Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '14

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
327
 

Beden Eğitimi ve Spor Öğretiminde Paralellik

Beden Eğitimi ve Spor Öğretiminde Paralellik
 

              1789 Fransız Devrimi’nden sonra her türlü siyasal, ekonomik, anayasal, kültürel ve kısaca her türlü yönetsel yapının Fransa etkisinde olduğu Osmanlı’da, Fransız “spor” modeli de Osmanlı’ya aktarılmıştır. 1863 yılında “cimnastik” okul programlarına alınmıştır (Galatasaray Sultanîsi’ne Fransa’dan “Beden Terbiyesi Öğretmeni” olarak Morioux adında bir öğretmen getirtilmiştir). Kuleli İdadisi, Mekteb-i Harbiye, Mekteb-i Bahriye ve Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) bu okullara örnektir (ilk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Kayacan Mekteb-i Bahriye öğrencisidir). Ancak o zamanlardaki cimnastik, günümüzdeki cimnastik’ten farklıydı. Jahn-Amoros cimnastiği” denilen egzersizler; aletsiz hareketler, gülle antrenmanları ve eskrim’i de içinde bulunduran tehlikeli ve askersel amaçlıydı.

                İspanya’lı Albay Don Francesco Amoros (1770-1848), beden eğitimini askeri amaçla kullanan kişi, Friedrich Ludwig Jahn (1778-1852) ise, Prusya militarizmini somutlaştıran Deutsches Volstum’un yazarı, cimnastikçi ve beden eğitimiyle usta savaşçılık arasında sebep-sonuç ilişkisini kuran bir Alman’dır. Amoros’un Jahn’dan etkilenerek kullandığı ve uygulamaya soktuğu cimnastiğe de bu yüzden “Jahn-Amoros” cimnastiği denilmiştir.

             Türkiye’ye giren Atletizm (1870), yüzme-kürek (1873), greko-romen güreş (1887) ve bisiklet (1898) gibi sporlar Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) kökenlidir. Bugünkü Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucuları da Mekteb-i Sultanî beşinci sınıf öğrencileridir.

              BU SONUÇ BİZE BEDEN EĞİTİMİ SPOR ARASINDA BİR İLİŞKİ OLDUĞUNU VE BAZI EVRENSEL DEĞERLERİN VE SPOR LEHİNE SONUÇLARIN DA BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNDEN BAŞLADIĞINI GÖSTERMEKTEDİR.

              Ancak yirminci yüzyıl dönüldükten sonra artan kitlesel ilgi ve ilginç pazarlama teknikleriyle futbol, sporun önüne geçmiştir. Spor ve futbol arasındaki çatışma, ileri modern ülkelerde çok sorun olmamakla birlikte; geri kalmış, yerinde sayan veya rejim değişliğine uğrayan ülkelerde futbol hep “kitleleri uyutan bir afyon”olarak kullanılmıştır. Oysa Dünya’da ve Türkiye’de kurulan ilk kulüpler futbol amaçlı değil, diğer tüm branşları da içine alan spor kulüpleriydi. İngiltere’de Blackheath Proprietary School (1858), Rusya’da Orekhovo-Zuyevo (1887), İtalya’da Genoa (1892), Türkiye’de Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü (1905) okul kökenli kulüplerdir.

              Bilimde, çağdaş eğitimde, demokraside ve sporda gelişmiş ileri ülkelerde; okul sporu çok önemlidir. Okulda spor yapılacak tesisler, öğretmenler ve dersler, günümüz Türkiyesi’ndeki gibi kısıtlı değildir. Sporda şiddetin azaltılmasından Olimpiyat kültürü oluşmasına kadar en az bilim ve sanat kadar önemli olan spor kültürü oluşturmak ilköğretimde başlar. Çocuk; sporu, branşlarını ve kültürünü okulda tanır. İlköğretim ve liselerde haftalık iki saatlik “yasak savmak” ve “adet yerini bulsun”dan öteye gitmeyen beden eğitimi dersleri 1863’den daha geridir. Milli Eğitim bünyesindeki okulların bahçe büyüklükleri, spor ile hiç ilgili ve uyumlu değildir. Bahçe büyüklüğünden önce spor salonlarının, yeterli malzemelerin ve eğiticilerin olup olmadığı önemlidir. “İşte var” denilen dört yüz metrekarelik spor salonuna da birkaç sınıf ve yüz öğrenci doldurulmakla nasıl beden eğitim dersleri yapılamazsa, iki öğrencinin oturacağı sıraya da on öğrenci oturtarak “ders yapılsın, yazı yazılsın” demek aynı şeydir. Bu da “yazı yazmak isteyenin okuldaki sıraya ve masaya ihtiyacı yoktur, dizinin üstünde yazı yazsın” demeye benzer ki, çağdaş eğitimde bu yoktur.

              İlköğretimde ilk dört yıl günde 1 saat haftada 5 gün olmak üzere; Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersi vardır.

              İlköğretimde ikinci dört yıl 5-6-7-8. sınıflarda haftada 2 saat Beden Eğitimi ve Spor Dersi vardır.

              Lise 9-10-11-12. sınıflarda haftada 2 saat Beden Eğitimi ve Spor Dersi vardır.

              Temel hareket becerileri, özelleştirilmiş hareket becerileri, sportif hareket becerileri ve en önemlisi yaşam boyu spor alışkanlığı ilk ve orta öğretimde başlar, lisede geliştirilir.

              SAĞLIK, DİNÇLİK, EĞLENME VEYA EĞLENCE, ESTETİK, BİÇİMLENME, KENDİNE GÜVEN, PERFORMANS, TOPLUMSALLAŞMA VE REKREASYON AMAÇLI YETİLERİ GELİŞTİREN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSLERİ 27 AB (AVRUPA BİRLİĞİ) ÜYESİ ÜLKENİN ORTALAMA DERS SAATLERİNİN ALTINDADIR. TOPLAM DERS SAATİNDE DE ORTALAMANIN ALTINDADIR. TÜRKÇE DERS SAATİ HARİÇ, TÜM DERSLERDE ORTALAMANIN ALTINDADIR.

              Sonra; oyundan kırmızı kartla atılan oyuncu “soyunma odasından aldığı bıçakla niye sahanın içine dalmaya çalışır ki?” diye sorarız. Ulusal maçtan önce ısınma turlarında tribünden bir taraftar “neden oyuncuya küfreder?” diye sorarız. Oyuncu hakeme küfreder, oyundan atılır, “neden profesyonel oyuncu böyle davranır?” diye sorarız. Tribündeki şiddetten ufacık çocukların kafası yarılır, atılan cisimlerle bazıları ölür, “neden böyle?” diye sorarız. Sorarız da sorarız. Yanıt bulabilir miyiz? Tabi ki kocaman bir “HAYIR”.

              Daha başka sorular da sorarız: “Neden bizde trafik kazaları çoktur?”. Yanıt hazırdır: “TAKDİRİ İLAHİ”.

              .ok takdiri ilahi. Ne takdiri yahu? Tanrının tüm ölüm takdirleri neden Müslümanlara olsun ki? Veya neden gelişmiş ülkelere, Hıristiyanlara değil de hep gelişmemiş ülkelere, Müslümanlaradır bu ölüm takdirleri? Tanrı Hıristiyanları daha mı çok seviyor da onlara trafik kazası yaptırtmıyor?

              20 yıl önce Üniversiteden görevli İngiltere’ye çalışmaya gittiğimizde, eşimin çalıştığı hocaya bir konuşmamızda “özel günlerde, dini bayram tatillerinde Türkiye’de ortalama 40 kişi ölür” demiştik de İngiliz şaşırmıştı (o zamanlar iyiymiş, şimdi sayıları yıllara göre katlayarak, çoğaltarak artırıyoruz). Belki de sayıyı yanlış telaffuz ettiğimizi sanarak soruyu tekrarladı hoca: “Günde mi, yılda mı?”. Bizde tekrarladık “günde 40 kişi”.

              Takdiri ilahi filan değildir bu durum. Düpedüz eğitimsizlik ve cahilliktir. Hız sınırına, trafik kurallarına uymamışsın, araban bakımsız, lastiklerin kabak, ama dikiz aynasına astığın muska seni kurtaracak zannedersin. Ya da anahtar soktuğun kapıdaki “besmele”.

              “Önce tedbir sonra takdir” düsturu hiç akla gelmez de, bir ölümlü kazada hemen “takdiri ilahi” akla gelir.

              Bakın ülkemizde trafik ve ilk yardım dersi sadece 12. sınıfta var. Obeziteden, sağlıksızlıktan dert yanarız, Sağlık Bilgisi 9. sınıfta var. Arabesk kültürden dert yanarız, Görsel sanatlar ve Müzik 9-10-11-12. sınıflarda var. Ama hepsi haftada 1 saat(cik). Meslek liselerinde ise Beden Eğitimi ve Spor dersleri hepten kaldırılmıştır (hele sağlıklı olmanın ve mesleğinin öğretildiği Sağlık Meslek Liselerinde Beden Eğitimi ve Spora ne gerek var değil mi…?...!...).

              Eğitimde, kültürde, sporda ve sanatta çağdaş olabilmek; çağdaş ülkelerle “paralel” gidebilmekle gerçekleşir (bu paralel, 12 yıl boyunca aynı çanaktan yemlenip aynı çanağa hacet yaptıktan sonra “ne istediler de vermedik” paraleli değildir, dikkatinize). Yoksa ağlamaya da sızlanmaya da hiç hakkımız yoktur. “Dini bütün gençlik yetiştiren” iktidarımız elbet bunlara da bir çare bulacaktır. Bulamazsa, bilin ki “paralel yapıdandır”...!... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1206
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster