Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
116
 

Beden Algısı (Dismorfik) Bozukluğu

Beden Algısı (Dismorfik) Bozukluğu
 

Kişinin görünümünde varsaydığı bir kusur ile aşırı uğraşı ve bu kusuru gizlemek için kompülsif davranışlar gerçekleştirmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu bozukluğun belirtilerinin süreğen, ısrarcı ve sanrısal yoğunluğa varabilen şiddeti sebebiyle kişinin işlevselliğinde ağır bozulmalara yol açtığı bilinmektedir.

Görünümüyle alakalı kaygıları olan kişi, genellikle birden fazla kozmetik cerrahi ya da dermatolojik girişimlere başvurmaktadır. Televizyon dizilerinde, sosyal medyada ve magazin dergilerinde bedenle ilgili verilen alt mesajlar, zayıflık, güzellik ya da belirli bir fiziksel görünümün toplum tarafından beğeni alması veya tercih edilmesi, güzelliğin öncelikli sayılması, kozmetik işlemlere ulaşılabilirliğin kolaylaştırılması ve çoğu toplumda bu işlemlerin uygulanmasının normalleştirilmiş olması kişilerin bedenleriyle fazla uğraşmalarına ve bedenlerinde değişiklikler yapma yoluna gitmelerine neden olmaktadır.

Bu bozukluğa sahip hastalar sıklıkla belirtileri sebebiyle psikiyatrist ya da psikologlar yerine, plastik ve estetik cerrahi, endokrinoloji, üroloji, cildiye gibi kliniklere ya da saç ekimi, elektroliz, botoks gibi yöntemler için hekim olmayan kişilere başvurmaktadır. Bu sebeple bu bozukluğun yaygınlığını belirlemek oldukça zordur. Beden algı bozukluğu, kadınlarda erkeklere, bekarlarda ise evlilere oranla daha sık görülmektedir. Hastaların beşte biri kadarının intihar girişiminde bulunduğu gözlenmiştir.

Beden algısı bozukluğu genellikle, ergenlikte baş göstermekle birlikte, kişi bu durumun bir hastalık olduğunu fark etmeden yıllarca sürebilmektedir. Hastalığın başlangıç yaşı, tüm dünyada ve ülkemizde gerçekleştirilen araştırmalar göz önüne alınarak ortalama 16-18 yaş aralığı olarak belirtilmiştir. Yapılan çalışmalar doğrultusunda beden algı bozukluğuna sahip bireylerin, psikiyatri kliniklerine ilk başvurma yaşının ortalama 32-33 yaşlarında olduğu gözlenmiştir. Hastalığın ergenlik döneminde başladığını düşünürsek, hastaların yetişkinlik dönemine kadar hastalığa tanı konulmadan  uzun yıllar yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir.

Hastaların psikiyatri kliniklerine geç başvurma sebebi olarak, özel olarak sorulmadığı sürece varsaydıkları sorunlardan bahsetmemeleri ve bu bozukluğun belirtilerinden utanmalarının büyük bir etken olduğu düşünülebilir. Ayrıca hastaların bu belirtilerin psikolojik olmasını yadsıma eğilimleri sebebiyle psikolog ya da psikiyatriste başvurmak yerine plastik cerrahi, diş hekimi, cildiye gibi hekimlere ya da estetik merkezlerine gitmeyi tercih etmektedir.

Beden algısı bozukluğunda aşırı zihinsel uğraşılar, hastaların % 93'ünde yüz ve kafadaki organları kapsadığı bilinmektedir ve sıklıkla hastalar yüz bölgelerinde, burnuna, göğüslerine, saçına, bacaklarına, kalçalarına, cinsel organlarına odaklı belirtiler ile uğraşıp durmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre, hastaların % 93.3’lük kısmında kompülsif davranışlar bulunmaktadır ve bu davranışların başında sürekli olarak aynada görünümünü kontrol etme  davranışı gelir. Hastanın varsaydığı "kusuru" ayna  ya da cam, pencere gibi diğer yansıtıcı yüzeylerde sık sık kontrol etme ihtiyacı hissetmektedir. Ayrıca hasta çevresindeki kişileri, varsaydığı kusura inandırma ya da kusuruyla ilgili onlar tarafından ikna edilme gereksinimleri doğrultusunda sorular sorarlar. Hastalığın bazı dönemlerinde ise uğraşılan beden bölgesiyle ilgili sanrılar ortaya çıkabilmekte ve  varsayılan kusur ile ilgili düşünce bozukluğu da sanrısal düzeye çıkabilmektedir.

Beden algısı bozukluğuna sahip bireylerde, kişilik bozukluğu görülme oranlarının oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre beden algısı bozukluğuna sahip bireylerin %92’sinde kişilik bozukluğu da görülmüştür. En sık görülen kişilik bozuklukları ise histerik, narsistik, paranoid, obsesif-kompulsif, pasif-agresif kişilik bozulduklarıdır. En fazla eşlik eden ruhsal bozukluklar ise obsesif- kompulsif bozukluk, major depresif bozukluk, madde kullanım bozuklukları ve sosyal anksiyete (sosyal fobi) bozukluklarıdır. Sık sık hastaneye yatış, intihar girişimi, gereksiz cerrahi ya da cerrahi olmayan işlemler uygulanması ile ciddi yeti yitimine neden olabilen bir bozukluktur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 112
Kayıt tarihi
: 19.11.18
 
 

1995 yılı İzmir doğumlu. Girne Amerikan Üniversitesi, Psikoloji (İngilizce) bölümü mezunu. Yakın ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster