Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
76
 

Ben, Biz, Siz, Hepimiz...

İnsan var olduğundan bir başka görüşe göre var edildiğinden beri iyi ve zengin yaşam sürenler, orta halli ve daha iyi yaşam arayanlar, yoksullar ve zorda olanlar... tarih boyunca doğdu, yaşadı ve öldüler.

İşte insan! İşte ömür bu! Topu topu dört harf. Kimi zaman mutlu daha mutlu! Kimi zaman mutsuz daha az mutsuz! Ömrümüz her hali ve yönüyle temel sermayemiz. Kısa yaşar uzun yaşar iyi yaşar kötü yaşar doğru yaşar yanlış yaşarız. Sonra bir gün sona erer. Bizden geriye bıraktığımız eserler veya yıkıntılar kalır ve hepsi de çoğu zaman bizim olur veya birilerinin varlığı veya yokluğu sebebi ile var olur veya yok olur. Böyle olunca temel konu ömrün değeri nedir? sorusunda aranır. Ve sorular sorulmaya devam eder.

Ne bu hırsımız? İhtiras ne, kibir ne? Gayemiz ne gerçekten? Amacımız ne? Hakikat ne? Değerli okuyucu: ömrüne en güzel değeri kendine ve insanlara hakettiğini adalet ölçüleri içerisinde verebilirsin. Bu senin en yüce davranışın olacaktır. Sen hiç yoksun düşlerimde.

Düşünüyorum da, geçmişten bu yana neler değişti hey hat. ne! Artık gerçektende hiçbir şey eskisi gibi değil gezegenimizde insan bile yok ve kayıp. Arıyorum ellerimle bilgi, görgü, gözlem, duygularım ve düşüncelerimle. Geleneksel toplum bitmiş, modernizm hayır küreselleşme! bir bir giden gitmiş,yitmiş geleceğimiz, insani insancıl değerlerimiz, gelenek-göreneklerimiz yok olmaya yüz tutmuş yozlaşmış tekel demokrasilerde. Yalanmış iyi yaşam eşitlik bahane insan hakları özgürlük fırsat eşitliği palavra imiş çoktan. Yalan, dolan, talan, haksızlık, çıkar, rant, kan, göz yaşı, şiddet, terör geçer akçe imiş. Hele de insanlık boynuna kalın urgan geçirilmiş bırakın beraberliği, dayanışmayı, sevmeyi, sevilmeyi ve saygıyı, cömertliği ve erdemi denilmiş ki, insana: Biz biliriz, tanırız insanı kendi haline bırakın insanı kimsenin kimsesi kalmadı bile hayvanlığı öğretilmiş kravatlı olana maddi çıkar uğruna.

Medeniyet ve tarih pahasına. İnsana ait üretilmiş ne varsa yer etmemiş, yok sayılmış, tümden yerle bir yeksan edilmiş bir hiç puştluk uğruna. Bunun sebebini bilmezsen eğer biraz da dönüp kendimizde aramamız gerektiğini düşünürüm aslında. Yahu sahi ve aşkı ve sevmeyi ne zaman unuttuk ve biz öldürmedik mi? Nasıl öldürdük? Korkmadan! Zorlaştırarak, insanları baskı altına alarak, aşırıya kaçarak beynimizde, doymak bilmez tamah ve hırsımızla yitirdik eski bir beni, bizi, hepimizi insanı. Ne uğruna ama misafir umudunu yeğ tutar, hayalini yaşar, alınterine sevgisini katar, ekmeğine katar, haramı değil helal bulduğunu yerdi. Namus, ahlak, adalet, vicdan, sadakat en geçerli insan değeriydi. Sanattı, edebiyattı, bilim, felsefeydi her bir şey anlam taşır ve yerli yerindeydi. Var olsun ‘insan' ev aşını suyunu da kimseden esirgemezdi; Lakin canım benim her şeyi imkanları doğrultusunda yapardı.

Şimdi en zengin kişinin önüne gidebilsek dahi malından zerreyi fazladan karşılık ödüyor. Önümüze serdiği bir şey olmuyor. Sadece geriye dert kalıyor, taşa kalıyor. Kahır insanın çileli yükü oluyor. Belki boğazından kısıp azda olsa evine veriyor, konuya komşuya eşe dosta veriyor iyi insan gönlünden kolanı cebimden sofrasından ailesinin riskinden arta kalanı gönlünden gönülden veriyor misafir olduğunu bildiği dünyada. Bunu gören insanlar da elleri bollaşınca veya varken elde avuçta maddi olanı dağıtıyor, manevi olanı veriyor kendinden bir farkı olmayan çevresine ve diğer ‘insan' kardeşlerine. Belki de bolluğun bereketini az olanın kanaatkarlığını had bilirkişinin paha biçilmez yapabilirliğinin muazzam haz duygusunu yaşıyor, keyfini sürüyor, mutluluğunu yaşıyor ne de güzel ama diyerek insan kardeşleriyle birlikte ve dolayısıyla insanı sevmeye başlıyor. Üzerine basa basa söylüyor, sesi avazı çıktığı kadar dağa, taşa, ormana şöyle sesleniyor: İnsanlık dünyada hiç bir vakit hiç kimseye ve hiç bir şeye karşı çıkar için mal mülk edinmek için menfaat için yapılmaz. İnsanlığın amacı ve insan olmanın gayesi ancak sevmektir, muhabbettir, kardeşliktir, eşitliktir, özgürlük ve adalettir. Geriye kalan ise ancak ki, hikayedir, mittir, efsanedir. Siz bu yüzden ne olur yüzden bu işi (...insan- insanlık...) tadında bırakınız lütfen ikram ediniz, paylaşınız, çoğaltınız, büyütünüz yaşatınız biz biriz ve hepimiz tekiz tek vücut yekpareyiz bu konuda anlaşalım.

Düşünelim, bilelim, konuşalım, tartışalım, sorgulayalım, eleştirelim, öz eleştiri yapalım aşırıya kaçmayalım yalnız uzlaşalım. Çeşitlilik gerçekten zenginlik olarak sadece kazanç olarak geri dönecek zafer hanemize taç olarak yazılacaktır. Aksi takdirde yakın zamanlarda olan yalnız ve yalnız herkesin fobisi olan ayrımcılık, ötekileştirme, düşmanlaştırma olacaktır. Çok yazık olacaktır emin ol: Gülünç, iğreti ve trajikomik olan her bir şey; çürümüş, kokuşmuş, laçkalaşmış dünyanın kardeşliği tezine karşıt olarak insanlığın kara cehaleti tezinin bataklığına ışık hızı gönderecektir geride kazanç olarak biriktirdiğimiz ileriye doğru ne varsa. Zaman varken dön, bul, ara, var et, yaşa ve yaşat. Sen bunu yaparsın. Tarih boyunca yaptın. Çağında yaptın. Yarın içinde yap, yapıyorsun, yaparsın, yapacaksın. Bil: Bu sensin, gerçeğin bu senin, senin hakkın.

 

Kerim Korkut, bengi satır, jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 107
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster