Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
136
 

Belalım Kuzuya Döndü!

Sağlık kuruluşlarında hastanın kendi kafasına göre ilaç yazdırması hem hasta için hem de doktor için netameli bir konudur. Bazen ilgisiz ilaç yazdırdıkları olur çünkü... İşte bir gün yine böyle ilaç yazdırmak isteyen erkek bir hastama olumsuz cevap verince aramızda tartışma ve sonra da kavga çıktı! Neyse ki araya girenler ayırdı ve birbirimize fiziksel olarak bir zarar vermedik…

Ama böyle bir olay yaşamak bile başlı başına bir stres kaynağı oluyor. Kavga ettiğim kişinin kim olduğunu şöyle bir araştırdım ve belalı biri olduğunu öğrendim. Sürekli belinde tabanca ile dolaştığını anlattılar. İçime bir korku düşmüştü!

Zaten normalde de kazadan beladan korkan ve kaçan biriyim ama olmuştu bir kere…

Nitekim bir süre sonra korktuğum başıma geldi: Bir akşamüzeri özel arabamla sağlık ocağından çıkmış eve gidiyordum. Arkamda bir aracın beni takip ettiğini gördüm! Dikkatlice bakınca o olduğunu fark ettim. Beni sollayarak önümde çaprazvari durdu, ben de ister istemez durdum. Arabasından indi ve bana doğru yöneldi, konuşmak istiyordu ve camı açtım. “Ne ulan o gün öyle artistlik  yapıyordun?” dedi…

Baktım cebinde tabancası da hazır! İş ciddiydi. Kavga edersek hiç şansım yoktu!

“Çok özür dilerim, bir cahillik yaptım!” dedim.

Buna benzer sözlerle onu ikna ettim.

Sonunda “Hadi git bakalım ama bir daha öyle artistlik yapma!” dedi…

Kurtulmuştum!

Derin bir nefes alarak oradan uzaklaştım…

Öyle böyle derken bir süre sonra o sağlık ocağından ayrıldım…

*

Ve emekli oldum…

Gel zaman git zaman derken bir gün bel ağrısı için gittiğim hastanede fizik tedavi polikliniği önünde bankta oturmuş dinleniyordum. Yanıma birisi oturdu, o da hastaydı, elinde tahlilleri vardı. Beti benzi solmuş, halsiz ve yorgundu. Beni tanıyıp tanımadığını bilmiyorum ama oydu! Belalım yani! Belinde tabanca yoktu artık! Ben “Geçmiş olsun, neyiniz var?” dedim ki o sırada tahlillerini bana uzattı. Mesane kanseri olmuştu. Kendisi de biliyordu. Geçmiş olsun, dedim! Sağ ol dedi kısık bir sesle…. Sesi fısıltı gibi çıkıyordu ve konuşmaya mecali yoktu…

Çok üzgündü.

İçimden o an “Sen ne büyüksün ey Allah’ım!” dedim…

Tabi ki düşmanım da olsa bir insanın kanser olmasına sevinemezdim ama bana dört doğurtan belalımdan eser yoktu artık…!

Belalım kuzu olmuştu!

Fazla bir şey konuşamadan sessiz sedasız ayrıldı gitti..

Ben de onun bu haline sevinemezdim, üzülmüştüm…

Keşke hiç karşılaşmasaydık...

*

Şen ve esen kalın. 

Dr. Atanur Yıldız

 

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 491
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 260
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster