Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

22 Mayıs '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
134
 

Beklentiler Beklemeye Alındı

Beklentiler Beklemeye Alındı
 

Vatandaşın Derdi Geçim


Neye İnanırsan İnan, Kime Biat Ediyorsan Et. Ama Unutma; Doğru Bildiğin Seni Mutlu Etmiyorsa, Yanlıştır.

Nihayet meraklar sona erdi, beklenen gün geldi. Partilerde seçilmesi istenen milletvekilleri adayları kesinleşti. İsimler görücüye çıkarıldı. Partilerde panikler başladı.

Vitrine çıkarılma konusunda önceden yapılan tartışmalar, sıralama dışında tutulanlar, liste de yer almayanlar küskünler grubuna katıldı.

Konunun bu yönü partilerin içinde gizli tutuldu. Yani kol kırıldı, yen içinde kaldı.

Bakalım sandığa bu ‘yen’ içinde kalanlar nasıl sarkacaklar?

Bir şekil dananın kuyruğu koptu velhasıl, bizler bu kuyruk acısını henüz duyan olmadık. Kulaklar sandık sonrası duyacaklar, bu acı feryadın mislini.

Şimdilik sükûnet hâkim partilerde, kapalı kapılar ardında hazırlanan listeye yansıyan itirazlar halka yansımasa da, bu suskunluk bir şekil sandığa umulanın tersine yansır diye düşünüyorum.

Bu önceki seçimlerde görülmüş tavırlardır. Küskünler fikirlerini aynı nokta da birleştirirlerse, odak noktalarını işleve koyarlar ve partilerini alaşağı ediveririler. “al aşağı vur dizi, parti varsın görmesin bizi, biz de sandığa gizleriz kinimizi" durumları, en çok duyulan sesler olabiliyor.

Listedeki isimlerin açıklanmasının ardından partilerde dışa dönük hareketlilik başladı.

Bizim şehir de merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in özel doktoru Aylin Hanım ile eski MHP'li bir uzman doktor İyi Parti'den aday olmuşlar. Hayırlı olsun, her ikisi de yakından tanıdığım iyi insanlar. Öteki iki ismi pek tanımıyorum. Ak Parti eski vekillerle yola çıkmayı tercih etmiş, Lakin dereye yaklaşmaya yakın at değiştirmiş. Dördüncü sıraya 18 yaşında zengin bir dedenin torununu adaylardan biri olarak tercih etmiş. Böylelikle örnek teşkil ederek gençler cepte bellenmiş olmalı.

Fakat vatandaşlar aynı görüşte değil. Onlar: “Fakir gençler dağlarda, tepelerde askerlik eder, zengin gençlere meclis makamları sunulur, saltanata kurulanlar askerliği unutur,” denilerek yorum yapıyorlar.

MHP'liler de sırtlarını dayadıkları yere güvenerek ve iyi mevkilere getirileceklerini garanti görerek dereyi görmeden paçaları bile sıyırmaya başladı. Kendilerinden o denli eminler ki, başka partiye şans tanımıyorlar. Lakin her şey de olduğu gibi Allah'ın dediği olur. Vatandaş olarak neyi hak etmişsek, Allah başımıza onu nasip eder, Zira insan oğlu ektiğini biçer, yaptığının karşılığını bulur.

Partiler her yeri bayraklarıyla donattı, reklam giderleri haddi aştı. Döviz fırladı taştı.

Her şeyi dışardan alırsak olacağı budur. Gavur bellediğimiz adamlar mallarını bize satarken karşılığında Türk lirası istemiyorlar ki, döviz karşılığında, nasıl yetiştirdiklerini bilmediğimiz mallarını alıyoruz. Bir güzel de yiyoruz. Sonrasında bir şey olursak, Her yerde bir dolu özel-güzel hastaneler var. Doktorlar hasta gelirse ekmek yiyecekler. Lüks arabalarına binecekler.

Her neyse; her aday seçileceklerini garanti görerek, birbirlerine laf atmaya başladılar bile. Örneğin bizim ilin CHP'lileri de adaylarına son derece güven duyarak, “Ampulun feri gitti, patlatacağız artık. ” demeye başladılar.

Siyasi manzaraya baktığımızda her parti artık eşit haklara sahipler gibi görünüyorlar. Lakin TV kanalı en çok olan, ülke imkanlarının pek çoğu elinde bulunan, arkalığı sağlam destekli, hatipliği iyi becerebilen hep üç adım öndedir.

Neticede her partinin kendi milletvekili adayları, netlik kazandı. Bu listelerden hoşnut olmayan partililerin itiraz hakları dikkate alınmadı, ancak her baş vuranın parası alındı. Bazıları listelerden çok tatmin olmasalar da, önemli bir şekilde durum aydınlığa kavuşturuldu. Her halükarda bize sunulacak bu isimler kaçınılmazdı. Dananın kuyruğu koptu nihayet. Acıdan kızarmış gözler varsa da bu listeler de “acılar geçer zamanla” denilerek, gözler kemlikten uzak tutulmak için arkaya bırakıldı.

Halkın, parti içlerinde yaşanılan haksızlıklardan haberi yok. Onlar hala geçim derdindeler ve seçim sonucunda bu dertten arınma umudu içindeler. Vatandaşın gözü para da, “kim liste de kim değil” pek alakadar olmuyor vatandaş.

Onlar meclise gitmek isteyen adaylardan ziyade, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna layık olacak isimle ilgililer. “Bize iki kere ikinin dört olduğunu söyleyen idareciler lazım” diyor halk. Doğru söyleyecek, doğru hizmet verecek, başkanlık sistemi getirilecekse bu Amerikan sistemi şeklinde polis kuvvetini önde tutarak olmamalı, Hak adalet ölçüsü içinde, ayırımsız, eşit hizmet olmalı. Ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak bir başkanın başa gelmesinin beklentisi içindeyiz” diyorlar. Vatandaşlar bu beklentilerini 24 Haziran sonuna bırakmış olsalar da, beklentilerini beklemeye almış olsalar da, bugünden konuyu değerlendirmekten de kaçınmıyorlar.

İşte benim ilimdeki seçmen vatandaşın samimi sözleri:

Sıtkı T: "Isparta halkının tek sıkıntısı parasızlık, herkes hazır olanı yiyor. Birikimini tüketiyor. Gidin, bir gün süresince sarrafların önünde nöbet tutun. Sarraflarda trafik tek yönlü işliyor. Yani altın alan yok, fiyatı yükseldikçe elindeki altınını bozduran çok. Vatandaş bankalara ya kredi çekmeye gidiyor, ya da aylık faiz oranı hesaplatmaya. Bozdurduğu altınları faiz yüksekliğine göre bir bankaya yatırıyor. Sonrasında faiz geliriyle yan gelip yatıyor.

Hani iş, iş olsa elindeki birikimini bozdurur mu? Çalışır kazandığını yer. Birikimini de çocuklarına bırakır.

Vatandaşın sandığında kefen parası bile kalmadı. Neyi varsa faize yatırdı. Bir de Müslüman geçiniyoruz. Faiz haram diyoruz, ama bu haramı bilerek yiyoruz. Ne yapalım. İş yok, eve akan alın teri yok. Seçilecek olanlardan makamı ele geçirecek projeler değil, kamuyu parasızlıktan kurtaracak projeler duymak istiyoruz.”

Erdem Şahin: “Halkta moral yok. Ekonomimizde zorluklar var. ‘Devletin de parası yok, dış borç çok’ korkusu halkı sarmış vaziyette. Ekonomik anlamda zor günler geçiriyoruz. İnsanlardaki endişe ve esnaftaki bu durgunluk ondan, daha fazla çöküntü ihtimali görüyor ve yarınlardan endişe yaşıyoruz. Önceki yıllarda seçim havaları bol oksijenli olurdu. Şimdi aradığımız şey, öncelikle iş ve para.

Üretici fikriyatta olan, mücadeleci kişiliğe sahip, hepimize faydalı olabilecek insanları idareciler olarak görmek istiyoruz. Hepimiz aynı yurdun insanlarıyız. Adayların içinde üvey evlat gördüğümüz kimse yok. Lakin Isparta halkı, halkının sorunlarını dinleyecek ve çözüm üretebilecek bir liderle kucaklaşmak istiyor artık.”

Hatice Yiğitoğlu: “Ben oy vereceğim adayın ismini vermeyeceğim. Ama fakirin sigortası olabilecek birini belirleyip ona göre oy kullanacağım. Isparta’mız da, çok fakirimiz var. Kıyı mahallelerimizde yaşayanların halini bilen yok. Büyük şehirdeki yoksulların halini düşünemiyorum artık.”

Saime Çevik:: “Bu defa da hanım bir Cumhurbaşkanımız olsa, ana yüreğiyle halden anlar diye düşünmekteyim. Çocuklarımızın çoğu okumuş işsiz. Gelecek endişesi taşıyorlar. İşleri olmadığından eşleri de olamıyor. “

Rabia Deniz: “Pek çok il büyümüş, güzelleşmiş olabilir. Ama halkı borçtan sıkıntı içinde yaşıyorsa, bu güzelliğin farkına nasıl varacak? Önce insanın karnı doymuş olmalı. Güzellik karın doyurmuyor.

Başa geçecek olanlar bu defa olsun lafta kalmayacak icraatlar yapsınlar, fakire iş imkânı sağlayacak projeler üretebilirler. Ülkenin başına geçinceye kadar bol vaad, sonrasında partisine hizmet edenleri, kendi seçilmesine katkı sağlayanları kayırıyorlar. Bu durumda, onlara oy veren diğer vatandaşları dikkate almıyorlar oluyor.

Kendilerine biat etmiş, umut tutmuş dar gelirli halkın oyunu alıp, bir avuç yandaşın oyuyla makama oturmuşcasına davranıyorlar. Üstelik bu bir avuç kişi, bir yerlere kayırılmakla mükâfatlandırılıyor. Diğer oy verenler bir daha ki seçimlere kadar daha çok sıkıntıya mahkûm bırakılıyorlar.

Madem adamlarınız kayırılacak, sınavları niçin açıyorsunuz? Vasıflı insanlar iş başına geçirilsin. Böyle kişiler fakirlerin içinde de çok fazla var. Seçilmek için aday olanlar maalesef oy isterlerken adam ayırımcılığı yapmıyorlar da, seçilme bahtına eriştiklerinde yandaş kayırmacılığı yapıyorlar. ‘Yandaşım’ diyen değil. Cidden ‘Tüm halkım’ diyen bir Cumhurbaşkanı görmek istiyoruz artık. Böylesi var mı? Diyecek olursanız, sistemin dışına çıkabileceği düşünüp değerlendireceğim. Henüz zamanımız var, fikrimi değiştirebileceğim biri de olabilir. Henüz somut bir fikir yürütemiyorum.”

Ahmet Çalık: “Avrupa’daki seçimlerde çıkar çatışmaları olmuyor. Öncelikle dürüstlük ve hizmet kavramı baz alınıyor. Siyasette açıklık, saydamlık, dürüstlük ve güven verme ön planda tutulmalı. Ben yalanla uyutulmak değil, güven vericilik görmek istiyorum. Bir oy için kapıma rüşvet getirmektense hizmet edeceğini samimiyetle beyan etmeli seçilecek olan. Son günlerde yaşanan gelişmeler ve partilerin içinde yaşanan tartışmalar, siyasette samimiyet olmadığını vurguluyor.

Kimse siyaset yapmıyor, herkes şov yapıyor. Hiçbir parti, gizliden siyaset faaliyetlerini sürdürüp de, ben temiz siyaset yapıyorum demesin. Herkes bir şekil seçilmek için şov yapıyor. Tasvip etmiyorum. Dürüstlük evvela siyasetçilerin görevi olmalı.

Yalanın gölgesinde serinlik vermeye çalışmasınlar. İçimizi ısıtıcı samimiyet sergilesinler. Yalan, öncelikle siyasilerin üzerlerinden kalkmalı. Saydamlık, dürüstlük, güven vericilik görmek istiyorum.

Rüşvet vermeden, projelerine ve beyanına güveneni esas alacağım. Hangi sorunları nasıl çözeceğini söylesinler bana. Daha seçimler yaklaştıkça belden aşağı vurmalar başlayacaktır. Birbirlerini karalama girişimleri gündeme gelecektir. Birinin suçu varsa bu devletinde hâkimi savcısı vardır. Gider şikâyet edersin. Halka şikâyet etmekle kazanacağın oy, senin vicdanını rahatlatacak mı? Tencere dibin kara, seninki benden kara halleri görüyoruz. Ve böyle bir siyaseti ben şahsıma, yavan buluyorum.

Yalan siyasete tepki göstermek için, oy bile vermeyi düşünmüyorum açıkçası. Ne var ki oy vermemem, hiç istemediğimin birinin işine yarayabilir. O zaman ne diyelim. Şöyle bir mesaj verelim halka. Kamu ile çıkar çatışması yaratmayan. Samimiyetine ve projelerine dayalı oy isteyen tercihimdir.”

Mevlüt Özyurt: “Ülkemin kaderini değiştirecek olanları seçmeyi tasarlıyorum. Fakat mevcut tablo içinde, oyların çoğunluğunu kaldırarak, ülkeyi sarsacak bir aday var mı? Samimi olmak gerekirse, yok. Mevcut adaylar, ülkemin geleceğini temin edecek bir güven vermiyorlar bana.

İhmal edilmiş pek çok sorunumuz var. Başta işsizlik sorunumuz var ve bu önemli soruna yönelik bir proje görmedim ben, bize proje diye sunulanlar içinde.

Partilerin çalışmasını da açıkça takip etmiyorum. Geçim derdi, seçimden beklentimizi beklemeye bırakmış durumda. Hak eden kazansın, bana bir fayda beklemiyorum, ama ülkeme, milletime kim fayda sağlayacaksa onun hakkı olsun başkanlık, ne diyelim.

Bize sadece seçimden seçime bir söz hakkı düşüyor. O hakkımızı da doğru şekilde değerlendiremiyoruz ne yazık ki, sesimizin ayarı bir şekil verilerle kısık bırakılıyor. İlkeli, dik duruşlu, her türlü şahsi hesapların ötesinde, vatanım hayrı için vericilik yapacak birinin seçilmesini arzu ederim.”

 

Evet benim şehrimin insanları: Yaşlı- genç, kadın- kız ülkeye atfedilecek Cumhurbaşkanının ve milletvekillerinin, el ele verip, ayırımsız tüm insanlara eşit, hizmet vermesini talep ediyor. Bir Cumhurunbaşından bireysel istek de, dürüstlüğüyle güven vericilik.

Isparta halkında, makarna- bulgur beklentisi yok kısacası. “Kendinden emin olan insanlar makama ve kariyere yakışır” diye düşünüyor Isparta halkı.

Lakin bu yansıyanlar, içinde bulunulan kriz döneminde söylenmiş sözler.

Bakalım sandık sonrasında Isparta için yepyeni, beyaz bir sayfa olarak açılacak mı?

Bu umut; yeni umutlar devreye sokularak, 24 Haziran'a kadar beklemede tutulacak. Bir şekil umutlar askıya alınmış hallerde. Sonrasını sandıklar açıldıktan sonra, hep birlikte açıkça göreceğiz. Askılar asılı yerde mi kalacak, yoksa umutlar yeşermiş olarak Türkiye'nin yenilenmesine yönelik formüller mi geliştirecek.

Boşuna şimdiden gerilmeyelim. Bilinçli halk ne söylerse doğruyu söyler. Bizde sonuca yönelik beklentimizi, 24 Haziran sonuna bekletmeyi tercih edelim.

 

Ayfer AYTAÇ -ayferaytac.com

Çiğdem Timur, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Insanlardan önce değerlerden yana olmalıyız. Bu seçim o seçim. Bu ülkenin bir an önce normalleşmeye ve iyileşmeye ihtiyacı var. Aklımızı kullanmalıyız. Kaleminize sağlık.Selamlar...

Çiğdem Timur 
 22.05.2018 8:45
Cevap :
Merhaba değerli Çiğdem Hanım, ne güzel söylemişsiniz aklımızı kullanmalıyız, diye. Çoğu insanımızın öyle sözlerle yüreğine dokunup, gözlerini boyuyorlar ki akıllar rafa kalkabiliyor. İnşallah ülkemizin selameti için bu seçim değerlerden yana olabiliriz. Âlâkanıza çok teşekkür ediyorum. Sağlık ve sevgiyle kalın...  22.05.2018 16:05
 

Merhaba Sayın Yazarım, kim ne ekerse en son onu biçer...Bir de hiç bir zaman haksızlık yerde kalmaz...Bir söz daha ekleyeyim: Alma mazlumun ahınıo çıkar aheste aheste...Esen kalınız...

Abdülkadir Güler 
 22.05.2018 5:50
Cevap :
Merhaba değerli kalem sahibi Abdülkadir Beyefendi, teveccühünüze teşekkür ederim. Estağfurullah, şurada hepimiz çeşitli tarzda fikrimizi beyan etmeye çalışıyoruz. Eklediğiniz sözle yazıma ahenk katmışsınız, tekrardan teşekkürler, daim afiyetler dileklerimle...  22.05.2018 12:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 471
Toplam yorum
: 236
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 181
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster