Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '12

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
418
 

Belki de hiç yoktun!

Belki de hiç yoktun!
 

Netten


Uzaklardan bana seslendiğini duyar gibi oluyorum zaman zaman.

Esen rüzgâr sesini bana kadar getiriyor ama bu sesin kendi hayalim olduğunu biliyor dönüp bakmıyorum o yöne. İçime işlese bile. Şu deniz. Şu rüzgâr.

Kaç kere geldik seninle buraya hatırlamıyorum. Her nefessiz kaldığımda, her yalnızlık acısında, her ağlama krizlerinde, her kararsızlık anında kendimizi burada bulurduk. Hiç konuşmadan yanımda deli esen rüzgarı hissedip, korkutucu dalgalarını izlerken, kaç kere çığlık çığlığa sustuk. Sen. Hep gri arabanın önüne yarı oturmuş, ayaklarını kaldırıma uzatmış, ellerin göğsünde kenetlenmiş, bana bakmadan ama beni görerek, denizin derinlerine dalıp gittiğin anlarda, öylece beklerdin benim uysallaşmamı. Tek kelime etmeden. Derin bir nefes alıp gelip senin yanına otururdum. Anlardın ki daha iyiyim, anlardın ki üşümeyen ben artık üşüyebilirim. Sonra elini uzatırdın. Elini tutar hafifçe gülümser ve binerdik arabaya. Kaç kere yağmura yakalandık da kılını kıpırdatmadın. Kim bilir belki rüzgârla birlikte yağmurlardı birazda beni alıp götüren; bilirdin. Bilirdin, o an bana dokunmaman gerektiğini. Bilirdin, gözyaşlarımı içime akıttığımı ve dertleştiğimi. Yalnızlığımla barıştığım tek anın bu olduğunu ve kutsal bir an gibi bozulmaması gerektiğini bir tek sen bilirdin.

Bugün!

Sensiz

Kimsesizim

Bir de sensizken geldim buraya. Sensizliğe ağlamak için birazda.

Yeşil, bol cepli asker pantolonum, beyaz tişörtüm ve her zaman boynuma taktığım fularımla, saçlarımı savuran rüzgâra yüzümü dönüp, canım acıyana kadar soluksuz kaldım. Gözlerim kapalıyken daha çok duyuyorum denizin sesini. Balıkların konuşmalarını. Martıların kavgalarını. Simdi yoksun!

Deniz...

İçime yer eden isyanı söküp atabildiğim tek yer bu sahil. Bu sefer seni haykırıyorum Deniz'e. Bu sefer deniz bağlamış ellerini göğsünde, bana bakmıyor ama görüyor. Beni dinlemiyor ama cevap veriyor. Esen rüzgar sesini bana kadar getiriyor. Gri araban yok. O vakur duruşun yok. O dost omuzun yok. O uzattığın sıcacık elin yok. Senden bir haber, bir iz yok.

Bugün, dün ki gibi ve muhtemelen yarında olacağı gibi sen yoksun.

Belki de hiç yoktun!

Sonay bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Deniz!yok,öyle bir yok ki....hiç olmadığı kadar var

Berra 
 11.07.2012 18:33
Cevap :
Güzel bir felsefik yaklaşım olmuş...  17.07.2012 14:59
 

Belki de hiç hiç kimse yoktu...deniz hariç...deniz ve kıyısız bir yanılsama...eyvallah...

nedim üstün 
 21.06.2012 12:27
Cevap :
Ah deniz dediniz herşeyi anlattınız Nedim bey, Belki o hiç yoktu ama deniz herşeydi. Eyvallah efendim..  21.06.2012 14:10
 

Ben de,'Hiç bir şey yoktan var, vardan yok olmaz, buna sevgide dahildir!' diye düşünenlerdenim.'Sevginin sakınımı yasası' da bu olsa gerek...

Ersin Kabaoglu 
 08.06.2012 11:32
Cevap :
Sevginin sakınımı yasası :) güzel olmuş. Biraz yasanın maddelerinden bahsetsek hatta bir blog yazsak :) Söz bende altına bir kaç madde ekleyeceğim.  08.06.2012 14:00
 

Kim bilir... Müebbet yalnızlığımızda belki de hiç yoktular...

Adil Serkan SATI 
 07.06.2012 23:27
Cevap :
Vardılarsa da öyle bir izlenim bırakmamışlar :)  08.06.2012 14:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 328
Kayıt tarihi
: 30.01.12
 
 

Bir sonbahar mevsiminde sarı yaprakların yere düştüğü anda bir damla düştü anlıma. Biliyordum ki se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster