Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
396
 

Ben ağız dolusu küfür edebilirim. Sizler edemezsiniz!

Ben ağız dolusu küfür edebilirim. Sizler edemezsiniz!
 

Görsel kaynak: ertusch.wordpress.com


Küfür, hele ağız dolusu küfür,  çaresizliktir…

Başka hiçbir şey yapamayan, küfürler savurarak çaresizliğine çözüm arar.

Çaresizlik içinde küfürler savurarak öfkesini dile getirip, kendini sakinleştirmeye çalışır…

 

Daha da çaresiz kalmışsa lanetler savurur…

Bilmez lanetlemenin Tanrısal bir yetki olduğunu ama lanetler…

Olmadı Allah’ a havale ettim der…

Bilmez ki, Allah onun memuru değildir, ona bir şey havale edemez…

 

Olmadı; beddualara sığınır…

Düşünmez ki, bedduası döner dolaşır ayağına dolaşır…

 

Ne yapsın peki? Öyle bir çaresizliğin, öyle bir acının içinde kalmıştır ki!

Elinde hiçbir güç yoktur…

Küfürlere, hakaretlere, beddualara, lanetlemelere sığınır.

 

Çünkü sokaktaki insandır o. Elinde teröre cevap verebileceği, daha can acıtıcı bir silah yoktur.

Bizler, sıradan vatandaşlar, bunları yapabiliyoruz işte. Öfkemiz çok büyük.

 

Evet, sokaktaki insanız biz ve elimizden gelen hiçbir şey yoktur.

Peki, elinde güç olanlar da bunları yapabilir mi? Yapar mı? Ya da ne yapması gerekir?

 

Size, bağıra bağıra, söylüyorum:

Ben kınayabilirim…

Ben lanetler savurabilirim…

Hatta ana avrat küfürler bile edebilirim…

Çünkü ben sokaktaki adamım, elimden sadece bunlar gelir.

Silahım yok, terörist avına çıkamam…

İstihbaratım yok, cinayetleri önceden bilemem, önleyemem…

Ordum yok, düşman üstüne gidemem!

 

Ama siz benim gibi sokaktaki adam değilsiniz!

Siz benim, bir halt edip, verdiğim tüm yetkilere, güce, ordulara, silahlara sahipsiniz!

 

Bırakın biz lanetleyelim, biz küfürler savuralım, biz kınayalım ama siz bir susun!

İşinizi yapın! Bırakın hamaseti, kuru tehditleri, kınamaları, lanetlemeleri!

 

Bana şehitlerimi, huzurumu, kardeşliğimi geri verin!

Dünya malı ne varsa, özendiğiniz hangi makam varsa sizin olsun!

Bana çocuklarımı geri verin…

 

Ben sokaktaki adamım; hırsımdan ağlarım, söverim, boş boş konuşabilirim! Ağzıma geleni de söyleyebilirim! Başka çarem yok, yapabileceğim bir şey yok.

 

Siz işinizi yapın; bırakın benim yaptıklarımın aynısını yapmayı, bırakın sokaktaki adam ağzını!

Bırakın hamaseti, nutukları, lanetlemeleri. İşinizi yapın!

 

O boş söylemleri bize bırakın.

İşinizi yapın ve şehitlerimi, çocuklarımı, canlarımı, huzurumu geri verin…

 

Ya da gelin yer değiştirelim.

Emin olun, teröre karşı, en az sizin kadar güzel lanetler savurabilir, sövebiliriz! Kınarız da!

Eğer tüm mesele buysa, emin olun sizden iyi yaparız!

 

Susun artık ve işinizi yapın!

Alınacak gaz kalmadı bizde. Bütün gazlar sizde!

Bıktık hamasi nutuklardan, tehditlerden, saman savurup sap toplamanızdan!

 

İşinizi yapın!

Küfrü, lanetlemeyi, kınamayı bize bırakın!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı nakarat... Üstüne bir de yayın yasağı modası... Spor dergis gibi bir şey vardı adaı da AMK mıydı neydi?

yeşilsoğan 
 04.03.2016 9:50
Cevap :
Ambulanstan önce yayın yasağının geldiği bir ülkede yaşıyoruz... Haberin olmasın, bilme, işitme, konuşma... Ama o yasakla birlikte "fısıltı gazetesi" başlıyor yayına ve durum daha da kötü oluyor, anlamıyorlar... Fısıltının üzerine bir de "yetkili küfürleri" eklenince insanlar zıvanadan çıkıyor. O spor gazetesi nereden aklına geldi anlamadım(!) ama bir bildiğin vardır güzel kardeşim. :-) Sevgi ve selamlarımla...  04.03.2016 13:01
 

Sadece öfke ifadesi değil, varoş Türkçesinin de vazgeçilmez aksesuarıdır küfür: “A… goduğumun arabası düz….müş kancık gibi gidiyor. O i..e herif de pe…nk babasından kaçırmak için amuda kalkıyor. Hadi moruk, s…tir olup gidelim bu yavş…n mekânından.” Rahmetli dedem çok aydın bir insan ve Atatürk’ün silah arkadaşıydı. Devlet terbiyesini anlatırdı hep. Çünkü siyasilerin naif konuşmaları, zarif duruşları dikkatimi çekerdi. Demirel, Ecevit, Kâmran İnan, İlter Türkmen, İsmail Cem ilk anda aklıma gelenler. Bugünün siyasetini anlamaktan ise çoktan vazgeçtim. AP ve CHP’in dönüşümlü olarak başa geçtiği yıllarda Demirel ve Ecevit’in birbirlerine hakaret ettiklerini hiç duymadım! Bugünün hit’i de “Ne mutlu size ki oğlunuz şehit oldu!” söylemleri. Gözü açık, kafası çalışan insanın anlayabileceği bir Türkiye yok artık. Biz küfrü geçip huniyle tefe geldik! Sabrımızı sınıyorlar ki “Ver Kurtul” diyelim! Onlar aslında işlerini yapıyorlar da biz anlamıyoruz:( Sabır ve selametle.

Ata Kemal Şahin 
 25.02.2016 9:29
Cevap :
Ünlem işareti yerine kullanılan küfürler de var tabi. :-)) Devlet terbiyesi sıradan bir memurda bile vardı ve kişinin devlet memuru olduğu davranışlarından belli olurdu. Özellikle piramitin üstüne doğru çıktığımızda devlet terbiyesi, en öfkeli ifadelerde bile, belli bir edep, adap içindeydi. Bu günün söylemlerine gelince; kendimi köy kahvesinde pişpirik oynar gibi hissettiriyor. Ne devlete yakışıyor ne devlet adamlığına. Evet, çok doğru söylüyorsun sevgili Şahin; sabrımızın son noktasına çekip “verelim kurtulalım” dememiz bekleniyor. Yine söylediğiniz gibi onlar “işlerini” yapıyorlar… Sevgi ve saygıyla…  25.02.2016 14:13
 

Ve tutuldu yaşam kapıları.Öldürüldü en iyilerimiz.Özgürlük ise karanlığın sakalında.Eski dostlar da çekip gitti.Anlamlı günleri de kendileriyle götürdüler.İnce bir karanlık gerdiler ışıyan akılların üstüne.Sözü ve özü dillerde dolaşanlar ki karanlık hücrelerinde.Bense gözlerimi kaparım görmemek için sureti harama düşmüş çirkef ruhların iğrenç sırıtışlarını...Selamlar.

Abbas Oğuz 
 20.02.2016 23:37
Cevap :
O sırıtışların iğrençliği ve düştüğümüz karanlık güneş yeniden doğduğunda tersine dönecektir. Karanlığın aydınlandığı gibi, sırıtışları da acılarına dönüşecek! Sevgi ve saygıyla…  21.02.2016 23:21
 

Altına gönül rahatlığı içinde imzamı atabileceğim bu güzel ve gerçekçi yazınızı da okudum yorum yapan ilk 8 arkadaşın yorumlarını da. Siyasetçiler ve biz sokaktaki insanlar masanın iki karşı tarafında oturuyoruz. Arkadaşlar yanılıyorlar bizim ömrümüz biter ama o meşhur aydınlık günler gelmez. Çünkü biz hepimiz aldatılıyoruz, kandırılıyoruz ve bu siyasetçi sınıfı tarafından çaresizliğe mahkum ediliyoruz. Bizim yapabileceğimiz tek bir şey varsa o da PARTİ FARKI GÖZETMEKSİZİN bütün siyasetçilerin bizim hasmımız oldukları gerçeğini bir an evvel algılamak ve siyasetçilerin kurdukları tuzağa düşmeden bir olup, beraber olup "alın demokrasiniz sizin olsun" denekten ibarettir. Demokrasi budur ve başka bir şey değildir. Onlara oyumuzu verir başımızın üstüne oturturuz ve sonra da elimize onların lanetleme hakkından başka hiç bir şey geçmez. Onlar günlerini gün etmeye devam eder, biz dolap beygirleri misali lanet ede ede onların değirmenlerini döndürür dururuz. Lanet olsun demokrasiye! Selamlar

Matilla 
 20.02.2016 22:59
Cevap :
Demokrasi dünyanın en büyük maskaralığına dönüştü artık. Hele ki bizdeki demokrasi (!) tam bir maskaralık… Halkın çoook büyük bir kesimi neler döndüğünden habersiz. Hatta habersiz olduğundan da habersiz! Halk sanki sadece çalışmak, askerlik yapmak, vergi vermek yani lafın kısası sömürmek için var sanki. Söylediğiniz gibi PARTİ FARKI GÖZETMEKSİZİN halkın vereceği tepki biraz hale yola koyar mı bu maskaralığı bilemiyorum. Güzel yorum için teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygıyla…  10.03.2016 21:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2001
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster