Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '17

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
250
 

Behçet Oktay'ı unutmamak..

Behçet Oktay'ı unutmamak..
 

Behçet Oktay


15 Temmuz'da yaşanan FETÖ darbe girişiminde, darbecilerin en yoğun saldırdığı yerlerden birisi de Gölbaşı'nda bulunan Özel Harekat Merkezi idi. Darbeciler, olabildiğince tüm güçleriyle oraya saldırmışlardı ve 42 polis şehit düşmüştü. 
 
O kurumun seçilmesi, elbette ki bir tesadüf eseri değildi. FETÖ Terör Örgütü üyeleri, son derece bilinçli ve kasti olarak oraya saldırmışlardı ve devletin en önemli güvenlik birimlerinden olan Özel Harekat grubunu hakimiyetleri altına almak istemişlerdi. Çünkü bu terör örgütünün, devlet kademelerinde sızamadığı belki de en önemli birimlerden birisi, Özel Harekat dairesiydi. Bu nedenle de ağırlığı oraya verdiler ve belki de 'işe oradan başladılar' diyebilmemiz de mümkündür. 
 
Ancak olayın tarihsel arka planını kapsamlı olarak irdelenmezse, bugün için de bir sonuca ulaşmak mümkün olmayacaktır hiç kuşkusuz. Peki ne olmuştu da FETÖ, bu kuruma istediği gibi müdahale edememiş ve yönlendirmeler de bulunamamıştı? Yargıdan siyasete, iş dünyasından hemen hemen tüm devlet kadrolarına kadar sızabilecek kapasitede bir örgütün, Emniyet içerisinde ki bir birimde bu denli başarısız kalmasının sebebi ne olabilirdi acaba?
 
Bunu iki sebeple açıklamak da mümkün. Birincisi, Özel Harekat biriminin yapısı gereği, ülke sevdası ve bu uğurda ölümü kendi hücrelerine kadar sindirmiş bireylerden oluşuyor olmasıydı. Öyle ki; bu kurumda ki polisler diğer birimlerde olduğu gibi bazı 'rüzgarlara' kolay kapılmıyor ve ülke menfaatlerini herşeyden önce tutuyorlardı. Hassas duygularını kimselerin suistimal etmesine olanak tanımıyorlardı. 
Diğer bir önemli husus ise, Özel Harekat Dairesi'nin başında bulunan vatansever başkanlardır. Bu kısımda da öncelikli olarak akıllara gelen rahmetli Daire Başkanı Behçet Oktay'dır. 
 
15 Temmuz anlaşılmak isteniyorsa eğer, özel olarak da Behçet Oktay dosyası incelenmeli ve iyi anlaşılabilmelidir. 
 
Tarihler 25 Şubat 2009'u gösterdiğinde, ülke gündemi önemli bir haberle sarsıldı ve Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay aracında ölü olarak bulundu. O günden bugünlere kadar konu birkaç evrede dönüp durdu ve ne yazık ki herhangi bir gelişim sağlanamadı.
 
Bu evrelerden birisi, kasıtlı olarak yapılan görmezden gelme ve 'intihar' tespiti ile geçiştirilmesiydi. Ailesinin ve Emniyet uzmanlarının, bunun bir intihar olmadığına dair, belgelerle de destekleyerek sundukları tüm argümanlar sürekli olarak ısrarlara rağmen red edildi. 
 
Hatta öylesine traji komik noktalara ulaşmıştı ki bu umursamaz yaklaşım, Oktay'ın 'ayağının kayması ve bu nedenle öfkelenerek silahına sarıldığı' gibi mesnetsiz ve ahlaki değerlerden yoksun bir noktaya kadar ilerledi. Olay yeri incelemenin yaptığı 23 dakikalık inceleme, reel anlamda bir araştırmanın yapılmadığının en büyük kanıtı oldu. Etraftan görgü tanıklarına ilişkin hiçbir faaliyet de yapılmamıştı. 
 
Olayın ilk dakikalarından itibaren, o gün ki yetkililerin 'intihar' ısrarlarına ve ifadelerine rağmen, ailesi de bunun bir cinayet olduğunu anlatmaya çalıştı. Ancak aradan geçen uzun yıllar, zaman içerisinde ailenin haklılığını gözler önüne getirdi. 
 
Deşifre olan FETÖ yapılanması ve arkasından gelen yargı süreçleri ile birlikte, rahmetli Behçet Oktay ile ilgili de karanlık noktalar az da olsa aydınlatılmaya başlandı. 
 
Vefatından önce, 'Fethullahçıları Özel Harekat'a sokmayan Behçet Oktay' manşetleri atan gazeteler o vakitlerden beri olacakların sinyallerini vermişlerdi aslında. Ve bu yapı, sırf kendilerine rahat hareket alanı vermediği için, Behçet Oktay'ı hedefine almıştı. 
 
Emniyet'in diğer bir birimi olan İstihbarat dairesi başkanı Ramazan Akyürek'in, Oktay'ı dinlediklerine ilişkin ifadeleri ortada. Oktay dosyasında imzası bulunanların tamamına yakını ise FETÖ'den şu an tutuklu durumda. 
 
Son olarak da bugün, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde ki duruşmada ifadesini veren gizli tanık Bulut; 'Behçet Oktay, örgütün hedefindeydi. Milli duruşu ve vatan sevdası olan bir adamdı. Örgütten bağlarımı kopardıktan sonra, kendisiyle iki sefer görüşmem oldu. Örgüt Doğu'da bir kalkışma, halkı tahrik edip hükümeti zaafa uğratma planı yapıyordu. Onun için Özel Harekat Polis'lerini halka karşı kullanmayı planlıyordu. Oktay'ın da buna boyun eğmeyeceği biliniyordu. Bunun için infaz edildiği kanaatindeyim.'' açıklamasında bulundu. 
 
Bu ifadeler ve rahmetlinin vücudunda ki izler, intihar iddialarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. FETÖ Terör Örgütü ile verilen bu mücadelenin önceliklerinden birisi de, onların yaşam haklarını ellerinden aldığı, memleket sevdalısı insanların hesaplarının sorulması olmalıdır. Behçet Oktay'lar ve Muhsin Yazıcıoğu gibi hizmet adamları, bu ülke de anıları silinmeyecek izleri bırakan insanlardır. 
 
FETÖ soruşturmaları irdelendikçe, Şehit Behçet Oktay cinayetine ilişkin de gerçekler gün yüzüne çıkartılacaktır. Süreç doğru değerlendirilmeli ve sonuca ulaşılmalıdır. 
 
Behçet Oktay, olması gerektiği gibi Şehitlik mertebesiyle onurlandırılmalı ve bu hakkı ona iade edilmelidir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 218
Kayıt tarihi
: 19.07.16
 
 

Kutlu analiz...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster