Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
865
 

Ben bir sokak çocuğuyum

Ben bir sokak çocuğuyum
 

sokak çocukları belgeseli- Timurtaş Onan


Bir sokak çocuğuyum ben,

Polislerden duydum.

Onlarla

saklambaç oynuyordum.


Her gün saklambaç oynarım ben

Büyükler ebe,

bir saklanan benim.

Sobeleyemez kimse beni

Neden bilmem,

gözünüze görünemem !


Kaldırımlar döşeğim...

çok üşüyor ellerim !

Üstüme gecenin ayazını örtmüş,

hiç görmediğim büyüklerim.


Büyümek zor iş ama...

Büyüyüp ebe olduğumda,

saklanacaksınız hepiniz!

İğne deliğine saklansanız da

sobelenmek kaderiniz!


Ben bir sokak çocuğuyum,

Beni hafife almayın,

Gelecekteki suçların

görünmez adamıyım.


“Önüm, arkam, sağım, solum sokak...”


Şiir yazmak zor zanaat. Hem şiire, hem şaire saygımdan, uzak durdum şiir yazmaktan. Hep öyle uzaktan baktım şiir yazma işine. Şiiri okurum ben, okumaktan keyif alırım. Ne güzel, birileri yazacak, biz de okuyacağız.
Ama bugün, sokak çocukları düştü yine aklıma. Ne zamandır, onlarla ilgili bir yazı karalamayı düşünüyordum.

Aldım elime kalemi, Hidalgo huysuzlanıyor (kalemime Hidalgo derim ben), gitmek istemiyor bir türlü. Oysa keyfi yerindeyken ne güzel koşar bozkırlarda. Yelelerini savura savura... Alabildiğine düz bozkırlara sürerim Hidalgo'yu. Bozkırları sever o. Ama bugün ayak diredi bana. Bıraktım ben de dizginlerini. Meğer şiir bahçesinde dolaşmak istermiş. Ee ne yapalım, gezdirelim bakalım, dedim. Hidalgo'nun ayağına takılan yaban çiçeklerinden bir demet derledim sokak çocukları için. Adını da "ben bir sokak çocuğuyum" koydum.

Kalın harflerle yazılmış, tırnak içindeki en son cümle "Türkiye Sokak Çocukları Vakfı"ndan alıntı. Zaten onu şiire dahil etmedim. Bir ağıtın son iç çekmesi gibi koydum oraya.

Durum bu kadar vahimken, insanlar nelerle uğraşıyor. Çocuklar bir sınav kazansın diye avuç dolusu dökülen paralar...Özel okullar, dershaneler, etütler, özel dersler...Dershane patronlarına göre "okul öğretmenleri, bilgisiz hokkabazlar!" Ama dershanelerde çalışan öğretmenler, özel olarak uzaydan gelmişler ! Peki ya patronların, sigortalarını ödemek zorunda olmadıkları için tercih ettikleri emekli öğretmenler ? Onlar Sorbonne ya da Oxford'da mı görev yapmışlar hayat boyu ? MEB öğretmeni değil mi onlar ? Peki MEB'e kapağı atabilmek için harıl harıl yeterlilik sınavlarına hazırlanan genç öğretmenler ? Nedir bu dershane patronlarının eğitim emekçilerini küçük görme ve her fırsatta aşağılama şımarıklığı ? Para ise, kabul ! Ama bilgi ve yetenek ise...orada duralım.

Herkes şiir yazar. Benim, yukarıdaki şiiri yazdığım gibi... Ama herkes şair olamaz. Şair A.Kadir Paksoy, şiir yazmayı hergün çiğnenen bir bahçede çiçek yetiştirmeye benzetiyordu. Eğitim de bir sanattır. Pedagoji ve deneyim gerektirir. Herkesçe bilinen öyküdeki gibi herkes vali, kaymakam, bakan, milletvekili, özel eğitim kurumu sahibi vb. olabilir. Ama bilgi ve deneyime saygı da zor zanaat oldu günümüzde. Ben hiç değilse şair olduğumu iddia etmiyorum. Siz de öyle yapın, tevazu gösterin biraz. Belki bu işi sizden daha iyi bilen birileri vardır.

Siz, bırakın çiğnenen bir bahçede çiçek yetiştirmeyi, yoldan geçen birine, sırf tanımıyorsunuz diye, bahçenizdeki meyve ağacından bir iki meyve vermemek için, asma kilitler vuruyorsunuz kapınıza. Bırakın bahçenize girmeyi, bahçenizin kıyısındaki yoldan geçen birileri bile ashabınızı bozmaya yetiyor sizin. Hemen panikliyorsunuz. "Ya gelirse...ya daldan bir armut koparırsa...!" En iyisi ben şuna bir küfredeyim de bahçemden uzak dursun, diyorsunuz.

Bir de kraldan daha kralcı dalkavuklarınız vardır sizin. Ee, bir sakal atmışsınızdır onlara vakt-i zamanında ! İşte onlar da bir ağızdan arka çıkıyorlar size. Bir de devir neyi gerektiriyorsa araziye uyma huyunuz vardır sizin. Örneğin, bu sıralarda hacı hocayla fazla takıldığınızdan olacak, bütün Türkçe sözcüklerin Arapça karşılıklarını kullanma alışkanlığı edinmişsiniz. Öte yandan milliyetçi tavırlar da takınıyorsunuz. Kusura bakmayın da ben çözemiyorum bu çelişkili tutumları. Gel gör ki, eğitime gönül verdiğiniz gibi bir anlam çıkıyor sözlerinizden.

Artık sokak çocukları için de bir çözüm arayışına girersiniz, öyle değil mi ? Devlet bu çocukların tümüne sahip çıkamadığına göre, dindar ve "iş hayatı hakkında bilgilenmiş" bir vatandaş olarak, bu çocukların barınması, beslenmesi ve eğitimi için bir çorba yapar, her sözünüzü gözü kapalı alkışlayan taraftarlarınızdan da (yandaşlarınız diyecektim, vazgeçtim) çorbaya tuz atmalarını istersiniz.

Ben bir şiir yazmaya çalıştım sokak çocukları için. Bu, benim hayatımda yazdığım ilk şiir. Pek iyi ifade edememiş olabilirim duygularımı. Çünkü şair değilim. Ama şairlerden ve şair olduğunu iddia edenlerden, öncelikle sokak çocukları için bir şiir bekliyorum bir sanatsever olarak. Sonrası herkesin vicdanına ve insanlığına kalmış.

Eğitimin patronları ! Siz, kuşlara atılmış bayat ekmek kırıntılarını toplayıp yiyen bir sokak çocuğu gördünüz mü hiç ? Ama siz şimdi buna da fantezist bir yaklaşım dersiniz, ya da arabesk ?! Siz ne derseniz deyin, bu acı bir GERÇEK !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanların karınları doyduğunda,sığınacak yerleri olduğunda hatta ve hatta bir yığın yemeği israf edilip çöğe attığında içi cız eder mi bilmiyorum ama yağmurlu hava güzeldir ama kimsesiz çocuklar için değil.Sevgiyle...!

Serçe! 
 08.09.2008 0:27
Cevap :
Evet, haklısınız.. Kimsesiz çocuklar için yalnızca yağmurlu değil, güneşli, karlı hava..hatta bahar mevsimi bile çok zordur.. Yaşamak zordur vesselam.. Bunca imamı maaşa bağlayıp, sokak çocuklarına çözüm bulamayan devletin iyi bir düşünmesi gerek bu konuyu! Sevgiyle..  18.11.2008 17:05
 

sevgili arkadaşım; bir ülkede, bir tek çocuk bile sokakta yatıyorsa bundan çocuk olmayan herkes utanmalıdır. ama en çok da devlet utanmalıdır; seçilmişi, atanmışı, sivili, resmisi ile devlet!. sırası gelince, çocuklara bayram hediye etmesiyle böbürlenip kasılan devlet! enti püften bi sürü şeye para bulup da iki çocuğu korumaktan aciz devlet! kaleminize, yüreğinize sağlık. iyiki yazdınız, iyiki hatırlattınız... sevgiyle kalın. hidalgo'ya selamlar.

hazandagüzeldir 
 27.07.2008 10:20
Cevap :
Selamlar, yüzde yüz haklısınız. Ama benim devlete söz anlatmaya gücüm yetmez. Bu yüzden seçilenden çok seçene seslenmek istedim. Semt pazarının yanında bir baraka...Pazarın olduğu günler barakanın yanında bir masa ve semtteki bilmem kaçıncı cami için para toplayan bir adam... Bir yıla varmadan yapımı tamamlanan haşmetli bir cami... Yanında kocaman harflerle bir bez afiş... Bu cami, falanca semtlilerin malıdır. Dış duvarlar mermerden...Her bir mermer parasına bir garibanın kimbilir kaç gün karnı doyar ! Kaç sokak çocuğunun sırtı ısınır ! Kaç çocuğa eğitim olanağı sağlanır ! O camiler o insanların malı da... o çocuklar hangi ulusun gelecek kuşağı ? Sonunda tuzu kurular cennete...çocuklar ıslahhaneye ya da bilmem ne...haneye ! Türkiye'de yirmi bin sokak çocuğu var(mış)! Bunları saymak için kimbilir kaç "akraba" işe alınmıştır ! Say say bitmez ! Emekli olana kadar sayarlar artık ! Sevgideğer arkadaşım, hidalgonun da size selamı var.  27.07.2008 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster