Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '06

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
771
 

Ben babamı doruğun dibine bırakmıştım...

Ben babamı doruğun dibine bırakmıştım...
 

Adam yaşlanmış, çocuklarını başgöz etmiş, yani eleğini duvara asmıştı. Asmasına asmıştı da insan ölmeyide istemiyordu. Kalabildiğince kalmak, görebildiğince görmek onunda hakkı idi. Ama ne yazıkki büyütüp beslediği, evlendirip başgöz ettiği oğlunun ve kızlarının yanına sığamıyordu. Birgün eve döndüğünde kızı ve damadının bağırtıları ile irkildi. Kapının önünde kala kaldı, açamadı kapıyı. İster istemez konuşmalara şahit oldu.
Damadı kızına:
- "Yahu hanım biz bir göz odada 3 çocukla zaten sığmıyoruz. Birde baban olmuyor böyle, söyle oğlunun yanına gitsin onların evi daha müsait."
Kızı kocasına:
- "Herif nasıl söylerim babama adamcağızın bir ayağı zaten çukurda, adamı ölmeden mezaramı koyayım"
Kocası:
- "Hanım bende istemiyorum ama yapacak birşey yok bir yolunu bul oğluna gitsin"
Adam daha fazla dayanamayarak öhö öhö diyerek kapıyı açtı, içeri girdi damadı ve kızı kıp kırmızı kesilmişlerdi, "acaba söylediklerimizi duydu mu?" diye. Adam gün görmüş geçirmiş renk vermedi, havadan sudan bahsetti, kızı ve damadı bir "ohh" çektiler duymamış diye. Laf lafı açtı ertesi gün. Damadına:
- "Oğlum, ben biraz da oğlumda kalmak istiyorum, Allah sizden razı olsun, beni oğlumun evine götür" dedi.
Damat içinden sevinse de karşı çıktı:
- "Olur mu baba, ne var gidecek İşte şurda beraber geçinip gidiyoruz" dedi.
Adam:
- "Sağol oğlum, oğlumu ve torunları da özledim, sen beni götür" dedi. Damat "peki baba" diyerek hanımına "Hanım baban gardaşına gitmek istiyor" dedi. Kızı gerçekten üzülmesine rağmen ne yapsındı, koca ile hergün kavga ederek, zaten ağızlarının tadı kalmamıştı. Kışta bastırmıştı. Kızı "Baba keşke kalsaydın ama illa da gideceğim diyorsan, yazın gene bekleriz. Nisanda yaylaya göçeceğiz. Sen de gel, birlikte çıkarız yaylaya" dedi. Adam "tamam kızım^, yarın ola hayrola, hele yaza çıkanlar öğünsün" dedi.

Damat ahırdan eşeği çıkarttı^, adamcağızı süyüğün yanındaki taşta eşeğe bindirdi. Akşama doğru oğlunun evine bıraktı. Torunlar çok sevindi, "dedemiz geldi" diye adam da çok mutlu torunları ile oynamaya daldı. Damat "Baba ver elini öpeyim, ben eve dönüyorum" dediğinde kendine geldi. "Oğlum sağol" dedi ve vedalaştılar. Damat evin yolunu tuttu.

Akşam oğul geldi tarladan, öküzleri ahıra koydu, evliğe girdi. Babası karşısındaydı, çok mutlu oldu, baba oğul sarıldılar, hal hatır sordular. Baba "ne iyi ettim de oğluma geldim" diye geçirdi içinden. Gelinden de Allah razı olsundu. Çok iyi bakıyordu, "helal süt emmiş" diye içinden geçirdi. Oğlu ile kavgalarına şahit olmamıştı. Olan bitenden haberi yoktu. Kışta bastırmış, her yer buz kesmiş, evden eve gidilemiyordu. Akşam adam ayak yoluna çıktı, geri dödüğünde içerde bir bağırtı vardı. Gelin:
- "Ya ben, ya baban babanı götür. Kim bakıyorsa baksın artık, yeter sizin kahrınızı daha fazla çekemem" diyordu.
Oğlu:
- "Hanım bu kışta kıyamette el aleme ne deriz. 'Bir kocayı sığdıramadılar yanlarına demezler mi?', rezil oluruz, gel etme yaza kadar kalsın" diye yalvarmasına şahit oldu. Adam ölmeden ölmüştü büyütüp beslediği evlatlarının yanına sığmıyordu. "Ah" dedi "Ahh, koca karı ne demeye öldün de, beni bu hallere bıraktın" diye için için ağladı. Dona kalmıştı kapıda. Keşke ölse de bu günleri görmese idi. Adam gülümsedi acı, acı. Babasını hatırladı, o da bir kış günü hanımının zorlaması ile Doruğun dibine konmuş soğuktan donarak ölmüştü. Konu komşuya da "ayak yoluna gitmiş orda donmuş" demişlerdi. "Etme bulma dünyası" diye içinden geçirdi. İçerden sesler yükselmeye başlamıştı. "Ya ben, ya baban" diye bağırıyordu gelin. Oğul şimdi ne yapsındı, kim bakardı bu çocuklara bu yaştan sonra nasıl ederdi. Çaresiz teslim oldu. "Peki hanım" dedi, "Ben bu işi halledeceğim" dedi. Adam "soğuktan donmaktansa gireyim içeri ne olacaksa olsun" diyerek kapıyı araladı, sesler kesildi, suratlar asılmış.

Sessizliği oğlunun titrek sesi ile "baba" deyişi bozdu. "Buyur oğlum" dedi. "Baba seni bacımlara götüreceğim, hemen şimdi" dedi. Baba "peki oğlum" dedi. "Haydi baba, çıkıyoruz" dedi ve kapıdan çıkarken "bin sırtıma baba" dedi. Adam sessiz oğlunun sırtına bindi. Oğul dağa yöneldi, biraz gittikten sonra bir taşın dibine bırakıken, baba, "Oğlum beni şu doruğun dibine bırak" diye seslendi. Oğul şaşkın "Yahu baba ne fark eder, ha doruğun dibi, ha taşın" dedi. Baba, "Oğlum ben baba mı bu doruğun dibine bırakmıştım" dedi. Oğul şaşkın. Babasına dönerek "Yani şimdi benim oğlum da beni mi bırakacak baba?" dedi... Babası acı acı içini çekerek. "Oğlum ben babamı bu doruğun dibine bırakmıştım. Sende beni bırakıyorsun. Senin oğlun bırakır mı, bırakmaz mı bilmem?" der.

Oğul babayı tekrar sırtına bindirerek evin yolunu tutar. Kadın şaşkın, "ne oluyor, neden getirdin?" diye bağırsa da oğlu kararlıdır. Hanım babasnın evine gider boşanırlar. Oğlan bir başka hanım alır. Yeni hanım babası ölene kadar ona çok iyi bakar. Evde artık kavga yoktur. Herkes mutlu. Kıssadan hisse ne diyelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 169
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 781
Kayıt tarihi
: 29.09.06
 
 

10.12.1949 yılında Nurhak'ta fakir bir ailenin yedinci cocuğu olarak dünyaya geldim. Ziraat okulunda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster