Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
18
 

Beklenen Zamanın Kapısında-253

(Blog notları)
-253-       

Bir Vara sığınmalı diyorum, çokluğun yol açtığı çatışmadan uzaklaşarak. Ne var ki sığınmak istediğim Bir Var ile çokluğun yol açtığı çatışma arasında, bazı anlar oluyor gelgitler yaşadığım da oluyor.

Bazen de itilen oluyorum; ama bu ikili itişte de bir tuhaflık var. Sığınmak istediğim Bir Var, toplumdan uzaklaşamazsın, anlat yaşadığın kıyameti; yaşadığın kıyamet, çokluğun yol açtığı çatışmada zorlananların da kıyameti demekte.

Çokluğun yol açtığı çatışmayı yaşayanlar ise, “sen de nerden çıktın?” diyorlar adeta; ne anlamak istiyorlar, ne de yaşadıklarının ne anlama geldiğini düşünüyorlar. Her ne kadar bazıları biliyorsa da, son ana kadar yoksayacakları da belli. Belki de bütün bunlar, bir vehimdir, bir kuruntudur? Belki de hakikatin ta kendisi; ama teyit etmek te beni aşıyor.

Madem seni aşıyor, ne diye yazıp durursun böyle?

Elimden gelse yazmaz, her şeyi Bir Vara bırakırdım; ama Bir Var da beşeri hayat sebepler dairesidir, yaz ki bir şeylere vesile olsun diyor.  

İyi düşünürsün, belki iyi de söylersin; gel gör yazıların şarlatanlara meze, beşikte uyuyanlara da ninni gibidir. Şarlatanlar yapboz oyunu oynarken, beşikte uyuyanlar da zafer naraları atıyor. Olsun ne çıkar bundan, bakalım yazılarım şarlatanları mı vazgeçirecek şarlatanlıktan, yoksa beşikte uyuyanları mı uyandıracak?

Yine gereksiz bir soru sordun rıza, yazılarınla ne şarlatanların şarlatanlıklarını önleyebilirsin, ne de beşikte uyuyanları uyandırabilirsin. Bu ikiliyi, yani şarlatanları ve de beşikte uyuyanları ancak hizmet ettikleri uyandırır.

Yöntemleri de yazılarında anlattığın kıyameti yaşatmaları olur, işte o zaman teyit edilecektir, belki de bir vehim, bir kuruntudur dediğin gerçekler. Bu öylesi bir an ki Bir Varın, verdiği mühletin dolduğu andır, kitapsızların ‘gün-ah’ gerçeğini kavradığı an, kitaplı kitapsızların da boyun büktükleri zaman.

Ne kitapsızlar, ne de kitaplı kitapsızlar merttir, nice zayıf üzerinden döndürmek istedikleri çark, bütün dişlileriyle paramparça olduğunda bile, çoğunun ne ismi bilinir, ne olan bitenlerle bir alakaları vardır: böyle düşünür kitapsızlar ve de pek çok kitaplı kitapsız. Ama insanların çoğu bilmese de, nice günah yüküyle girerler kazdıkları çukurun içine, toprak her ne kadar örtse de üzerlerini, Allah keser bir gün hesaplarını, kul hakkıyla gelmeyin, kul hakkını affetmem diyen Allah. Bir Var dediğin de Allah değil mi?

Tabii ki Allah, başka Bir mi var, yoksa bu ifademden de başkaca anlamlar mı çıkarılıyor?

Bunu bilemem; ama kıyameti hep zayıflar yaşamayacak rıza, görünür/görünmez zalimler de yaşayacak, o an geldiğinde bir kez daha anlayacaklar, rüştlerini ispat yolunda bir kez daha kaybettiklerini. Ama hiçbir zaman şu gerçeği anlamazlar/anlamayacaklar, zayıflar üzerinden, onların hak ve de hukuklarını ihlalle ilerleyenlerin sonu budur işte.

Diyalog bu ya, sürdürmek istedim diyalogu, cümlelerin biraz sert olsa da; kimsin Allah aşkına?

Çoktan yola çıkan ‘Gün-ah’ yükünün öncülleriyim, zayıfları kıvrandıranları kıvrandıracak beklenen zamanın öncülleri. Bugüne kadar yaşananlardan akıllanmayan şarlatanları, beşikte uyuyanları ve de hâlihazırda hizmet ettiklerini hesaba çekecek zaman. Senin yazılarla akıllanmayanları ancak beklenen zaman çeker hesaba, her daim zayıflara hesap keserek hesap vermeyi adet edinmiş kitapsızları ve de kitaplı kitapsızları.

O kadar celallisin ki, korkarım geldiğinde bana da hesap soracak gibisin. Ama gerçekten beklenen zamansan, soracağın hesaba razı olacağım. Kitapsızlardan, kitaplı kitapsızlardan ve de devlet beynindeki çapsızlardan adil olacağın kesin. Bununla birlikte bir ihtiyat payı bırakmalı, vehim de olabilir bu, kuruntu da; geldiğinde ortaya çıkacak manzaradan anlayabilirim ancak hakikat mi, yoksa vehim mi?

İhtiyat payını bir beşer olarak muhafazaya devam et; ama geldiğimde görürsün, dahası yaşadığın, ya da sana yaşatılan kıyametin henüz daha bilmediğin safhalarını da bir bir açar okursun. Lakin şu beşeri hakikati de hiçbir zaman unutma: tefecinin tezgâhından geçen kat kat giyinik te olsa çırılçıplaktır; ama hakikat elbisesini giyenin üstündekini lime lime ederler. Bu yüzdendir hakikatin görünmezliği, bu yüzdendir tefecinin tezgâhından geçenlerin kendini hakikat diye takdim edişi.

Hakikat, ben demez biz der, hakikat varsa bir hata, hepimizin; ama hataya katkımız da gücümüz oranındadır. Hakikat, kendini aklamaya kalkmaz, hele toplumsal günahları zayıfların üstüne yüklemeyi hiçbir zaman düşünmez.

Tefecinin tezgâhından geçenle Bir Vara sığınmak isteyen arasında fark vardır: Tefecinin tezgâhından geçen dünyalık peşindedir, Bir Vara sığınmak isteyen ise, her şey gibi dünyalığın da bir ölçüsü olmalı, ölçüsüzlük, ölçü olamaz, ölçüsüzlüğü, ölçüymüş gibi takdim edenler, bir gün gelir ölçüsüzce bağlandıkları dünyalıklarını hepten kaybederler diye düşünür. Böylesi bir duruş içinde olanın kıyafetini, tefecinin tezgâhından geçenler elbette lime lime ederler.

Ne söylüyorsa eğip bükmeden dosdoğru söylüyor, bununla da toplumunun ve de insanlığın geleceğini düşünüyor mu derler, yoksa ailesini, çevresini, zaman içinde tanıdığı üç beş kişiyi topun ağzına mı korlar? Bir sineği yokedeceğim diye, çevresini de günahlarına ortak etmeye kalkarlar, öyle değil mi?

Madem beklenen zamanın öncülüyüm diyorsun, sorduğun soruların cevabını sana havale ediyorum. Sığınmışım Bir Vara, ne yazılmışsa ezelde Allah’ın bir takdiridir, zaten beklenen zaman deyişim de Allah’ın vaat ettiği Nur’unu tamamlamasıdır.

Gelişin zalimleri korkutur, zayıfları da sevindirirse, işte o zaman anlarım, vaat edilen gün gelmiştir. O gün ne bir korku vardır zayıflara, ne de bir keder; ne bir şarlatan kalır ortalıkta, ne de beşikte uyuyan bir uykucu.

İşte bu kadar, aynen öyle!

Rıza Üsküdar

2-3 Şubat 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3448
Toplam yorum
: 2178
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster