Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '20

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
40
 

Belki Bir Yerden Tanıdık Gelir

Roma çıra gibi yanıyordu. Halk büyük bir telaş içinde şehrin dışına kaçmaya çalışıyordu. Şehrin dışında yüksek bir yere yapılmış olan muhteşem sarayının balkonundan manzarayı seyreden Roma imparatoru Neron, hiç üzülmüş gibi görünmüyordu.Yanında bulunanlara yanan şehri gösteriyor, "Ne muhteşem manzara, değil mi?" diyordu.

Halkın kıpırdanmaya başladığını gören Neron, onlara gözdağı vermek istemişti. Fakat yangının bütün Roma'yı kasıp kavuracağını hesap edememişti. Ama ne var ki hala pişmanlık duymuyordu. Bilakis eline geçirdiği Lir'i çalarken kendine göre "eşsiz san'at şaheseri" şarkılarını söylüyordu.
Neron on senede imparatorluğun mutlak hakimi olmuştu. Tarihin kaydettiği en namlı diktatörlerden olmak için neler yapmamıştı ki...
Neron evlatlıktı. Buna rağmen annesi sayesinde saraya girebilmiş ve daha sonra annesi imparatoru zehirleyerek öldürdükten sonra 17 yaşında ülkenin hakimiyetini ele geçirmişti. Neron'un annesi oğlunu kukla gibi oynatacağını düşünüyordu ama Neron, el altından bütün kilit noktalara kendi adamlarını yerleştirmeye başlamıştı.
Zaman içinde bütün ipleri eline geçirmeyi başaran Neron, rakiplerini türlü türlü oyunlarla temizlemeye başlamıştı. Üvey kardeşi Britannicus'u, eski imparatorun kızı olan birinci karısını ve en sonunda annesini öldürttü. Artık Roma'da tam bir işkence, zulüm ve despotluk devri başladı.
Neron, kendini giderek sefahate kaptırıyordu. Yakınlarıyla gece gündüz durmadan eğlence basından ayrılmıyordu. Devletin hazinesinde ne var ne yoksa kısa zamanda harcanmıştı. Bunun üzerine Neron, ilk önce paralarda hile yapmaya başladı. Daha sonra bütün servetlere el koydu. Vergileri arttırdıkça arttırdı. Ve kendine ünvanlar vermeye başladı. Bir yandan da sanatçı gibi görünmek istiyordu. Ülkede yaşanan kargaşa, sefalet ve açlık umurunda bile değildi. O eğlencesine devam ederken kendisinden şikayetçi olanları ve kendisine muhalefet edenleri aç arslanların önüne attırıyordu. Neron'un zulmü arttıkça halk iyice galeyana geliyordu.
Bir zaman sonra Senato komiseri Vindex'in liderliğinde bir muhalefet grubu teşekkül etti. Bu grubun çalışmaları üzerine birdenbire ülkenin dört bir yanında aynı anda ayaklanmalar patlak verdi. Bu öyle büyük bir hareketti ki artık Neron bile içinde kaybolmuştu. Afrika lejyonlarının bile ayaklandığını duyan Neron, ilk defa dehşete kapılmıştı. Sonunda Neron halk düşmanı ilan edildi. Diktatör bunu duyunca kılık değiştirerek Roma'dan kaçtı. Ama bu esnada bir şeyi gözden kaçırmıştı. Dehşet onu kör etmiş ve bir zamanlar kendisine çok işkence ettiği bir azatlı köle tarafından takip edildiğini fark edememişti.
Neron, tam kurtulduğunu zannettiği bir anda azatlı köle karşısına dikilip kılıcını çekti. Neron yalvardı ona ayaklarına kapandı ama nafile. Eski kölesi onu dinlemedi, ona acımadı ve Roma'nın bu zalim idarecisini kılıcıyla parçaladı. Daha sonra halk Neron'un öldüğünü duydu ama kimse teskin olmadı. Bu kez dayanamayıp Colosseum yakınına dikilmiş devasa Neron heykelini kısa sürede tuzla buz ettiler. Ve Neron'dan geriye yalnız bu hikâye kaldı.
...
Tarih yaşanıyor. Gelecek için. Ama kimse tarihten ders almıyor. Ben de bugün imparator Neron'u sizlere bir hatırlatayım dedim. Belki bir yerlerden tanıdık gelir.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 75
Kayıt tarihi
: 12.10.17
 
 

Flanör ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster