Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
104
 

Ben büyüyünce..

Çocuklara sorulur hep. Büyüyünce ne olmak istiyorsun diye? Benim çocukluğumda aslında çok da uzak bir geçmişte değil. Verilen cevaplar hemen hemen aynıydı.Öğretmen, doktor, polis, memur olmak isteyen arkadaşım vardı mesela. Çoğumuz anne babamızın mesleklerini söylerdik. Çünkü çalışmak, iş sahibi olmak konusunda pek fikrimiz yoktu. İnsanların hayatlarına dokunabileceğimiz, başkaları için fayda sağlayabileceğimiz meslek isimlerini sayardık daha çok. Öğretmenlerimizi severdik. Onlar gibi olmak isterdik. Sevilmek ve çocuklara bir sürü yeni bilgi öğretmek.
 
Zaman değişti, teknoloji gelişti. Bizim çocukluğumuzdaki bu mesleklerin yerine artık o kadar farklı cevaplar veriliyor ki. Genetik mühendisi, uzay bilimci, yazılım geliştirici, astronot, dijital medya uzmanı… Genellikle teknoloji ve bilimin iç içe geçtiği meslekler. Bu kadar kısa zaman içinde hayal etmenin sınırı ortadan kalktı denilebilir belki. Bizim jenerasyonun hayalleri var olanlarla sınırlıyken artık yaratıcılık başka bir boyuta evrilmiş durumda. Ancak her zaman bir ” ancak ” ortaya çıkar ve bu olayların can sıkıcı bir yanının da olduğunu ilan eder bizlere. Evet egemenler, iktidar sahipleri hayaller üzerinde de etkilidir. Kendi geleceklerini güvence altına almak için kindar nesillerin ortaya çıkmasından rahatsızlık bile duymazlar. Çünkü gerektiğinde can almaktan ve can vermekten kaçınmayacak, ” değerlerine ” , ” ideallerine ” , ” davasına ” sıkı sıkıya sahip çıkacak bazen neferlere, bazen kardeşlere bazen de yoldaşlara ihtiyaçları vardır.
 
15 Temmuz darbe girişimi. Ülke tarihinin belki de en kötü gecesi olarak tarihe geçti. Her toplumsal olayda yayın yasağı getirilmesine rağmen biz sokaklarda yaşanan çatışmaları, linç edilmek istenen askerleri, jetlerin meclis binasını bombalamasını, köprü üzerinde asker ile karşı karşıya gelen sivil halkı canlı canlı televizyonlardan izledik. Üzerimizden geçen uçakların sesleri ile irkildik, dehşet dolu gözler ile olan biteni anlamaya çalıştık. Ölü ve yaralı sayıları arttıkça korkumuzda, öfkemiz aynı oranda arttı. Bu olaylar aynı zamanda Doğu’da yıllardır yaşanan korkular ile empati yapmamıza olanak sağladıysa da. Kısa zamanda kendi hayatlarımıza geri döndük. Çünkü bu ” batılılar ” için her ne kadar yeni olsa da o bölgenin normaliydi. Ve her zaman olduğu gibi şuan uğraşacak daha önemli konular vardı. ” Kusura bakmayın çocuklar siz biraz daha bekleyeceksiniz? ” dedik. Sabah olduğunda olaylar nispeten sakinleşmişti. Herkesin kafasında aynı sorular vardı. Ne oldu? Ne olacak?
 
Bu sorulara cevap bulmak için yorumlar, analizler, çıkarımlar, varsayımlar hepsi havada uçuşuyor. Darbenin planlayıcısı ve uygulayıcısı Fethullahçı yapılanma, paralel devlet veya popüler deyim ile FETÖ olarak ilan edildi. Tüm FETÖ bağlantısı olan kişiler devlet kademelerinden ” temizlenmeye ” başlandı. Hala ülkede yaşanan saldırılarda FETÖ’nün de içinde bulunduğu kokteyl terör kavramı ile tanıştık. Ülkenin düşmanları sürekli saldırı halinde ve hükümet bu konuda halktan destek bekliyor. Örneğin davranışlarından şüphelendiniz komşunuzu, sosyal medya paylaşımları nedeni ile arkadaşınızı ihbar ederek bu karmaşık ilişkiler ağının çözülmesine katkı sağlayabilirsiniz. Böylece iktidarın halka karşı olan sorumluluğunu da sırtlamış olursunuz.
 
İktidar sahipleri kendi geleceklerinin güvencesini yine kendi dizayn ettikleri toplumlarda bulur. Bu nedenle ilk aşama bireyin düşüncesinin istenilen şekilde dizayn edilmesidir. Eğitim politikaları ile daha küçücük yaştaki çocuklar ölüm dili ile tanıştırılır. Yaratılan düşmanlar ile korku hissi sürekli canlı tutulur. Bu düşmanlarla nasıl mücadele edileceği, hangi yöntemler ile başa çıkılabileceği sürekli empoze edilir. Düşmanlar karşısındaki kahramanlıklar sürekli anlatılarak çocuklara kendilerini özdeşleştirecekleri figürler yaratılır. Tüm bunların temelinde de çocuğa seni sevdiğim, sana zarar gelmesinden korktuğum için bunları yapıyorum fikri aşılanır.
 
15 Temmuz süreci bu ölüm dilinin ülkede iyice yerleşmesine neden oldu. Uzun bir süre sonra ilk kez ” idam ” bu kadar ön planda. Bir öğretmen öğrencilerinin eline idam ipi tutuşturarak çektirdiği fotoğrafı; idam dileğini dile getirerek sosyal medyada paylaştı. Çocuklar kartondan yapılma tankın önüne yatarak; kahramanlıklarını sergiledikleri tiyatro oyunları oynuyorlar. Sokak oyunlarında darbeciler ve askerler olarak iki gruba ayrılarak, kavga edip birbirlerini yenmeye çalışıyorlar. Bunlar olurken biz müfredat değişikliğinden söz ediyoruz. Neler getirecek yeni müfredat ve neleri götürecek kitaplardan? Bu günlerde bizi ilgilendiren ne varsa; dile getirdiğimizde hep bir soru işareti var sonunda. Cevaplar ise hep muğlak.
 
Bugün okullar yarı yıl tatiline girdi. Yine çocuklara ilerde ne olmak istersin sorusu soruluyor. CNN Türk televizyonunun canlı yayınında bir kız çocuğunu hayali; Cumhurbaşkanı olmak ve idam getirmek. Üzerine söylenecek çok şey var elbette. Ki yukarıda yazılanlar da bunun üzerine. Benim kafamda bundan sonrası için ise sadece şu soru var.
 
Güç ne kadar kör edebilir insanı da çocukların hayallerini bile ölümle süsler hale getirir?
Gülçin Erşen bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Kardeşim, yazınızı facebook'ta "Genç bir iletişimcinin Milliyet Blog'da bugün yayımlanan yazısı. Beğendim, paylaşıyorum. (Böyle gençler, - hele okuldaş olduğunu tahmin ettiğim, meslektaşım saydığım - geleceğe daha umutlu bakmamızı sağlıyor.)" notuyla paylaştım. Ben de az önce Milliyet Blog editörlerine "Evlatlarımız ve vatanımızdan değerli neyimiz var?" başlıklı yazımı iletim. (Blog sayfamda yayımlanması uygun görülmese bile yerel Milas Önder Gazetesi'nde birkaç gün içinde yayımlanır.) Okumanızı dilerim.

Gülçin Erşen 
 20.01.2017 16:31
Cevap :
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sizin yazınızı da mutlaka okuyacağım. Sizin gibi büyüklerimiz sayesinde bizler de fikirlerimizi besleyebiliyoruz. Sevgi ve saygılarımla. :)   20.01.2017 22:03
 
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 41
Kayıt tarihi
: 14.01.17
 
 

Kendimi tanıtmam gerekirse; faşist ideolojilerin uzağında, inanç konusunda kafasında soru işaretl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster