otel onları bırakır, ne de onlar ayrılmayı düşünür.

Bir dükkan boşaldığında bu oteller asla gazetelere ilan vermez, işi ayağa düşürmez, kapıda kuyruk olmuş taliplilerin içinden en düzgününü çağırır, sözleşmeyi imzalar, işi bitirir.

‘Bazı’ oteller vardır. Her yıl ortalama üç-dört kez departman müdürü, şef, genel müdür ilanı verir. Genel Müdürün, bu ‘bazı’ otellerde ortalama ömrü 3 aydır. Departman müdürlerinin ömrü biraz daha uzundur. Sezon sonuna kadar

Sezon başlangıcında gazeteler personel ilanları ile doludur. Bu ‘bazı’ otellerin ilanına en son ve zorunluluktan bakılır. İş başı yapanlar da, sezon içinde farklı seçenekler çıktığında hemen işi bırakmak opsiyonunu gizli gündemlerine kazıyarak başlarlar.

Genel Müdürün istifa sonrası kabus gibidir. İşveren, konu komşuya lokma tatlısı dağıtmak ister. Teneke çaldırmak seçeneği de vardır, utanır.

Genel müdür ise, kapıdan çıkar çıkmaz bir oh çeker, Rodos Adası’nda yaşayanlar Türk f16’ları alçak uçuş yapıyor diye evlerine kaçar.

Bazı oteller vardır. Bütün profesyoneller o yapının bir parçası olamamayı profesyonel hayatlarının en acı eksikliği olarak duyumsar.

Bulaşıkçıdan genel müdüre, geniş bir profesyonel kitle, o oteli çevreleyen duvarların ardında çalışanlara imrenir. Hatta, adını doğru koyalım, kıskanırlar da.

‘Bazı’ oteller vardır. İki masa bir bilgisayardan ibaret tur operatörleri bile otel müdürünün davetine icabet etmez, ofisine bekler kontenjan anlaşması için.

Bu ‘bazı’ otellerin genel müdürleri etkin ve saygın tur operatörlerinden randevu alabilmek için kırk takla atarlar, neredeyse köyden hormonsuz erişte, bulgur, köy yumurtası, bazlama ile bir çıkın hazırlayıp tur operatörünü midesinden fethetmeyi bile masada bir seçenek olarak tutarlar.

Yine de tur operatörünün kendisi ile değil, departman müdürleri ile masaya oturmaktan öteye geçemezler. Patron odasındadır, iki adım ötededir, ama “ size selamları vardır, çok önemli bir toplantıdadır.”

Bazı oteller vardır. En saygın ve etkinleri de dahil olmak üzere, tur operatörleri Genel Müdüründen randevu alır, tam saatinde otelde olur, belirlenmiş zaman dilimi içinde kontenjan anlaşması imzalanır, verilen kontenjan için teşekkür eder ve gördüğü saygın muameleden mutlu, otelden ayrılır.

Bu bazı oteller sezon başlar başlamaz son derece yüksek fiyatlar ile satılır, dolar ve onlar dolduktan sonra ‘bazı’ otellere sıra gelir. Ama bu arada müşteri profili de değişmiş olur. Fiyatlar yerlerdedir. Ucuz her şey dahil taklitleri ile göz boyanır.

Bazı oteller vardır. Ülkenin en saygın ve güçlü tedarikçileri bu oteller ile çalışabilmek için araya hatırlı dostlar sokarlar, kapılarında kamp kurarlar. Bu oteller ürünleri için neredeyse zararına fiyat talebinde de bulunsalar, razı olurlar.

Önemli olan bu bazı otellerin ismidir, bu ismin müşteri portföyünde olmasıdır. Şaka gibi olacak, ama bu oteller, bu tedarikçilerden, alış veriş için üste para talep etseler, muhtemelen kabul ederler.

Satın alma müdürleri bu tedarikçilere sadece ihtiyaç listelerini yollar, tedarikçi çoğu zaman kendisi ürünü teslim etmeye gider, satın alma ofisinde çayını içer, ödeme ile ilgili tek bir söz etmeden ayrılır.

‘Bazı’ oteller vardır. Tedarikçiler adını duyduğunda köşe bucak kaçarlar. Hasbelkader gelip kendilerinden mal talep ederler diye uykuları kaçar. Telefonlarına çıkmazlar. Malın normal fiyatının iki katını teklif etmeleri bile işe yaramaz, kolay kolay kabul etmezler. Bu ‘bazı’ otellerin satın alma müdürlerinin ömrü, ülkenin her yerinde, sektörü tanımayan, yeni tedarikçiler aramakla geçer.

Bazı oteller, her check out sonunda, kapıdan yeni Türkiye Fahri Elçileri uğurlar. Gidenler kalplerinin bir parçasını otelde bırakır, daha uçağa binerken kafalarında, bu otele tekrar gelmenin planlarını kurgularlar. Evlerine girer girmez, komşuları, Türkiye’yi öven nutuklar dinlemeye başlar.

‘Bazı’ oteller check in sırasında, kendi kalelerine golü atarlar. Aslında kale Türkiye’dir. Türkiye’nin imajıdır. Türk insanının en önemli silahı konukseverlik algısıdır. Daha girişte hepsi yerle bir olur. Tatlı bahaneler içine gizlenerek ikram edilen acı lezzet, overbooking. ‘ Sizi bir gece için az ilerideki otelde misafir edeceğiz. Karşılığında bir tekne gezisi, bedava masaj vereceğiz. Kem küm…’

Bu ‘bazı’ oteller check out sonunda kapıdan pişmanlar ordusu uğurlar. Aslında uğurlamak ne kelime, ‘ sorunlu müşteri’ den kurtulur. Son ‘sorunlu müşteri’ de kapıdan çıkar ve başta önbüro, bütün departmanlar bayram etmeye başlar.

Bu ‘bazı’ oteller check out sonrasında Enternasyonal Türkiye Sevmezler Kulübüne yeni üye adaları gönderir. Referans da kendileridir. Farkında değildirler.

Bazı oteller ile ‘bazı’ oteller arasındaki fark nedir? Birisi Ülkenin en saygın kuruluşları arasında zirve yaparken, diğerini sektörün kapısına ilişmiş bir sığıntı konumuna düşüren sebep nedir?

KURUMSAL İTİBAR!

Çalışanların kuruma duydukları güven değildir tek kriter. Genel Müdürün başarısı ve karizması da değildir. Yatırımcının gücü, vizyonu da yetmez kurumsal itibarı açıklamaya. Ürün ve hizmet kalitesi de belirleyici olamaz. Ya da bunların hepsi birlikte kurumsal itibarın düzeyini ortaya çıkarır. Yükseltir ya da düşürür.

Şöyle de açıklayabiliriz;

Kurum kültürü ve liderlik, ürün ve hizmetler, toplumsal sorumluluk, kamusal imaj, operasyonel dinamikler ve finansal sağlamlık.

Kurumsal itibar tıpkı bir matematik değer gibidir, ölçülebilir. ‘Bazı’ oteller bu değerin farkında bile değiller ve ölçebilmeleri de söz konusu değil. Ölçemediğiniz bir değeri yönetemezsiniz de.

Ama, hazır olun, Batı’da, özellikle son mali kepazeliklerden sonra finansal performansın yanı sıra kurumsal itibar performansının da raporlanması talebi daha güçlü seslendirilir oldu. Yakın gelecekte borsalara ve hissedarlara, mali performansın yanında kurumsal itibar performans raporlarının iletilmesi yasal bir zorunluluk olarak belirlenecek.

Kurumsal İtibar Yönetimi, insanların bir şirkette benimsediği değerleri kalıcı hale getirebilmesine olanak tanıyor. Yüksek bir Kurumsal İtibar, şirketleri/Otelleri arzulanır hale getiriyor.

Bu sayede Şirketler/Oteller en iyi müşterileri, en iyi mali destekçileri, en iyi profesyonelleri, en iyi iş ortaklarını, en iyi tedarikçileri çekebiliyor.

KURUMSAL İTİBAR HANGİ MUCİZELERİ YARATMANIZA YARDIMCI OLUYOR?

• Pazarlama maliyetlerini düşürüyor.
• Dağıtım maliyetlerini düşürüyor.
• Fiyatlandırmada prim sağlıyor.
• Zor günlerde koruyucu bir kalkan oluşturuyor.
• Çalışanların üretkenliğini ve işe bağlılığını artırıyor.
• Yetenekli insanları çekiyor.
• Yatırımları cezbediyor.
• Yeni pazarlara girişe yardımcı oluyor.
• Pozitif tanıtıma katkı sağlıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle aramıza hoş geldiniz diyor bu uzun erimli yazma sürecinde umarım kısa zaman da sıkılmazsınız. Aynı zaman da aynı kentin havasını tenefüs ediyor olmamız ve aynı sektörün bir taraflarıdan buluşuyor olmamız bana mutluluk vermedi dersem yalan olur. Yazınızın içeriğinde ortaya koymuş olduğunuz düşüncelerinize katılıyorum ve tecrübe ile yoğrulmuş bu değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Saygılarımla

Yıldız Nihat 
 20.01.2009 21:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Olmamalı da. Biraz beynimizi yormalıyız. Dayatılan hiç bir dogm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster