Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
134
 

Belalım Kuzuya Döndü!

Sağlık kuruluşlarında hastanın kendi kafasına göre ilaç yazdırması hem hasta için hem de doktor için netameli bir konudur. Bazen ilgisiz ilaç yazdırdıkları olur çünkü... İşte bir gün yine böyle ilaç yazdırmak isteyen erkek bir hastama olumsuz cevap verince aramızda tartışma ve sonra da kavga çıktı! Neyse ki araya girenler ayırdı ve birbirimize fiziksel olarak bir zarar vermedik…

Ama böyle bir olay yaşamak bile başlı başına bir stres kaynağı oluyor. Kavga ettiğim kişinin kim olduğunu şöyle bir araştırdım ve belalı biri olduğunu öğrendim. Sürekli belinde tabanca ile dolaştığını anlattılar. İçime bir korku düşmüştü!

Zaten normalde de kazadan beladan korkan ve kaçan biriyim ama olmuştu bir kere…

Nitekim bir süre sonra korktuğum başıma geldi: Bir akşamüzeri özel arabamla sağlık ocağından çıkmış eve gidiyordum. Arkamda bir aracın beni takip ettiğini gördüm! Dikkatlice bakınca o olduğunu fark ettim. Beni sollayarak önümde çaprazvari durdu, ben de ister istemez durdum. Arabasından indi ve bana doğru yöneldi, konuşmak istiyordu ve camı açtım. “Ne ulan o gün öyle artistlik  yapıyordun?” dedi…

Baktım cebinde tabancası da hazır! İş ciddiydi. Kavga edersek hiç şansım yoktu!

“Çok özür dilerim, bir cahillik yaptım!” dedim.

Buna benzer sözlerle onu ikna ettim.

Sonunda “Hadi git bakalım ama bir daha öyle artistlik yapma!” dedi…

Kurtulmuştum!

Derin bir nefes alarak oradan uzaklaştım…

Öyle böyle derken bir süre sonra o sağlık ocağından ayrıldım…

*

Ve emekli oldum…

Gel zaman git zaman derken bir gün bel ağrısı için gittiğim hastanede fizik tedavi polikliniği önünde bankta oturmuş dinleniyordum. Yanıma birisi oturdu, o da hastaydı, elinde tahlilleri vardı. Beti benzi solmuş, halsiz ve yorgundu. Beni tanıyıp tanımadığını bilmiyorum ama oydu! Belalım yani! Belinde tabanca yoktu artık! Ben “Geçmiş olsun, neyiniz var?” dedim ki o sırada tahlillerini bana uzattı. Mesane kanseri olmuştu. Kendisi de biliyordu. Geçmiş olsun, dedim! Sağ ol dedi kısık bir sesle…. Sesi fısıltı gibi çıkıyordu ve konuşmaya mecali yoktu…

Çok üzgündü.

İçimden o an “Sen ne büyüksün ey Allah’ım!” dedim…

Tabi ki düşmanım da olsa bir insanın kanser olmasına sevinemezdim ama bana dört doğurtan belalımdan eser yoktu artık…!

Belalım kuzu olmuştu!

Fazla bir şey konuşamadan sessiz sedasız ayrıldı gitti..

Ben de onun bu haline sevinemezdim, üzülmüştüm…

Keşke hiç karşılaşmasaydık...

*

Şen ve esen kalın. 

Dr. Atanur Yıldız

 

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Ben tesadüfe inanmam. Herşey hazırlanmış ortamlardır. Bu olayda evrim için ilahi güçlerin hazırladığı bir oyun olarak düşünüyorum. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 14.03.2013 11:33
Cevap :
Ben de sizin gibi düşünüyorum. Selam ve saygılarımla...  14.03.2013 20:53
 

Aziz ve sevgili doktorum, insanlara şifa dağıtan, bir sağlık neferine reva görülen davranış, beni öylesine rikkate getirdi ki, öykünün ilk kıtalarında, adamın silahını burnuna sokmak için yüce yaratanın o anda devasa bir güç vermesini diledim içimden.Sonra sizdeki erdemin yüceliğinde eridi bu öfkem ve öç alma duygularım. Düşündüm, bütün insanların vicdanına bir kelepçe vurarak, bir geceliğine, yalnız başına, mahkum edilseler, ertesi günkü duyguları ve değerlendirmeleri, hayata bakış açıları ne olurdu acaba? Hayatın, ortaya koyduğu gelişmeler karşısında öfke ve nefretle tepki verenlerde durum pek deişmezdi. Ama sizin gibi erdemi ışık edinmiş, bütün inceliklerle mücehhez bir karakterin, merhamet duygularının kelepçesi, bu mahkumiyetin biteviye devam etmesine vesile olurdu. Siz ve sizin gibiler var olsun ki, yaşamda umudumuzun aydınlık yolundaki mutluluk, hep ruhumuzda ve gönlümüzde yaşasın. Dostça selamlarım, saygı ve sevgilerimle. Refik Başdere

Refik Başdere 
 13.03.2013 23:44
Cevap :
Refik Abim, çok sağ olun. Değerli yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim. Yüce Allah Kuran'da "Sabır ve namazla benden yardım bekleyin!" diyor. Ne kadar güzel bir şey, değil mi? Sonra öfkeyle kalkanın pişmanlığı da ağır olur. Onun için sinirlenip bir çırpıda her şeyi yok etmek doğru değildir. Allah'ın adaletine sığınmak lazım. Selam ve saygılarımla...  14.03.2013 12:18
 

İlahi adalet mi? desek bilemedim Atanur bey, ama öyle çok örnek varki; can yakanın canı mutlaka yanıyor bir şekilde, Allah şifalar versin, size de geçmiş olsun. saygılrımla Selamlar

Cemile Torun 
 13.03.2013 22:57
Cevap :
Sevgili Cemile Sultan, yorum ve katkınız için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız; selam ve saygılarımla...  14.03.2013 8:55
 

Doktorum çok esaslı bir yazı olmuş. Gerçek hayattan bir enstantane. Fazla söze de hacet yok. Dünyadan nice firavunlar geldi geçti. Dünya onların hepsinin icabına baktı. Bizim onlarla şahsi bir hesabımız olamaz. Zaten zaman ve kader kötülerin canına okuyor. Harika bir denemeydi, harika bir dersti. İbretle okudum. Sizde böyle kimbilir ne hikayeler var. Anılara devam. Bir kitap bile olabilir. Saygılar ve selamlar.

Erdal Ceyhan 
 13.03.2013 19:21
Cevap :
Erdal Hocam, yorumlar yazıya ayrı bir renk ve tat katıyor. Çok teşekkür ederim. Bana yazma şevki aşılıyorsunuz. Allah sizden razı olsun diyorum. Beni de Allah utandırmasın. Selam ve saygılarımla. Şen ve esen kalın...  14.03.2013 7:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 455
Toplam yorum
: 3023
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster