Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1557
 

Bekaret yine, yeni, yeniden

Bekaret yine, yeni, yeniden
 

2006 fotoğraflarına bakıldığında diğer yıllardan çok bir farkı yoktu… Dünya adına insanları yok etmek üzerine atılacak bombaların üzerine “hediye notları” düşen çocukların eklenmesinden başka… Yine kan, gözyaşı, acı ve mutsuzluk vardı… Türkiye için ise son derece hızlı bir şekilde 1’e 4 verecek yönetime gidiş gözleniyordu ve açlık, acı, gözyaşı ve aymazlık hat safhadaydı…

Tartışılacak, düşünülecek ve değiştirilmesi gereken onca şey içerisinde, genel için en önemlilerinin futbol, seks, nasıl vurgun yapılır olduğunu görmek ise, gittikçe artık iyi bir şey olmaz, vasati kırk çöplerin arasında sıkışır kalır ve bir şekilde kalıbı koruma altında tutma amacına yönelik yaşarız, diye düşünmeye yönlendirmekten öte bir işe yaramıyor…

Bekarette seks içerisinde önemli yer tutan bir konu “bacaktan kafalılar” için… Genel ise bu tartışmaların içerisinde yer aldığına göre ciddi bir sorun var diyorum kendi kendime… Televizyondaki kimi programlar ve diziler tarafından abuk sabuk yanlış yönlendirmeler üzerine de toplumun gidişatı zaten facia…

2005 sonlarında Şebnem Scheffer ile medyatik boyuta taşınan bekaret, şu anda insani ve sosyal anlamda gelişmişliği her zaman tartışmaya açık kişiler tarafından gündeme oturtuldu… Niye? Namus yada namussuzluk kadının bacakları arasındadır!!! Ve şayet bacaklarının arasını koruyamamış bir kişi evlilik yapıp sosyal sınıf atlamışsa namus temizlenmektedir!!!

Bekaret tüm dünyada erkekler tarafından kadının mülkiyetini almak üzerine oluşturulmuş bir kavram. Görevi sadece kadının menstürasyon dönemi başlamadan önce doğurganlığı sağlayan organların sağlığını korumak olan hymen (kızlık-bekaret zarı), aslında bademciklerin yaptığı iş haricinde bir işe yaramamaktadır. Bademciğini aldıran bir insan da, ahlaksız ve namussuz olmamaktadır… Bu noktada biraz değişik bakmak gerek diye düşünüyorum…

İtalyan bakire fahişelerinden başlayalım… Hiçbir şekilde cinsel ilişkiye girmezler. Bekaretlerini kaybetmezler ama seksin diğer yöntemlerini uygularlar… Neden diye sorulduğunda ise “bekaretimi kaybedersem evlenemem” diye cevap verirler… Sen nereden biliyorsun diye sorulacak olunursa kaptan arkadaşlarım bulunmakta ve onlarda kimi zaman işleri gereği İtalya’ya uğrayabilmekteler…

Ülkemizden devam edelim… Yıllardan beri beraber olduğu genç kızı hastaneye, hymen dikimine getiren uzatmalı sevgilisine “neden diktirtmeye getirdin” diye sorulduğunda, kızın hayırlı bir kısmeti çıktığını duyabiliyor hastane personeli… Peki niye böyle bir şey yapıyorsun diye sorulduğundaysa; “ben evliyim, fahişelere gitmek hem riskli, hem de dikimden daha pahalıya geliyor” cevabı da alabiliyorlar… Ki ben 40 yıl önce evlenmeden önce hymenini diktirtmiş bir kişi tanıyorsam, bu durumlar yeni değil demektir…

Gene ülkemizden benim yaşadığım bir örnek: Bodrum’da barmenlik yapan bir kişiyle konuşmamızda niye sevdiğiyle evlenmediğini sormuştum… Bana “istedim vermediler, başkasıyla evlendirdiler… ama artık kapı açıldı!!! Artık uygun olan zamanlarda ziyaretine gidiyorum” demişti…

Üniversite zamanları, sevgilisiyle beraber yaşayanlar ahlaksız, namussuz oluyordu… ama 3 ayda bir başı kapalılar “muta” nikahıyla “eş değiştirdiklerinde” arada imam olduğundan ve başları kapalı olduğundan namuslu olarak değerlendiriliyorlardı…

Bunlar cinsellik, bekaret ve namus örnekleriydi…

Benden öncekinden ya daha fazla mutlu edemezsem düşüncesinin körüklediği aşağılık kompleksinin itkisiyle hareket ederken bir çok erkek, alttan alta benden önce kimseyle beraber olmadıysa zaten kıyas da yapamaz diye düşünmekte…

Ancak unutulmaması gereken bir nokta var:

- Hiç kimse el değmemiş değil…

- Hiç kimsenin elini ilk tutan olabilmek mümkün olmayacak…

- Hiç kimseyi ilk öpen olmak mümkün olmayacak…

- Hiç kimseyle ilk sevişmek mümkün olmayacak…

- Çıplak bedenini ilk defa görmek mümkün olmayacak…

Bir kadının “önce kendisine ait” olduğunu anlamak gerekecek… Onun fiziksel olarak yanına ilk yaklaşan olabilmek belki mümkün olacak ama kafasının içerisinde yaşattıklarının ve hayallerinin önünde yer alınamayacağını bilmek gerekecek…

İlk defa cinsel ilişkiyi seninle yaşamış olan eşinin, seninle sevişirken kafasının içerisinde kimlerle neler yaptığını asla bilemeyeceksin… Kötü bir şeyler belki hissedecek ama asla seninle beraber olmadığını anlayamayacaksın… Doğum günü pastası gibi sunulan 2 damla kanı değerli zannedeceksin…

Gerçek birlikteliğin beyinde ve yürekte bir kişinin varlığıyla oluştuğunu, cinselliğin ise kendi fiziksel varlığını karşı tarafla paylaşıma açmak olduğunu anladığın zaman ise gerçeği yakalayabileceksin…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir solukta okudum gerçi bir yıl önce yazılmış ama her zaman tekrar tekrar okunacak şahane bir yazı...Süper yorum ve dimağ açan cümleler için teşekkürler...

kalem_lik 
 14.08.2008 22:57
Cevap :
Beğeni için ben de teşekkür ederim... Sevgiyle...  15.08.2008 14:26
 

Ben kadın ve erkek olarak ayırmadım zaten intikam duygusunu. Vuslata erme olarak anlattıysa zaten sorun yok. Ama yukarıdaki satırı tek başına okuyunca, öyle bir izlenime kapıldım o yüzden. Bir de toplumun bakış açısını ve de özellikle erkeklerin bakış açısını ekleyince üstüne böyle bir sonuç çıkıyor. Kaldı ki madem anne baba zoruyla evlendi onu anlarım da evlilikleri sonlandırmak o kadarda zor değil. Ben olsam öyle yaşamaktansa boşanır sevdiğimle sürdürürdüm hayatımın geri kalanını. Kolay değildir böyle yaşamak. Sonuçta istememende olsa evet dediği ve ekmeğini yediği bir kapı var, o adamada yazık, dürüstçe bir davranış değil. Ayrıca ne kadar saklayabilirler ki. Bakın size anlatmış, siz yazınıza konu yaptınız her ne kadar isim de vermeseniz de ama herkes aynı özeni göstermez, böyle şeyler uzun süre saklanamaz ve aldatılmak üstelik beraber yaşarken o kadarda kolay hazmedilebilecek bir şey değil, kendinizi o adamın yerine bir koysanıza. Cinayet sebebi olamaz ama "anti parantez" Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 02.02.2007 2:20
Cevap :
Zaten adamın yerine koyduğumda kendimi apayrı bir noktayaa çıkıyor... Asla benimle beraber olmayacak olan birisiyle aynı yatağa girip bir ömür geçirmek... Sadece cinselliğin tattmini bu durumun acizliğini geçirmiyor... Ben sevdiğimin zihninde de tek olmak isterim... Ama kolay değil kırsalda bu söylediğini yapmak, hatta imkansız... Bu durumlarla alakalı da çalışıyorum işim dolayısıyla ve bu yüzden anlatamam dedim... Biliyorum neler olabildiğini ve bizlerin nelerle uğraştığımızı... Sevgiyle...  02.02.2007 12:05
 

Konunuzun içinde bahsi geçen barmen, eğer aynen böyle bir tabir kullandıysa sevgilisi iyi ki onunla evlenmemiş diyorum ben. Bu hem kendisini, hem sevgilisini ne kadar da aşağılayan bir tabir. Aklın sıra kızı ona vermeyenlerden intikam alıyor. Sevgi böyle yaşanmaz, aşk böyle yaşanmaz onlar birbirlerini yeterince sevmemişler anlaşılan. Yoksa ne yapar, ne eder, şanslarını sonuna kadar zorlarlar yine evlenirlerdi. Baktılar yine olmadıysa kaçarak evlenirlerdi. Çevrem de o kadar çok var ki kaçarak evlenen ama her ne kadar kendi rızasıyla olmasa bile evlenen çocuklarını bağışlamayan aile yok. Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 01.02.2007 14:10
Cevap :
Evlenmenin en büyük mantığı sevişmeyi resmiyet altına almak... Gayri resmi sevişmelere ben bu şekilde bakamıyorum... Aşağılama ve intikam gibi algılanabilse de, sadece vuslata erme durumundan bahsediyordu sevdiğiyle... Ayrıca bir de kadın açısından bakınca o intikam alıyor konumunda olmuyor mu sevmediği birisiyle evlendirilmiş olmaktan dolayı? Her neyse... Kaçmak kaçırmak ise kimi bölgelerde affediliyor... Hala kimi yerler ve ailelerde kan davası sebebi... Bu yüzden töreye de hala kurban veriliyor bir çok genç... Hatta başka şeyler de var söyleyebileceğim ama "söylenmemesi" gerekiyor... Ama aşkını kalbine gömmek ve arkayı dönüp gitmek yada "herşeye rağmen" aşk uğruna savaşmak noktasında aynı fikirdeyim... Sevgiyle...  01.02.2007 23:15
 

Sevişmemiş olsa bile delinmiştir bir çoğu hayasızlığın keskinliği ile. saygı ile.

SIBEL 
 31.01.2007 18:46
Cevap :
Sağlam bir tanımlama olmuş... Sevgiyle...  01.02.2007 9:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1867
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster