Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
2766
 

Beden Dili

Beden Dili
 

Beklemeketen yorulmuştu kadın. Bunu da bir şekilde dile getirdi sevgilisine. Ya da sevgilisi olduğunu düşünüdüğü adama. Seni üzerim diyordu adam hep. Buna rağmen henüz "seni üzmek istemiyorum!" diyenler kadar üzmemişti kadıncağızı. Üstelik kadın çok beklediğini ve özlediğini dile getirdiğinin ertesi günü " Bu akşam işim var ama dönüşte bir kahveni içebilirim.!" deyip kadının sevinç katsayısının tavan yapmasına bile neden olmuştu. Ohooo keşke her üzmesi böyle olsaydı. "Aç mı gelirsin!" dedi kadın. "Sanırım tok gelirim. Bir şey hazırlamana gerek yok sadece kahve."dedi adam.

Karşı taraf bu haberi verdiğinden beri kadının kalbi boğazında atmaya başlamış, heyecandan nefes alamaz ve bayılacak bir duruma galmişti kadın. Akşamı zor etti. Kelebekler gibi uçarcasına çıktı işten. Hemen alışverişe koştu. Evinin ordaki meşhur tarihi taş fırından kahvenin yanına gidebilecek mis gibi, fıstıklı,üzümlü, çikolatalı kurabiyelrden aldı. Markete koştu , kuruyemiş, çikolata, tatlı, dondurma, meyve, meyve suyu, bulabileceği ne kadar abur cubur varsa aldı. Kasaya geldi, kredi kartını uzattı "Aldıklarınız 45 YTL tutuyor sizin 28 YTL limitiniz kalmış." dedi kasiyer. Aldıklarının bir kısmını geri bırakmak zorunda kaldı.

Eve gitti. Bütün camları açıp evi havalandırıdı. Oda kokuları sıktı. Tütsü yaktı güzel koksun ev diye. Şık şık tabaklara aldıklarını yerleştirip servise hazır hale getirdi. Sevdiği adam geldiğinde onları hazırlamakla vakit kaybetmek istemiyordu. Duş aldı, insanlardan en çok övgü aldığı, dostlarının arkadaşlarının en çok kendisine yakıştırdıkları elbisesini giydi. Kokularını sıkındı , hafif makyajını yaptı. Çok güzel bir klasik jazz cd si koydu müzik setine. Bütün mumları yaktı, eline bir kitap aldı ve beklemeye başladı.O kadar buluşmaya odaklanmıştı ki okuduğu tek bir satırı, tek bir kelimeyi bile anlamıyordu. Saat 21:00 oldu yok, 22:00 oldu yok. "Gelmeyecek" diye düşümeye başladı. Gelmeyecek ve bir telefon dahi etmeyecek.Değersizim işte O'nun için. Hala neyin muhasebesi idi bu? Hala neyi bekliyordu? "Sen salaksın kızım." diye geçirdi içinden. Su katılmamış salaksın. Kalktı mumları söndürdü. Müziği kapattı. Televizyonu açtı tek seyrettiği dizi başlamıştı ,"Diziyi de kaçırdım ." diye geçirdi içinden. İzlemeye başladı. Ama konsantre olamıyordu bir türlü konuya. Saat 22:30 da telefonu çaldı." Hayatım işim uzadı geciktim biraz , seni de ihmal etmek istemiyorum kahve suyu soğumadı ise geliyorum.!"

Anında kızıverdi kendine böylesi düşünceleri için. "Hemen de karaladın, çocuğu ne adi kadınsın sen!" diye geçirdi içinden. Bu ilişkide oturmamış birşeyler vardı. Oturmamış birşeyler olacaktı elbet henüz çok yeniydi çünkü. Üstelik ilişki bile denilemezdi daha. Henüz sadece ikisinin olduğu iki üç buluşma olmuş ve buluşmalar hep erkeğin kadını ne kadar üzeceğine , üzmek istemediğine, bu ilişkinin yürümeyecek bir ilişki olduğuna dair söylemlerle geçmişti. Kadının sevgisi ve kadının sevgisine olan inancı ile yürüyordu her ne yürüyorsa. Adam kadının kendisine olan sevgisini ve ilgisini seviyor, egoları tatmin oluyor, bu sevginin ne denli güçlü olduğunu biliyor ve kadını incitmek istemiyordu. Daha doğrusu kadının sevgisi ve adamın da kadının kendisine olan sevgisinin saygısı ile geçirilen bir kaç saatlik ortak zaman dilimi vardı ortada eğer buna ilişki denilirse. Ve her şeyin bu kadar açık konuşulmasından mıydı neydi çok da güzel ,çok da huzurlu, çok da zevkli geçirilen zamanlardı bunlar.

Coşkuya kapılmıştı yine kadının sevgi dolu yüreği.

-Ah birtanem ne demek benim kapım her zaman ve her koşulda açıktır sana.Bekliyorum birtanem.

-Çok kalamayacağım ama bir kahve içimlik.

-Olsun bir tanem seni görmüş olacağım.

-Köprüdeyim geliyorum.

Tekrar herşeyi kolaçan etti kadın.Her şey yerli yerindeydi. Televzyonu kapattı, müziği açtı, mumları yaktı. Kapı çaldı. Koşarak ve neşe ile açtı kapıyı. Gelenin de havası yerindeydi keyifli ve sıcak karşılandı , keyifli ve sıcak cevap verdi bu karşılanmaya. Güzel bir bir saatçik ti geçirilen. Kadına bir an gibi gelen bir bir saatçik.Havadan sudan , gündemden konuşulan bir saat. Kadının hazırladığı hiç bir şeyden yemedi adam. Kahvesi bitene kadar da gözü saatte kaldı. Kahvesinden son yudumu alıp kalakmaya yeltendi. Ayaktaydılar ikisi de. Kadın sağ elini uzatıp , adamın sol yanağını avucunun içine aldı. Adamın gözlerinin taa içine sevgisinin o içten gelen sıcağı ile bakarak" Çok teşekkür ederim geldiğin için." dedi. Adam, kadının yanağına yapışmış avcundan kurtulmak için, başını geriye attığı anda sol eli ile de kadının bileğini kavrayıp, kadının elini kendi yanağından uzaklaştırıdı. Kadın o an kendisini türk filimlerindeki o erkeklere askıntı olan kötü kadınlar gibi hissetti. Adam da davranışının farkında olacaktı ki özürdiler gibi kadının yanağından makas alıp "Kahve çok güzeldiellerine sağlık." dedi.Kadının alnına bir buse kondurdu ve kaçar gibi uzaklaştı.

Başından beri seni üzerim demişti adam. Ve o akşama dek üzecek hiç bir şey yapmamıştı. O akşam da yapmamıştı aslında. Taa ki kadın onun yanağını avucunun içine alacak kadar samimi davranıncaya kadar. İşte adamın korktuğu gerçekleşmişti. Kadını sürekli saatte olan gözü ile, başını geri çekip,bileğinden tutup kadının elini kendi yanağından uzaklaştırması ile, bir yere yetişecekmiş sanki aklında başka birşey varmış gibi, rahat olmadığının belirtisi sürekli titrettiği sağ bacağı ile o güne dek kadını üzecek tek bir söz dahi çıkmamış olmasına rağmen adamın ağzından , adamın o akşamki beden dili kadını üzmüştü.

Marcus Aurelius un "Eğer bir dış etken seni üzerse , duyduğun acı o şeyin kendisinden değil,senin O'na verdiğin değerden geliyordur.O'nu da her an ortadan kaldırma gücün vardır!" sözü geldi kadının aklına. Kendi kendine söz verdi. Kimse kimseyi üzmeyecekti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Akıcı, güzel bir anlatım ve gözlem gücü baştan sarıverdi. M.Aurelius'n deyişi ise finali taçlandırdı. Kutlarım.

Ayten Dirier 
 02.10.2008 21:45
Cevap :
Çok teşekkür ederim :D;Sizin gibi bir üstaddan böyle bir yorum almak benim için şeref.Saygılar.  03.10.2008 0:00
 

İtiraf edeyimki son zamanlarda okuduğum terazinin dengesinde eşit duran ama eşit olmayan yaşamdaki gerçek yazılardan birisi aynı durumları burada olduğu gibi kadın yaşamışsa erkekte aynı durumları aynı oranlarda yaşamıştır. İyi bayramlar dileğimle sevgi saygılarımla.

Ermert Revsen 
 02.10.2008 18:54
Cevap :
Taraflı bir kadın olarak belki o ruhu veremedim ama erkeği suçlayıcı bir ifade yok eğer farkındaysanız yazımda.Bu nasıl bir teraziyse diğer kefe erkek için de kadın içinde hep boş aslında eğer farkındaysanız.Teşekkür ederim güzel dilekleriniz için sağlıcakla kalın.  03.10.2008 11:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1846
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster