Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
378
 

Beklenen Mehdi: Sibernetik İnsan

Beklenen Mehdi: Sibernetik İnsan
 

Müslümanların genelindeki inanışa göre, Yeryüzünü kötülüğün, zulmün, küresel sıkıntının kapladığı bir zaman diliminde ortaya çıkarak dünyayı zulümden, her türlü kötülükten ve sıkıntıdan kurtaracak olan, sıra dışı kimlik ve kişiliğe sahip ismine de “Mehdi” denilen bir zatın Kıyametin yaklaşmasına bir işaret olarak ortaya çıkacağı bilinmektedir. Yazılı kayıtlarda "Deccaliyat" ve "Mehdilik" kavramının karşılığına baktığımızda sahifeler dolusu yazılar, ciltler dolusu kitaplar ortaya konmuştur.
 
Günümüze kadar intikal eden rivayetlerde Hz. Mehdi'nin, Kıyamete yakın dünyaya tekrar teşrif edecek ve Hz. Mehdi ile buluşacak olan Hz. İsa Peygamber'den ayrı olarak anlatılmaktadır. Konu incelendiğinde İsa Peygamber'in dünyaya geri dönüşü ile ilgili olarak Kur'an'dan işaret yoluyla da olsa dolaylı olarak bazı ayetlere dayandırıldığı, Mehdi'nin ise Hadisi Şeriflere dayandırıldığı yazılı kaynaklarımızda mevcuttur.
 
Şia kültüründe kaybolan imamın geri dönüş beklentisi, Ehli Sünnet Mezhepleri'ndeki ismi “Mehdi” olan olağanüstü vasıflara sahip şahsiyetin ortaya çıkması ve bu kurtarıcıların, gerçekte öldürülmeyip göklere çıkarılan Hz. İsa Peygamber'in tekrar dünyaya dönüşüyle buluşacağı ve yeryüzünün insanlık acısından iyilik ve güzelliklerle dolacağı görüşü rivayet kültürüyle günümüze kadar gelmiştir.
 
Mehdilikle ilgili İslam Aleminde'ki rivayet kültürüne o denli anlatımlar yansımıştır ki ; Ahir zaman da beklenilen Mehdi ile ilgili olarak vücudundaki bir takım işaret ve alametler dahi tarif edilebilmiştir. İslam Aleminde'ki söz konusu bu kurtarıcı beklentisi Müslümanlar arasında bazı topluluk önderleri tarafından istismar edilerek taraftar toplama aracı olarak da kullanılmıştır.
 
Hakkında yüzlerce kitap binlerce sayfa eser kaleme alınmış; Şia kültüründe imanın esasları içerisinde sayılmış; Ehli sünnet mezheplerinde itikadi konular arasında yer almış "Mehdilik" kavramını bazı alimlerin mantıklı gerekçeleri ve Kur'an'dan açık delilleri bulunmadığı için yok mu sayacağız? En ince detayına kadar hakkında tespitler yapılmış koskoca bir ümmeti; Şia'sıyla, Ehli Sünnetiyle beklenti içerisine sokulmuş bu kişi, gerçekte bir seraptan mı ibaret? Yoksa bilim ve felsefe insanlarının kendi çağlarının imkanları ölçüsünde ortaya koydukları kavramlarla izah edildiği kadarıyla gerçeklik payı var mıdır? Şayet bu soruya verilecek cevap olumlu olacaksa, bunun insanlık aleminin genelinin kabul edeceği mantıksal bir çerçevesinin olması gerekmez mi?
 
Söz konusu bu kavramların tarihi sürecine baktığımızda "Mehdilik" iddiasıyla ortaya çıkan şahsiyetler incelendiğinde “Mehdi” isminin sözlük anlamı çerçevesinde bir topluma maddeten ve manen önderlik yaparak katkı sağlamış, refah ve huzur getirmiş bir takım istisnai kişiler Kendilerini “Mehdi” olarak ilan etmiş veya çevresince kabul görmüştür. Yeryüzündeki iletişimin son derece ilkel olduğu çağlarda farklı bölgelerde bazı istisnai Kişilerin bu tip çıkışlarını doğal karşılamak gerektiği kanaatindeyim. Elbette bu tip çıkışların zamanla Kıyamete yakın beklenilen ve rivayeti Peygamberimize dayandırılan “Mehdi'nin” olmadığı anlaşılmaktadır.
 
Günümüz elektronik bilgi işlem çağının kazanımları çerçevesinde düşündüğümüzde günümüzde ve önümüzdeki süreçte beklenen Mehdi'nin ister tek bir kişi olsun isterse birden fazla kişilerden oluşabilecek bir ekip çalışması olsun yeryüzünde hak-batıl mücadelesi açısından değerlendirdiğimiz takdirde “Deccal” ve “Mehdi” hususlarının varlığı hatta imani ve itikadi konular içerisinde yer alması kişiye özel bakış açısına göre, gerektiği gerçekliğini ortaya koymaktadır.
 
Her türlü fenalığın, isyankarlığın, Tanrı tanımazlığın, ahlaksızlığın, insanoğlunun birbirine yaptığı zulmün zirvesinin yaşandığı "Deccaliyat" dönemlerinin tarihte zaman zaman ortaya çıktığını biliyoruz. Bu Deccaliyat süreçlerinin evirilerek, insan haklarına dikkat edildiği, zulüm, kan, gözyaşının ortadan kaldırıldığı, insanların mutlu ve rahat bir şekilde yaşamlarını sürdürdüğü güzel bir ortamın hakimiyetinin kurulması sürecine dönüştüğü; Bu dönüşümün tarihte yerine göre tek bir kişinin, yerine göre bir ordunun, yerine göre bir kavmin gerçekleştirdiğini ; Bu süreci gerçekleştiren kişi veya kurumlara kurtarıcı konumunda olduğundan dolayı adına “Mehdi” denilmiştir.
 
İslam aleminde "Mehdiliğe" inancın iman ve itikat konusu yapılmasındaki haklılığın insanları ve insanlığı kötülüğün ve fuhşiyatın zirve yaptığı süreç ve ortamlardan iyiliğe ve güzelliğe dönüştürmenin ferdi ve toplumu doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle Dinin tavsiyesinden dolayı imani ve itikadi sorumluluktan kaynaklandığını iddia etmek mümkündür. Bu acıdan baktığımız zaman "Mehdilik" için yapılan tanımların çağın ve zamanın şartlarına göre çeşitlilik arz edeceği doğal karşılanmalıdır. Bu mana da yerine göre bir "Baba"nın ailesi karşısında "Mehdi" konumunda olabileceği gibi, insan topluluklarına önderlik yapan bir toplumsal liderin de bulunduğu zaman, mekan ve ortama göre "Mehdi'lik konumunda olduğu iddia edilebilir. Bu durumda bir Babanın, ailesinin iyi insanlar olmasından; Toplumsal bir liderin de tabiiyetindeki insanların iyi insanlar olmasından sorumlu olacağından mütevvelit imani ve itikadi bir çerçeveye oturtulması normal olacaktır.
 
Peygamberimize de isnat edilen bir takım rivayetlere dayandırılan, kıyamete yakın bir zaman diliminde gelecek, çağdaşlarına göre şahsında bir takım sıra dışı özelliklere sahip olacak bir Mehdi beklenmektedir. İslam Alemini müreffeh bir ortama kavuşturacak, İnsanlığı her türlü zulümden kurtaracak olan Mehdi'ye karşı silahların patlamayacağı, kötülüğün lideri olan Deccal'ı öldüreceği ve Ahir zamanda tekrar geleceği iddia edilen Hz. İsa Mesih'le buluşup Dünya hakimiyetini ele geçirecekleri belirtilmektedir.
 
Bu açıdan ”Mehdiliği” değerlendirenlerin yazılı metinlere yansıttıkları görüşler biraz uçuk kaçık görüşler oldukları dikkat çekmektedir. Şöyle ki uygun zaman diliminde ortaya çıkması muhtemel Mehdi çıkar çıkmaz sihirsel bir özellikle aynı anda tüm insanlığı ve ortamı sulhu salaha anında dönüştüreceğini iddia etmenin ilahlık özelliği yüklemekle eş değer bir iddia olacağından şirktir. Allah'ın yeryüzü ve kainat sisteminin işleyişine baktığımızda sünnetinde böyle bir durum bulunmamaktadır. İnsanların çabalarının kader olduğu Allah'ın sünnetinde, muhtemel ortaya çıkacak olan “Mehdi” nin de insanlığın hakim olduğu bir takım imkanların mevcut şartlara göre çağdaşı insanlardan sıra dışı bir farklılık arz edecek özellikleri ve vasıflarından kaynaklanacaktır. Bir takım yeryüzüne has tabiat imkanlarını (rüzgar, fırtına, şimşek, deprem vb.) ve cinler alemini emri altına almak suretiyle Süleyman Peygamber benzeri bir takım sıra dışı vasıflara sahip kişilerin dünya durduğu müddetçe tekrarı mümkün olacaktır. Allahüalem.
 
Bir kısım Alimler ise tam aksine Mehdi ve İsa Mesih beklentisi Yahudi ve Hristiyanların son Peygamber beklentisinden başka bir şey olmadığı. Hz. Muhammedin son Peygamber oluşunu kabul etmediklerinden beklentilerinin devam ettiğini İslam Kültürüne de israiliyat olarak Yahudi ve Hristiyanlık'tan geçtiğini iddia etmektedirler. Mantıklı mantıksız bir sürü hikayelerin ortalıkta dolaştığı Mehdilikle ilgili olarak bir kısım alimlerin iddia ettikleri bu görüşte kabul edilebilir bir görüş olarak karşımızda durmaktadır.
 
İnsanoğlunun yaratıldığı ilk günden bugüne kadar yeryüzünde kötülerin ve iyilerin kavgasının Kur'an-i bir ifadeyle hak-batıl mücadelesinin süregeldiği bu dünyada yapılan bu kavganın taraftarlarının “Mehdi” ve “Deccal” kavramları üzerinden sembolleştirilmesinin de mümkün olduğunu iddia edebiliriz.
 
Bu girizgahtan sonra geleneksel kayıtlarımızda bahse konu beklenilen “Mehdi” zuhur etti mi acaba? Mehdi henüz çıkmadıysa ne zaman çıkacak? Çağımızın Mehdisi tek bir kişi mi olacak yoksa kişilerden müteşekkil bir ekip çalışması mı olacak? Mehdinin çıktığını ve kim olduğunu nasıl bileceğiz? Bütün bu soruların cevabını elektronik bilgi işlem çağının geldiği bugünkü durumu ve bugünkü durumundan gelecekte nasıl bir durumda olacağı üzerinde tahminlerde bulunabileceğimizi belirtmek istiyorum.
 
Tarihin akışı içerisinde Mehdilikle ilgili bir çok sulandırılmış abuk sabuk anlatımlar bulunsa da kayıtlarda geçen bazı rivayetlerin günümüz de ortaya çıkan bir takım olaylarla örtüşmesinin Peygamber rivayeti olması ihtimalini güçlendirmektedir. Mehdi ile ilgili olarak Kur'an da doğrudan işaret eden her hangi bir ayeti kerime bulunmamaktadır. Ancak Kur'an da bahsedilen Süleyman Peygamber'in hayvanat ve cinler aleminden istifade ederek Devlet yönetmesi, yanında ki bilge Kişinin mahareti, Ashab-ı Kehf'in hikayesi, Hz. Musa'nın peşine takıldığı sırlı şahsın anlatımı gibi ilgili ayetlerden yola çıkarak; “Mehdi” nin Dünya hayatındaki normal yaşamsal süreçte şartların, bilimsel keşiflerin tabi olarak ortaya çıkaracağı bir şahsiyet olabileceğini göstermektedir.
 
Günümüz dünyasının elektro manyetik dediğimiz bilimsel sahadaki ileri seviye gelişmelerin; Gelişmiş ülkelerin ve dünyayı yöneten otorite güçlerin kullandıkları silahların bilgi işlem ve elektro manyetik yöntemlerle uzaktan kumanda etme imkanlarının mevcudiyeti ve sahipliği, ilgili Devletlere güç ve dünya yönetiminde söz sahipliği imkanını vermektedir. Bu alandaki bilimsel gelişmeler yeryüzü insanlığını ve ekonomik değer ifade eden kıymetlerini yönetme kolaylığı da sağlamaktadır.
 
Bugün Dünya insanlığının internet denilen imkanlarla birbirlerine hız bakımından anlık iletişimin sağlanabildiği bir zaman dilimi içerisindeyiz. Milyonlarca insan tek bir klavye tuşuyla anında birbirleri ile iletişim sağlayabilmektedirler. Askeri birimler kullandıkları her türlü ölümcül ve ağır silahları oturdukları yerden uzaktan kumanda ile yönetebilmektedirler. Yakın geçmiş çağda Devletler arası istihbari bilgilerin ancak mekansal ve fiziksel olarak ilgili yerlerde bulunmaktan geçmekte iken bugün masa başında kendi ülkesinin sınırları içerisinde ikametini sürdürürken diğer ülkelerin istihbari bilgilerine ulaşmanın mümkün olduğu bilinmektedir.
 
Bilgisayar, internet ve elektro manyetik imkanların az çok kullanımı ve mantığını çözebilen bir insanın; Bu alanda ihtisaslaşmış uzman bir kişinin dünyadaki tüm Devletlerin askeri ve idari her türlü bilgi, cihaz ve silahlarına hakim olabileceğini veya bulunduğu bölgeye onlardan gelecek müdahaleleri bertaraf edebileceğini bilir. Elbette bu iş sıradan basit ve istenildiği anda yapılabilecek bir husus değildir. Şu anda internet ortamında faal olan hacker dediğimiz şahısların varlığı bu iddiamıza küçük bir örnek teşkil edebilir. Bu yüzdendir ki Devletler hackerleri yakın takipte tutmakta olup herhangi bir ilgili Devletin güvenliği ve askeri bilgilerine yönelik çabalarını tespit etmeleri halinde bu kişileri yakalayıp cezaevine koymaktadırlar. Buradan yola çıkarak, Rahmetli Prof. Necmeddin Erbakan'ın toplantılarında Dünyayı zulme ve haksızlığa boğan Siyonizm'in askeri gücünü bertaraf etmenin yolunun elektronik alanda yapılacak keşiflerle mümkün olacağını ve bu alanda projelerinin bulunduğunu anlatması, beklenen Mehdi'nin ipuçlarını vermektedir. Yine diğer taraftan İran'da Cumhurbaşkanlığı yapmış Ahmedinejat'ın: “Amerika Ortadoğu'da Hz. Mehdi'yi arıyor” demecinin altında yatan gerçeğin Amerika'nın mevcut askeri güçlerine yönelik bilgi işlem merkezli elektro manyetik saldırılarla karşı karşıya olduğunun göstergesi olabilir. Bu çerçevede Amerika'nın yaşadığı 11 Eylül felaketini; Devlet idarecilerini böyle bir kişinin çıkabileceği hususunda ikna etmek için kullandıkları bir saldırı olarak düzenledikleri ihtimal dahilindedir.
 
İslam Aleminde yaşanan kan, göz yaşı ve zulmün sınır tanımaksızın sürmesi Küresel güçlerin Firavunlaştığı; Dünya nüfusunun yarısının sahip olduğu ekonomik güce sahip olan elli civarında ki Şirketin Karunlaştığı; Gelir dağılımındaki çarpıklığın son derece yüksek oranlarda bulunduğu günümüz dünyasının mevcut konumu; Müslüman Kültür dünyasında “Deccal” kavramıyla sembolize edilen Kötülüklerden başka ne olabilir ki! Bu kötülüklerin Dünya idaresine hakim olmasını sağlayan her türlü bilimsel keşiflerin ve imkanların kullanıldığı aynı ve benzer metotlarla iyilerin ve güzelliklerin de dünyaya hakim olması Allah'ın cc muradıdır. Sünnetullahının gereğidir. Hak gelince batıl yok olur. İşin bu yönünü de “Mehdi”lik kavramıyla sembolize etmek mümkündür.
 
Bu açıdan “Mehdilik” kavramını değerlendirmek gerekirse mesela şahsen kişisel olarak muhtemel olduğunu varsaydığım Mehdi'ye inanmamın ve O'na tabi olmamın bir takım şartları olacağı gibi tüm İnsanlığında benzer şartları olacağını düşünüyorum. Bu tespitler doğrultusunda yazacağım kurgusal olayların gerçekleşmesine insan aklının onay vereceğini ve muhtemel çıkacağı iddia edilen Mehdi'nin de ancak bu şekilde tezahür edebileceğini belirtmek isterim.
 
Bir Devletin Cumhurbaşkanlığını yapmış şahsın iddia ettiği gibi Amerika'nın Ortadoğu'da Hz. Mehdi'yi aradığına göre demek ki böyle bir kişinin varlığından Amerika'nın sahip olduğu silah ve bilgisayarlara yönelik ele geçirme girişimlerinden az çok haberdar olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir kişinin varlığından en ileri teknoloji sahibi olan Amerika'nın öncelikle haberdar olmasından daha doğal ne olabilir ki! Üstüne üstlük Türkiye'de Başbakanlık yapmış söz konusu alanda uzman bir Profesörün de Amerika'nın sahip olduğu savaşlarda üstünlük sağlayan, insanlığı tehdit eden bilgisayar ve elektro manyetik teknoloji ve bilimle entegre edilmiş silahları aynı alanda farklı bir metotla geldiği yöne geri döndürmesine yönelik olarak varlığından bahsettiği projeyi Aselsan'a ve İranlı uzmanlara verdiğinden bahsetmesi beklenen Mehdi'nin ayak sesleri olması muhtemeldir.
 
İslam aleminde günümüze kadar intikal eden bir çok rivayetlerde bahse konu edilen ve daha da ileri gidilerek imani ve itikadi hususlar arasında sayılan Mehdi'nin gelmesi nasıl anlaşılacak? Ümmet yüzlerce fırkalara, tarikatlara cemaatlere, mezheplere bölünmüş ve görünürde bir araya gelme olasılıklarının çok az olduğu bir ortamda Ümmet-i Muhammed hep bir ağızdan: “ Evet bu beklenen Hz. Mehdi'dir.” Diyebilecek mi? Bu ve benzeri sorulara cevap verebilmemiz için bundan sonra ki yazacağım hususların şu an için kurgusal bir senaryo gibi değerlendirilirse de ancak böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde İslam ve İnsanlık Aleminin Mehdi'yi kabul edip O'na tabi olması mümkün olacaktır.
 
“Amerika'nın Ortadoğu'da aradığı Hz.Mehdi” ve Rahmetli Prof. Erbakan'ın elektromanyetik ilminde ki teknolojik keşiflerle ilgili projesi üzerinden yola çıkarak kurguladığım senaryoda ki Kişinin (Mehdi) şu an dünyada faal olarak kablosuz ağ üzerinden faaliyetini sürdüren her ne var ise, TV yayını, İnternet yayını, manyetik butonlarla çalışan her türlü alet edavat, cihaz, araç, uçak, füze v.b cihazların çalışması için şifre sorununu aşarak kontrolü ele geçirdiği an itibariyle Dünya yeni bir düzenle tanışacak demektir. Günümüz dünyasına nizam veren “Deccal” diye nitelendirebileceğimiz Küresel güçlerin yenildiği an, bu an olacaktır. İşte bu durum Mehdi'nin çıktığı an demektir! Allah'ın Salih Kulu olacak olan bu Kişi (Mehdi) dünyada tüm savaşların durduğunu, yeryüzünün her ne neresinde olursa olsun insanlığa karşı yapılan zulüm, haksız, adaletsiz uygulamaların yapılamayacağı; Yeryüzünün her neresinde olursa olsun aç ve açıkta kalan insanlara zengin ve imkanı bol olan yörelerden fazlalıklar paylaşılmak suretiyle son verecek çalışmaların başlayacağı süreç olacaktır. Diğer Dinlerde adına her ne deniliyorsa; İslam Aleminde adına “Mehdi” denilen böyle bir Kişi için “Hayır bu Mehdi değildir?” Denebilir mi? İşte bu Salih Kul Peygamberimizin: “ Allah'tan başka Tanrı yoktur sözünü inanarak söyleyen cennete girer” sözü doğrultusunda; Kitabım Kur'an, Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa (a.s) diyen herkes mezhebini, tarikatını, cemaatini, meşrebini, ırkını geri plana atıp bu kişinin etrafında kenetlenerek insanlık aleminin de aynı çizgiye gelmesiyle Yüce Allah cc yeryüzünde nurunu tamamlamış olacaktır. Bu süreçte Hz. İsa Mesih Peygamberin tekrar dünyaya dönüşü mümkün olacaksa da bu Salih Kişi (Mehdi) tarafından tüm dünyaya canlı yayında TV ler, bilgisayarlar ve akıllı telefonlar üzerinden duyuracak ve hiç kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde gerçekleşecektir. Kur'an'dan öğrendiğimiz üzere dünyamızda buna benzer olaylar geçmişte yaşanmıştır. Bir takım görünmez güçlerle birlikte kuş ve hayvanat alemini emrine alan özellikleriyle Devlet sahibi Süleyman Peygamber ve yanında ki; Melike Belkıs'ın tahtını anında transfer eden bilge kişinin varlığı bize benzer durumların dünya durdukça tekerrür edebileceğini ima etmektedir.
Bugün için senaryo gibi görünen kurguladığım bu durum aslında gerçekleşme olasılığının mümkün olabileceği ; az çok bu alanın yabancısı olmayanlar tarafından tasdik edilecektir.
 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 08.10.10
 
 

Mali Müşavir&Bağımsız Denetçi. Çorum İskilip'te yaşıyor.  Evli üç çocuk babası... http://fyagli.w..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster