Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '18

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
47
 

Ben Bir Kasaba İstasyonuyum

Ben Bir Kasaba İstasyonuyum-1

Ben bir kasaba istasyonuyum
Trenler beklerim sabah akşam
Umut trenleri, marşandizleri
Sonsuz sevgi ve sabırla beklerim
Ama hiç de vaktinde gelmezler ki
Gün tehirlidir kara trenlerim
Kadim tehirlidir mutluluklarım
Hep kâbusa dönüşür umutlarım

Ben bir kasaba istasyonuyum
Evet, tamam Haydarpaşa değilim
Basmane de değilim Sirkeci de
Ama ama ben de bir istasyonum
Benim de gururum var, oynamayın
Gelecekseniz zamanında gelin
Çocukluğumdaki trenler gibi
Saatlerce tehirle bekletmeyin

Ben bir kasaba istasyonuyum
Peronumda hep vedalar yaşanır
Vuslat kucaklaşmaları yaşamadım
Ağlayan gözlerle sallanan eller
Buruk dönüp gitmeler kaldı bana
Trenler çok şeyler aldı götürdü
Saçı kınalı aslanları aldı gitti
Kara haberlerini saldı başıma

Ben bir kasaba istasyonuyum
Ben pek aranmam sayılmam sevilmem
Durup dururken hiç akıla gelmem
Çok acil durumlarda aranırım
Hayırlı haberler geç gelir bana
Kara haberse sabahın köründe
Benim kuşlarım mahcup mahzun öter
Benim ağaçlarım hep hazan döker

Ben bir kasaba istasyonuyum
Ben çevre köylerin de umuduyum
Sabah gün doğmadan gelirler bana
Sığınırlar bekleme salonuma
Kimi sıtmadan titrer kimi soğuktan
Kimi derman yolcusu kimi ferman
Gidenler daim çoktur gelenler az
Yaz efendim bunları, gerçeği yaz

Ben bir kasaba istasyonuyum
Belki bir durak kadardır kıymetim
Posta treni bile gönülsüzdür
Ekspres gibi pas geçmek ister beni
Benden hemen kaçıp gitmek isterler
Yeşil diskimi bile beklemezler
Ne bir gülümseme, ne bir merhaba
Ne de bir hoşça kal bile demezler


Ben Bir Kasaba İstasyonuyum-2

Ben bir kasaba istasyonuyum
Benim nüfusum azdır, azıcıktır
Bir şefim var, hem genç, hem de efendi
Bir ambarcı, çolak, yaşlı ve huysuz
İki makasçım var, biri Süleyman
Bilet kesecek biletçim bile yok,
Yazları cennet gibidir burası
Kışları yoktur kimsenin durası

Ben bir kasaba istasyonuyum
Bir ben beklerim burda trenleri
Bir de ak mermer yalaklı çeşmesi
Kışın buz tutar çeşmenin suları
Yazın kızgın güneş altında kaynar
Çeşmeden akan suyun çamurunda
Sıtmadan bet benizleri sararmış                                                    
İnce boyunlu çocuklarım oynar

Ben bir kasaba istasyonuyum
Faytonla gelmez burada yolcular
Yolcularım buraya yürüyerek
Tozlu çamurlu yoldan yaya gelir
Pahalı elbiseli yolcum azdır
Yüzleri gülmez bana gelenlerin
Yolcuların hepsi garip, fakirdir
Kirlidir kasketleri ve sefildir

Ben bir kasaba istasyonuyum
Toprak damlı evlerinden çıkarak
At arabasında gelir hastalar
Üçüncü sınıf biletler satarım
Yanında umut veririm, bedava
Yastık ve yorganla binip giderler
Hasta gidenlerin yarısı gelmez
Yarısı tabut içinde gelirler

Ben bir kasaba istasyonuyum
Esmer yüzlü çocuklarım var benim
Esmer ekmeğini böler hesapsız
Esmer yüzünde iki gözü mızrak
Yan yana bakar isyan eder gibi
Çocukların çomak gibi kolları
Gözlerinde çelik gibi bakışları
Çelik çomak oynar gibi gülerler

Ben bir kasaba istasyonuyum
Kuşlar cıvıldar ağaç dallarında
Bir söğüt dikilmiş çeşme başına
Dalları değer mermerden taşına                                 
İki jandarma oturmuş bekliyor
Çınar ağaçlarının kuytusunda
Koyu sessizim ve huzur doluyum
Ağustos böcekleri korosunda
 

Ben Bir Kasaba İstasyonuyum-3

Ben bir kasaba istasyonuyum
Burada işler hep alışılmış, rutindir
Tren gelmeden önce makasçı gider
Tren gelirken hazırlıklar yapılırdı
Sonra tan tan tan kampanalar çalardı
Bariyer hemzemin geçidi kapatır
İstasyonda Trenle gidecek yolcularda,
Gittikçe çoğalan bir telaş başlardı

Ben bir kasaba istasyonuyum
Her gelen tren bana canlılık getirir
Yol boyundakileri ve yolcuları uyaran
Makinistin ta uzaklardan asıldığı düdük
Sonra tekerleklerin metal fren sesi
Kara trenin oflama puflama sesleri
Hareket eden makinistin veda düdüğü
Her gelen tren bana hayat verirdi

Ben bir kasaba istasyonuyum
Çocuklar top oynarlar bahçemde
Çeşmeden küçük elleriyle su içerler
Terli terli içerler yine terlerler
Bazen topları kalır ağaçlarımda
Zayıf bir çocuk tırmanır dallarıma
Kurtarır yapraklardan naylondan topu
Ben onları çok severim, onlarda oyunu

Ben bir kasaba istasyonuyum
Ticaretin bir ucunda da ben varım
Bereketli bir mevsim geçtiyse eğer
Geceleri marşandiz katarları gelir
Kuru İncir, Zeytin, Pamuk, Tütün
Çuval çuval kuru üzüm gönderirim
İlk buradan binerler yük vagonlarına
Yolculukları başlar yabancı diyarlara

Ben bir kasaba istasyonuyum
Her Eylülde öğrenciler gönderirim
Ülkemin geleceği, yarının kurucularını
Yüklenip sırtlarına ince yorganlarını
Liselerine üniversitelerine giderler
Hepsi de geri kalmışlığın acısını
İçlerinde yüreklerinde hissederler
Öğretmen, Mühendis olarak dönerler

Ben bir kasaba istasyonuyum
Tek ziyaretçim tren olmaz benim
Her ikindi bir otoray gelir, sessizce
Bazen de bir yol kontrol drezini
Beni kontrole gelir teftiş ederlerdi
İstasyona gelenler bana can katardı
Fötr şapka giyen testici Halil’in oğlu
Yolculara içi su dolu testiler satardı

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB ailesine Hoş gelmişsiniz Tema ve işlenişi güzeldi. Şiir ola

SAHAFÇA 
 11.09.2018 23:09
Cevap :
Çok Teşekkür ederim.Çocukluğumdan anıları ve duygularımı dile getirmeye çalıştım. İlginize tekrar Teşekkür Ederim.  12.09.2018 0:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 34
Kayıt tarihi
: 10.09.18
 
 

 50 yıldır Lacivert Kanarya. Sonsuza kadar Özgür Kanarya ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster