Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Yıldırım Çakmak

http://blog.milliyet.com.tr/zin

15 Aralık '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
388
 

Beklenmedik Efendi - Bölüm 1

Beklenmedik Efendi - Bölüm 1
 

Taş basamakları ağır adımlarla tırmanırken ayağının altından tozlar kalkıyordu. Ne yaşamın, ne de ölümün tozuydu; kutsal, masum ve temizdi. Yüzyıllardır kimse onun kadar ileri gitmemişti.

İnsanların o zamanlar pek başlarını çevirip bakmadığı bir yerde bulunan adamı ilk gören, aşağılardaki pazaryerindeki beş yaşlarında bir erkek çocuk oldu.

Yaşlı bir adam çocuğun önünde çömeldi. Yüzündeki yaşlılık çizgileri dudaklarının sevecenlikle yayılması ve gözlerinin şefkatle kısılmasıyla daha da derinleşmişti. Çocuğun annesine bakınca mango tezgahında meyvelerin rengi en olgun görünenlerini seçmeye çalıştığını gördü. Böylece sevimli çocukla bir dakika kadar konuşabilecek vakti olduğunu düşünüp sevindi. Çocuk ayakta, adam da onun önünde çömelmiş vaziyette dururlarken, pazar yeri renkler, sesler ve çeşitli şeyler satan ve satın alan insanlar halinde akmaya devam ediyordu. Adam, gözleri kendisinin başının üzerinden yukarılarda bir yere bakan çocuğa:

"Nedir o çocuk? Yumuşak, beyaz bir bulut mu?" diye sordu.

Çocuk hayır anlamında başını salladı.

"Değil demek. Parlak, yuvarlak güneş mi?"

Çocuk yine başını salladı. Gözleri hâla aynı noktadaydı.

"Güneş de değil demek." Yaşlı adam çocuğun usluluğuyla eğleniyordu. "Gördüğün, havada uçan güzel bir martı mı?"

Çocuk sakince başını iki yana salladı.

"Nedir bu havada gördüğün ve adını bilmediğin şey?" Sanki kendisi meraklanmış ve çocuğu da heyecanlandırmak ister gibi ellerini önünde birleştirip kaşlarını kaldırdı. "Yoksa gökkuşağı mı? Rengârenk, upuzun bir şey mi?"

Çocuk yine başını sallayınca, "O halde bir de ben bakayım, olur mu?" diye sordu.

Çocuk bu kez evet anlamında başını aşağı yukarı salladı.

Çocuğun gözbebeklerinde bir şey gördüğünü sandı, imkânsız bir şey. Gülümsemesi kaybolur ve gözleri büyürken çizgileri sığlaştı. O an, annesi seçtiği meyvelerin karşılığı olarak çantasından çıkardığı birkaç demir parayı pazarcıya uzatmak üzereydi ki, bilmediği bir sebeple çocuğunu görmek istedi. Pazarcı parayı almak için elini uzatırken kadın arkasını döndü ve mango satıcısının eli havada kaldı. Anne, çocuğunun dedesi yaşında biriyle konuştuğunu görünce rahatladı. Ancak, rahatladığında aldığı derin nefesi daha geri veremeden, adam kollarıyla çocuğun küçük omuzlarından sertçe tutup kendine çekti. Yüzünü kendi yüzüne yaklaştırıp gözlerine baktı. Anne adamın yüzünde anlam veremediği ama yüreğini ağzına getiren bir ifade gördü. Satıcı tam parayı vermeyi unuttuğunu söylemek için ağzını açınca kadın pazar çantasını yere atıp çocuğuna doğru atıldı ve çekip kucağına alıverdi. Yaşlı adam çömeldiği yerden bakınca annenin öfkeyle dolu suratıyla karşılaştı. Yavaşça ayağa kalktı, annesinin kucağındaki çocuğa baktı, hâla onu ilk bulduğu zaman baktığı yere bakıyordu.

Kadın çocuğunu onun elinden çekip kurtarmış ve şimdi bedeninde üretebileceği tüm nefret ve suçlamayı harmanlayarak adamın gözlerine boşaltıyordu ama adam bunun farkında değilmiş gibi sakince, "Başımı çevirip bakmaya korktum, onun gözlerinde görmeye çalıştım, " dedi. Sonra yavaş yavaş döndü, çocuğun baktığı yere.

Pazarcı ne olup bittiğini anlamak için onları izliyordu. Kadının davranışından dolayı şüpheli durumda olan yaşlı adam dönüp bir yere bakmaya başlayınca aldıklarının parasını henüz ödemeyen kadını görüşünden çıkarmadan, o da o tarafa baktı. Önce sanki gerçek bir şeye bakmıyormuş gibi hissetti. İlk anda soğuk bir esinti gelmiş gibi titredi. Ardından ani bir heyecan dalgasıyla kalbinin vücudunda her yöne doğru hızla pompaladığı kanla o kadar hızlı ısındı ki yanakları kızardı, alnında boncuk boncuk damlalar belirdi. Elinde tuttuğu mangoyu şuursuzca öyle sert sıktı ki parçaladı. Onu gördükten beş saniye sonra aklını nihayet bir tepki verebilecek kadar toplayabildiğinde, sesi bir fısıltı gibi çıktı:

"Tanrım..."

O esnada son basamağa yaklaşmış olan adam durdu ve omzunun üstünden arkasına, aşağıya baktı. Pazarcıyla gözgöze gelince hafifçe gülümsedi. Sonra merdivendeki yoluna devam etti.

Pazarcı, anne ve yaşlı adam, kendisine seslenilmiş gibi dönüp gülümseyen adam karşısında en ücra köşelerine kadar irkildiler. Çocuk gülümseyip el salladı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 586
Kayıt tarihi
: 17.11.10
 
 

1982 doğumluyum. Yazmak bana kendimi tamamlanmış hissettiriyor...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster