Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
4107
 

Bekâret skandalı ve bakire erkekler

Bekâret skandalı ve bakire erkekler
 

Bir bekâret davası ardından gelen tartışmalar Fransa’yı birbirine katmış. Ama olay sadece bu davayla sınırlı kalmamış ve iş, İslam’da reform tartışmasına kadar uzamış! Bu haberi okuyunca bu yazının başlığı belirdi aklımda. Bakire erkekler için yazayım dedim. (Dikkat, bekâr erkek değil, bakire! Yani hiç cinsel ilişki yaşamamış ve bu konuda bilgisiz olan erkek.)

Kız çocukları bekâret zarı (hymen) denen bir vajinal perde ile doğarlar. Bunun görevi henüz ergen olmamış ve dışarıdan gelecek zararlı etkilere karşı savunmayı bilemeyecek kadar bilinçlenmemiş çocukları korumaktır. (Bekâret zarı erkeklerin kadın namusunu tayin eden en önemli ölçüt olmuştur tarih boyunca, ama bu, işin başka bir yönü. Bakire isen masumsun ve namuslusun!..)

Bilirsiniz, kız çocukları 13-14 yaşında ergenlik çağına girerler, yani aylık kanamaları (regl/aybaşı/mensturasyon) başlar. Çünkü yumurtlamaya başlarlar ve hamile kalmamışlarsa, yumurtlamanın tortularının dışarı atılması, rahmin temizlenmesi gerekir. (Bunun ne can sıkıcı bir süreç olduğunu erkeklerin anlamasına olanak yoktur!!!)

Düzenli regl döneminin başlaması şu anlama geliyor: "Hey sen, çocuk, bedenin ve beynin artık anne adayıdır. Çocuk yapabilirsin! O nedenle rahmine sperm girmesi gerekir. Artık hymen'e de gerek kalmamıştır; çünkü kendini korumasını bilirsin."

İşin doğal yönü budur. Ama gel gelelim ki, toplum ahlakının yarattığı kurallar öylesine katılaşmıştır ki, ortaçağda bekâret kemeri dahi taktırmışlardır Avrupalı kadınlara. Hatta daha öncesinde Meryem Ana'nın dahi bakire olduğu iddia edilmiş ve bu zara rağmen Hz. İsa'yı doğurduğu tezi ileri sürülmüştür. Fakat aydınlanma çağı ile birlikte böylesi bir "saçmalığı" kabul etmeyen düşünürler ve bilim insanları, yarattıkları güçlü savlarla Kilise'nin tezlerini birer birer çürütmüş, kızlık zarını en temel içgüdü olan cinselliği yaşamaktan alıkoyduğu için toplumu ve özellikle gençliği travmaya sürüklediğini söyleyerek, cinsel özgürlük çağının başlamasına öncülük etmişlerdir.

Okuduğum ve öğrendiğim kadarı ile Müslüman ülkeler bu tartışmaları hiç yapmamışlar. Kızlık zarı yüzünden töre cinayetleri süregitmiş, gidiyor. Kadın ahlakını bir zara bağlayan kafalar da hâlâ aramızda, ailemizde, yatak odalarımızda yaşıyor.

İslam'da reform tartışmaları da bu yüzden başlamış galiba. 100–200 yıl geç kalmış cinsellik tartışmalarını yapabilecek olgunluğa erişti mi en gelişmiş Müslüman ülke olan Türkiyemiz acaba?

Ne dersiniz? Hadi gelin Milliyet Blog'un bizlere sunduğu özgürlükten yararlanarak, biz tartışalım bu konuyu.

Gerdek odasına "zarsız" giren gelin, bir ömür boyu aşağılanmalı, namussuz mu ilan edilmeli? 18 yaşında reşit kabul edilen bir kadın özgür iradesini ve kendi bedenini nasıl kullanacağının iznini toplumun çağdışı kurallarından mı almalı?

Yorumlarınızı bekliyorum.

Sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anladığıma göre daha çok erkek okurlar cevap yazmışlar. çoğu olumlu karşılamış. burada bunu yazması o kadar kolayki. peki bakire olmayan bir kız arkadaşları, eşleri olsaydı yine aynı düşüncede olurlarmıydı? bu zaten toplumun en baş sorunu. bir tabu. bunnu ne kadar yıkmaya çalışsakta yıkamayız. öyle birşeyki zevk almak için kadın ve erkeğe bahşedilmiş cinselliği çok fazla baltalıyoruz. bana göre herkes her istediğini yaşamalı. sevgiler.

Musmuskulus 
 22.08.2008 23:52
 

"...Biz tartışalım bu konuyu!" diyorsunuz ama hiçbir yoruma cevap vermemişsiniz. Bunun adı "Tartışma" ise gerçekten tartışılır. Böyle tartışma olmaz! Bir fıkra geldi aklıma: Camında 6-7 lisanın konuşulduğu, o lisanlarda belirtilen bir restorana girmiş turist, Bodrumda. İçerisi de turist kaynıyor. Garsona Almanca vermiş siparişi, anlatamamış derdini. İngilizce, Fransızca da anlatamayınca. Çat pat öğrendiği Türkçe ile "English spoken", "Man spricht Deutsch" yazıyor, niçin anlamamak siz beni? diye sormuş. Garson da "Biz değil, müşteriler kendi aralarında konuşuyorlar o lisanları, biz Türkçe'den başka dil bilmeyiz, demiş. Sizin tartışma ortamı da o hesap.

Mustafa Mumcu 
 15.07.2008 23:29
 

arkadaşım bence bu konulara takılmaya hiç mi hiç gerek yok ,ne konuşarak ne paylaşarak bizim insanımıza birşeyleri öğretemezsin,zira yaşadıklarından bile ders çıkarmayı bilmezken...etrafta birsürü "kutsal bakire" bakire mevcut,sürüyle sürüsüyle,başı kapatıp daracık blue jean giyip sexsapeli de şöyle bir konuşturmuş,yanaklar al al olmuş yüzlerce kutsal bakire...birde söz konusu olan namus olayı olunca dinsel -siyasal objeye dönüşmüş oldu artık son 20 yıldır...şunu tartışmalı bence tartışmaya gerek görülürse.... ilişkilerde üç boyut var bence 1-yarım pansiyon 2-tam pansiyon 3-herşey dahil değerli insanlar açık açık yazmak isterdim,fakat değerli insanlar gerçekten rencide olabilir ,değersiz bulduklarımı ise düşünmüyorum bile...tekrar ediyorum kızlık zarını,önemseyip dikkat edenlere sesleniyorum,yarım pansiyon hizmet verince namus elden gitmiyor mu..! umuyorum yukarıda sıraladığım 3 şıkkın ne anlama geldiğini idrak ettirebilmişimdir...sevgilerimle :)

hekimoğlu16 
 08.07.2008 10:22
 

bu bekret konusunu yine burada kadınlar söyler kadınlar dinler. erkeklerin bekarete bu kadar takmış olmalrının sebebi çok da namus düşkünü olmalarından dolayı olduğunu düşünmüyorum. sanıyorum performans değerledirmesine girmek istemiyorlar. erkekler bu kadar namuslarına düşkünlerse kendileri bakir kalsalarmış. o zaman bu yazınında yazılmasına gerek kalmazmış. saygılarımla...

kargaliçe 
 04.07.2008 11:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 196
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 3202
Kayıt tarihi
: 11.05.08
 
 

Okumayı, yazmayı ve öğrendiklerimi paylaşmayı hep sevdim. Ortak akıliçin buradayım. İzmir'de çalışıy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster