Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '08

 
Kategori
Doğum Hikayeleri
Okunma Sayısı
3142
 

Bebeğimi beklerken

Bebeğimi beklerken
 

Herkes bana hamileliğim süresince hissettiklerimi yazmamı söyledi. Onlar için çok mantıklı bir yazım konusuydu bu. Ben de istedim bunca aydır bebeğimle ve bebeğime hissettiklerimi yazmayı. Ancak başaramadım bir türlü. Sanki yazdığım zaman tüm o duyguların büyüsü yok olup gidecekti. Bir şekilde anlamsızlaşacaktı tüm hislerim.

Kararım biraz yumuşadı bu aralar. Çünkü yazmak istiyorum ama yazacak doğru dürüst bir konu maalesef bulamıyordum. Neticede bendeki bu hamile halleri artık yazabilirim gibi geldi. Nihayet. Sonuçta herkesi ilgilendirebilecek yazılar yazmalı ya bu blog diyarına, bende de ondan çok yok. Genelde beni yazıyorum ya ben… Kim ne yapsın beni! Neyse, bu tür sorunlu kısımları çıkartmalı yazıdan. Madem bolca okunsun istiyorum, öyleyse ben de bu hamilelik denen mucizeyi okuyucularla paylaşıyorum efendim. Son kararım budur. En iyisi, gene caymadan, hemen diğer paragrafa ve asıl konuya geçeyim.

Hamilelik sürecini ve yaşanan duyguları aslında gruplara ayırmak bence daha doğru olur. Mesela bu işin bir öncesi var. Bebeği istemeye karar verme ve icraat safhası. Başarısız icraatlar dönemi ne kadar kısa olursa, takıntı ve depresyon boyutu da o kadar vukuatsız geçiyor. Daha sonra şayet icraatlar başarıyla sonuçlanmışsa, ilk 3 aylık dönemdeki psikoloji gelir. Bence büyük paralellikler içeriyor. Dördüncü ve beşinci aylar benim için işin idrak dönemiydi. “Hakikaten bir bebek var içimde. Ve o bir şekilde doğacak. EYVAH !!!” Bu halin geçişi de, vaziyete akılcı açıklamalar getirebilme kabiliyeti ve katsayısıyla orantılı bana kalırsa. Çeşitli aralıklarla gel-git’ler yaşansa dahi “Herkes nasıl yaptıysa, ben de öyle yapacağım işte. Uzatmayalım şekerim!” dedin mi bir kez, meseleyi atlattın demektir.

Gelelim 6. aya. Artık bebeği düşürme paranoyası bitiyor. “Acaba normal büyüyor mu? Eni, boyu, kilosu nasıl? Kaç kilo aldım? Her şey normal mi? Bakın gerçekten hamileyim modlarında karnımı gere gere dolaşmaya başladığım dönemdir altıncı ay. Ve ilk defa karnımı içime çekmek zorunda olmadığım için bu işten müthiş keyif duyduğum dönemdir. Yedinci ayda da benzer şeyler hissettim. Bir de şu yedi aylık doğma meselesi kulağıma aşina tabi; aklım fikrim “erken doğum olursa ne yaparım?”da. Bu sendromu da testler ve ölçümlemeler sayesinde geçirince geliyorsun sekize. Sekizinci ay gerçekten çok müthiş. Çeşitli bel ve kalça ağrıları, nefes darlıkları gibi kendini hamile hissettirecek fiziksel sıkıntılar artmış durumda belki ama işin keyifli kısmı da yok değil. Artık bebeğin odasıydı, alınacak eşyalarıydı, gelen hediyelerdi, kim ne örüyordu vs. gibi konular gündemde. Yakın zamanda bebeği olan arkadaşlarımızla yoğun bir görüşme dönemi yaşadık mesela biz. Herkes yardımcı olmaya çalışıyor sağ olsun. Her kafadan da ayrı ses çıkıyor. Peki, nedir alınacakların en doğrusu? Puseti ne model olacak? Peki ya karyolası büyüyebilenden mi olsun? MDF mi yoksa masif çam mı tercih edelim? Hangi kremler, malzemeler sağlıklı? Efendim bütün soruların yanıtı kendiliğinden geliyor. Panikten uzak ve hep sakin lütfen. Sora sora Bağdat bulunurmuş. Biz de yaptık bir şeyler. Yaşayacağız ve verdiğimiz kararların doğruluğunu bebeğimizle birlikte göreceğiz inşallah.

Sekizinci ayım yeni bitti. “Dokuzuncu ayda acaba neler olacak?” diyebiliyorum şimdilik. Asıl önemlisi doğum nasıl olacak? Bir de sürekli doğum tarihi kontrolündeyim. Ya bir Koç burcu oğlum olacak, ya da Balık. Acaba hangisi daha kötü? İşin esprisi bu ya; ben Terazi, baba Terazi. Keşke Şubatta doğsa da Kova mı olsa? Her şeyin hayırlısı Allah’tan. Oğlumuza boynum kıldan ince. Sağlıkla doğsun da, gerisi hava cıva.

Bu yazıyı takiben bahsettiğim hamilelik dönemlerinde yaşadıklarımı daha detaylı anlatmak isterim. Tabi eğer ilginizi çekerse. Eh bunu da bir şekilde anlatırsınız umarım. Mesela yorum yazın, soru yazın. Interaktif olsun bu blogda canım! Ne güzel olur. Hepinize sevgilerimle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

lütfen devamını da bekliyorum hatta doğduktan sonrasını bile,lütfen,çünkü,neden mi çok istiyorum? ben anne değilim,,,,,,,ama olsun okumak istiyorum,,,sevgiler,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 03.02.2008 16:56
Cevap :
Teşekkür ederim bu güzel motivasyon için. Elimden geldiğince yazmaya çalışacağım. Yazımı okumak istemeniz benim için çok önemli bir mesajdı. Sevgilerimle...  03.02.2008 23:23
 

Yazınızı okuyunca heyecanlandım.Eşimin 20 sene evvel ilk çocuğumuzun doğumundaki halleri geldi gözümün önüne...Doğum bitti, kırmızı plastik bir leğenin içinde ,yeşil bir beze sarılı bir bebek çıktı ameliyathaneden.Elim ayağım dolanmıştı o gün.Gurbet elde, başımızda kimse yok.Ne yapcaz, nasıl beslicez,nasıl bakacaz... Doğuma kadar okuduğumuz kitapların, konuşulanların "pat " diye önüme düşmesi karşısında yaşadığım paniği anlatamam... O kız şimdi üniversitede.Eşinize seslenmek isterim, sabır ve hoşgörünüzü kocamaaaan sevginin içinde yoğurun, doğa gerisini halleder.

baytema 
 31.01.2008 15:41
Cevap :
Sevgili Baytema, bu duyguların bir de baba boyutu var tabi. İnanın zavallı eşim şu süreci dolu dolu yaşasın ve uzak kalmasın diye elimden geleni yapıyorum :) Sadece kapris olarak değil canım, yanlış anlamayın sakın :) Mesela bir defasında sırtında gezdirmesini istedim beni. "Biraz da sen taşı bakalım bebeğimizi" diyerekten... :) Elimden daha fazlası gelir mi bilemem. Mümkün mertebe duygularımı paylaşmaya ve onunkileri anlamaya çalışıyorum. Bu iki kişinin mucizesi ne de olsa değil mi? Sevgilerimle...  31.01.2008 15:50
 

Öncelikle doğacak bebişine ve de geleceğin annesine selam diyorum. Büyük bir cesaret sorumluluk ve de dirayet isteyen, yeryüzünün nen zor zanaatı olan analığın için seni kutlarım. Eline 3 kiloluk bir et yığını tutuşturacaklar, onu sevginle yoğuracaksın yüreğini böleceksin, giydireceksin düşüncelerini. Ruhunu tamamlayacaksın sonra, attığı her adımında sen de bir adım daha büyüyeceksin. Çok mukaddes bir meslektir analık. İki evlat sahibi tecrübe konuşuyor! Hafife alma sakın...:) SEVGİLERİMLE CANIM...

NİLGÜN SEYMEN 
 31.01.2008 15:09
Cevap :
Ay Nilgün hanım, ne kadar dolu ve ne güzel yazmışsınız. Defalarca okuyacağım ve eminim her defasında yeni bir doğruluk payı bulacağım yazdıklarınızdan. Ben de eski bir restorancı olarak, şu haftalarda 1500 gr. olan bebişime, "15 porsiyon köfte" tabiri yapıyordum. Sizin ifadelerinize benziyor :) Umarım evladımın koca deve hallerini de sağlıkla görür ve hayırlısıyla yaşarım. Sevgilerimle...  31.01.2008 15:46
 

Hayırlısıyla oğlunuza kavuşursunuz inşallah.Bende öyle düşünürdüm nasıl doğacak bu diye, sonra dünyadaki herkes nasıl doğurduysa bende mutlka doğuracağım diye teselli ederdim kendi kendimi..şimdi üzerinden 13 sene geçmiş bile hiç farketmeden..Sizinde eminim öyle olcak.sevgiler

Sema CURUK 
 31.01.2008 14:53
Cevap :
Sema hanım, sizden yorum almak çok güzel. Bekliyorum bakalım başıma neler gelecek :) Şaka bir yana, artık daha bir farklı sanki hayat. Sevgilerimle...  31.01.2008 14:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 2892
Kayıt tarihi
: 09.10.06
 
 

Marmara İng. İşletme mezunuyum. Pazarlama bölümünde uzmanlaştım. Reklamcı olmak istiyordum. Olmad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster