Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1556
 

Bedene Sığmayan Ruh !

Bedene Sığmayan Ruh !
 

Dar sokaklar



Yoğun bir iş günü...

Vücudum ve beynim olanca gücüyle çalışma gayretinde...

Günlük rutin içinde kaybolduğum günlerden birindeyim yine. Yetişmesi gereken onca işin telaşındayım.

Aaaa o da ne ? Ruhuma bakıyorum bir an.. Bulamıyorum yerinde yok. Yine bedenime sığmadı anlaşılan...

Nerde diye ararken görüyorum.... çok uzaklarda...

Eski bir kasabada buluyorum onu.

Muhtemelen Ege'de bir kasaba bu. Zeytin ağaçlarından anlıyorum. Dib dibe, eski yıpranmış evlerin birbirine baktığı ara sokaklardan birinde... Yerler taş...

Yürüyorum ağır ağır.. Amaçsızca.

Ilık esen rüzgar suratıma çarpıyor. Amaçsız olmak ne kadar güzelmiş. Durmadan yürümek istiyorum, ruhuma uydum bakalım neler olacak. Çok iyi geliyor bu amaçsız yürüyüş ruhuma.

Dar sokaklardan evlere bakarak ağır ağır yürüyorum. Cumbalı bazı evler. Pencereleri hafif aralık. Ne kadar yakınlar birbirlerine, nerdeyse atlayıp geçilecek kadar yakın. Bazı kadınlar pencerelerden birbirleriyle konuşuyorlar. Annelerinin yanında kafalarını pencereden uzatan küçük çocuklarla göz göze geliyorum. Göz kırpıyorum gözlerini kaçırıyorlar utanarak.

Düşünüyorum ne kadar güzel dostluklar, arkadaşlıklar, komşuluklar yaşanıyor bu evlerde ve bu eski kasabada. İmreniyorum, özeniyorum.. Apartman kültürünün iyice daralttığı büyük şehirlerde olmanın ne kadar can sıkıcı olduğunu bir kez daha hissediyorum içimde.

Ama ben bir süreliğine ruhuma uydum, kaçağım şu an. Bunları düşünmek istemiyorum. Sadece bu eski kasabanın tadını çıkartmak istiyorum bu ılık bahar gününde.

Dar, taş sokaklardan yürüyerek, kasabanın meydanına geliyorum. Telaşsız ve sakin bir kalabalık görüyorum. Bir kahve var köşede, 3-5 tane kasabalı erkek oturmuş çay kahve içiyor, sohbet ediyorlar.

Gidiyorum yanlarına masalardan birine kıvrılıp oturuyorum. Biraz terlemişim serin esen rüzgar suratıma çarpıyor, ferahlıyorum. Orta şekerli bir kahve söylüyorum..

Kahvemi yudumlarken, ruhuma iyi gelen bu kasabayı, bu insanları, bu sokakları arada bir ziyaret etmek istediğimin şiddetle farkına varıyorum.

Saatime bakıyorum, işe dönme vakti gelmiş.

Şimdi iş yerindeyim, bu kısa mola çok iyi geliyor ruhuma. İçimde güller açtırıyor..

Tavsiye ederim bedeniniz gitmese bile, siz ara ara ruhunuza molalar verdirin, deneyin çok iyi gelecek...

Bol molalı bir yaşam sizlerle olsun.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nilgün' cüğüm bende senin gibi bir mola verip deneyimlerimi seninle paylaşacağım. Bakalım ben nerelere gideceğim. Sevgiyle.

Arzu Elif 
 12.04.2012 12:32
Cevap :
Yazmanı merakla bekliyorum Arzu'cuğum gezdiğin boyutları.. Sevgiler.   12.04.2012 13:12
 

Ben de çok severim sayın yazarım, Çalışırken mola vermeyi. Gezdirirken hayalimi, bedenimi dinlendirmeyi. Yalnız bir küçük farkla... Benim kahvem bol şekerli olsun lütfen! Hani şu "ermeni kahvesi" denen cinsten! Çokça düşünüp bolca yoranlar kafalarını; güzel bir kahveyle süslesinler molalarını. Sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 05.04.2011 17:03
Cevap :
Kahveyi azaltmakla birlikte, günde mutlaka bir kere içmezsem olmaz, ama orta şekerli :) Ermeni Kahvesi duymamıştım.. ilginç. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için Cem Bey. Saygılarımı sunarım.  06.04.2011 8:46
 

Dün ben de benzer bir yolculuğa çıktım.O kadar yorucu bir gündü ki;iş çıkışı direksiyon başında uyuklamamak için kendimi zor tuttum.Buna rağmen işleri biteremeyip hepsini pazartesiye bıraktım.Antakya'ya varmaya yakın bir türlü şehre girmek istemiyordum.Arabanın gittiği yere kadar gitmek istiyordum.Gaza basıp İskenderun yoluna girdim.Uçsuz bucaksız amik ovasından geçtim.Yolda çiftçilerin sergiledikleri sebzelerden aldım.Ankara'ya vardım.Kar yağıyordu sabaha karşı.Bir yerde türk kahvesi içtik.Her tarafı ahşap bir kır kahvesinde.Oradan anneannenizin mezarına gittik.Dualar okuyup sevdiği çiçekleri bıraktık.O ana kadar hiç konuşmamıştık.O'nun bizi izlediğini,ve asla üzülmenizi istemeyeceğini söyledim size.Siz üzgün olmadığınızı,bilakis mutlu olduğunuzu söylediniz.Arkadaki arabanın korna sesi ile irkildim.Bir düşü yeşil ışıkta bırakıp,hayallerimin düşmanı kente girdim.Anladım ki,doğduğum yeri sevmiyordum artık...en içten sevgilerle.Başka bir yazıda görüşmek üzere.

die stimme des mondes 
 04.12.2010 10:21
Cevap :
Gözlerimi yaşarttınız..... Ne kadar duygulandığımı size anlatmam mümkün değil şu anda... :-( Acaba nasıl teşekkür etsem bu yolculuğunuzdan ötürü size bilmiyorum.... Allah tüm ölmüşlerimizin mekanlarını cennet kılsın. En derin sevgi ve saygılarımla....  06.12.2010 9:20
 

Way meslektaşım.. Ne kadar güzel yazmışsın. Tam da aynı duygulardayım. Ruhum senin yazınla tatile çıkmıştı.. Dilerim çok uzun sürmez bu tatilim. Zira 30 Nisan'dan itibaren işsizim. Hayat ne kadar acımasız, çalışırken yoğun tempoda tatili özlüyoruz, ama işsiz kaldığımızdaysa..

NAIME BEKEN 
 07.04.2010 13:58
Cevap :
Bir an da olsa sizi uzaklara alıp götürebildiysem ne mutlu bana :) İşsiz olmanıza üzüldüm, ancak şuna inanırım ki, her şerde bizim göremediğimiz bir hayır mutlaka vardır. Eminim çok daha iyi şartlarda harika ve sizin için hayırlı bir iş sizi bekliyor olacak. Sevgilerimle,  08.04.2010 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 561
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8328
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster