Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
281
 

Ben bu hükümetin...

Ben bu hükümetin...
 

Ne ilkler yaşadık...


Adamın birisi çok eskilerde arkadaşlarıyla kahvede kâğıt oynarken, radyoda haber okuyan spikerin “İğneden ipliğe zam geliyor…” sözünün ardından adam elindeki kâğıtları masaya fırlatıp, “ Ben bu hükümetin… (Bip) ” diyerek basıyor küfürü. Yarım saat geçmeden başına iki polis belirir ve sorar;

“ Hükümete sen mi küfür ettin?” “ Evet ettim” “ O zaman seni karakola götüreceğiz” Adam, elindeki kâğıtları elli bire tamamlayamadan masaya bırakır sonrada iki polisin arasında karakolun yolunu tutar. Pala bıyıklı beyaz saçlı babacan komiser elindeki gazeteyi bırakıp, adama hiddetle sorar; “ Hükümete küfür eden sen misin?” “ Yalan yok komiserim ettim” Komiser hiç tereddütsüz, “ Seni tutuklayacağız” der. Bu arada adam sırıtarak; “ Ama komiserim ben bizim hükümete küfür etmedim ki. Pedoganya hükümetine küfür ettim.” Dediğinde, komiser, geriye yaslanıp bıyıklarını burkarak, “Sen beni mi kandırıyorsun, ben kırk yıllık komiserim. Hangi hükümete küfür edileceğini senden daha iyi bilirim” diyerek adımın elinin tersiyle dışarı eder.

Ben doğduğum yıllarda Menderes Başbakan, Celal Bayar’da Cumhurbaşkanıymış. İcraatlarını bilmem ama babamdan işitirdim. Prostat olmuş koalisyon dönemlerinde Süleyman Demirel, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Yıldırım Akbulut, Erbakan, Türkeş ve daha nice politikacıların konuşmalarını dinledim. Ecevit’i de Kıbrıs zaferi ardından Karaoğlan olarak duyduk, sonra da Sana yağı ve Tüp gazının masa altı zula edilmesi ardından iktidardan indirildiğini gördük. Bu güzel memleketimizde ilkleri de çok yaşadım… Elektriklerin sık sık kesildiği dönemlerde, gömleği ikide birde yırtılan lüks lambasını, aşımızı pişirmede ikide bir memesi tıkanan gaz ocağını, kapalı kutu radyonun büyülü dünyasından ekranların o ihtişamlı gelişmelerini, çevirmeli telefondan, cep telefonunun gelişen teknolojisini, kömür kuyruklarından doğalgazın rahatlığına, daha sonra doğalgazın pahalılığından tekrar kömüre dönüşü, Aya ilk adım atan insanoğlunu siyah beyaz televizyonda izlemeyi, önce jopla dağıtılan başkaldıranları, şimdilerde biber gazı ile dağıtmayı, Eurovizyon’da birinciliği, Dünya Futbol Şampiyonası’nda üçüncülüğü, Dış ve iç borçların hiç bitmediğini, sağ- sol, çatışmasından binlerce insanın ölümü ardından gelen darbe yıllarını, devletin kasasını boşaltan hortumcuları ve daha nice olayların ilklerini... Ama şu AKP’nin iktidar olduğu zaman diliminde gördüğüm ilkleri daha önceki siyasi hayatta görmedim. Siyasi senaryolar ardından Ordu, ile Yargı’da meydana gelenleri, Ergenekon’dan tutuklanan askerleri, profesörleri, gazetecileri, her gün darbe söylentileri adı altında bir senaryonun uygulanış biçiminin hayata geçirildiğini, dinlemelerin arttığını, “Ilımlı İslam” ı Cumhuriyetimize karşı alternatifle sunuluşu, “Gemicik” terimini, Fener Derneği Davasında aklını yitirdiğini ve hafıza kaybı yaşadığını söyleyip, sorulanlara “Hatırlamıyorum” yanıtı verenleri, “Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler 40 sene onlar yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar” diye ülkeyi kutuplaşma söylemi yaratan Kahramanmaraş AKP Milletvekili Avni Doğan’ın vahim demecini ve daha görebileceğimiz neler neler… Birde muhalefet tutturmuş “Dokunulmazlıklar” kaldırılsın diyor! Yahu başınıza iş mi alacaksınız? Hadi kaldırdığınızı düşünün, Tutuklama sırası size gelmez mi? Baksanıza hükümet aleyhine atıp tutuyorsunuz! Sizi de Ergenekon’dan içeri attılar mı, ortada ne muhalefet kalır, sizlerde şaşırıverirsiniz!... Hukukta neler oluyor? Hukuk “Guguk” oldu. Onunda bağımsızlığı, tarafsızlığı yara aldı… Bu ilkte hafızamdaki yerini aldı! İngiltere’nin Financial Times Gazetesi, “Savcının tutuklanması Türkiye’yi ikiye böldü” diyor. Zaten batının aklı, fikri de bu değil miydi? “Cumhuriyet ve Cemaatler” gerisini siz tamamlayın. Okyanus ötesi karargahta hazırlandığı tahmin edilen senaryolar içimizi kötü karartmaya başladı!... Aman dikkat; “Su uyur, düşman uyumaz” “ Böl, parçala, yönet” sloganı ile aç kurtlar bunu bekliyor! Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in yazdığı ve bestesini Cemal Reşit Rey’in yaptığı ve şu günlerde unuttuğumuz; “ Çıktık açık alınla on yılda her savaştan; On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan, Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan Türk’üz Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi, Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri…” diye devam eden “Onuncu Yıl” marşı, birçoğumuzu duygulandırır ve gözlerimizi yaşartır. Bu marşın son cümlesine dikkat! “ Türk önde, Türk ileri…” Ve ajanslara bir haber düşüyor; “ Sahte ürün üretiminde üç milyar dolarlık payla, Çin’den sonra dünya ikincisi olduk” Haydi, gözünüz aydın! Bravo bütün hükümetlere! Parsayı kapan, sahteciliği kendine felsefe edinmiş, hep aklı şeytanlıkta olan egoist bir nesil yetiştirdik… Yaşayan siyasiler vicdanınız şimdi rahat mı? Ölen siyasiler, sizlerde “Nur içinde yatın! Tabi bu ikincilikle kemikleriniz sızlamazsa!… Görev başındaki siyasilere duyurulur; “ Sizlerinde naçiz vücutları elbet bir gün toprak olacak!... Kalın sağlıcakla…

Ertuğrul Erdoğan/Bursa 21 Şubat 2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 301
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 445
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster