Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Çocuklar ve ilkler
Okunma Sayısı
363
 

Ben de çocuktum..

Ben de çocuktum..
 

Aslolan dünyaya çocuk getirmek değil bence, başka bir tarafı var bu harika olayın. Dillendiremediğimiz, ancak hep içimizde hissettiğimiz, insanlığın varoluşundan buyana, genlerimizle beraberimizde getirdiğimiz başka bir boyutu. Belki de çok iyi bildiğmizi sanıyoruz, ama bilmek yetmiyor işte, birşeyler yapmak gerekli, ve bu uzun yolculukta umutsuzluğa yer yok. Asla ama asla umutsuzluk olmamalı. Her sabah yeniden, yeniden denemeli, kaldığımız yerden. Hiç vazgeçmeden, yorulmadan, bezmeden. Bu yolculukta vazgeçmek yok, yorulmak yok. Eğer böyle olursa yani yorulurda vazgeçersek, yolculuk yarım kalıyor ve insanlık bu yarım kalmış yolculuktan büyük yaralar alıyor. Çünkü; her çocuk dünyanın inşaasında kullanılan ve geleceğe köprü kurmamızı sağlayan tuğlalarımız.
İnsanlık tarihine şöyle bir bakarsak, kişi olarak insanlık tarihinde kötü, acımasız ve bir dolu aksamalara neden olanalar, işte bu yarım bırakılmış yolculuklardan doğanlardır diyorum.


Bence en önemli varlıklarımız çocuklarımızdır, var olmalarına aracılık yaptığımız çocuklarımız. Çünkü; İnsanlık tarihini oluşturanlar insanlardır, yani bir zamanlar çocuk olan insanlar. Onun içindir ki, ilk önemli konumuz çocukların eğitimleri olmalıdır. Eğer bu eğitimde aksaklıklar olursa ve yaralar..insanlık zincirindeki halkalardan herbiri incelip kopuyor. Y a sonra..sonrası işte bugün geldiğimiz nokta..Savaşlar, savaşlar ve savaşlar..

Nasılmı yeneceğiz bu savaş denen canavarı!!!
Evrensel tek dil olan sevgiyle elbet.
İçimizdeki sevgi herşeye yetebilmeli. Tüm evrene yetebilmeli hemde. Ama buna yürekten inanmalı insan. Ta derinliklerimizden çağlayıp gelebilmeli, hertürlü yapaylıktan ve zorlanmadan uzak olmalı. 'Aşk' dozunda olmalı. İnsan her dem aşık olabilmeli, hemde herşeye. Hiç bir koşul koymadan, öylesine içinden geldiği gibi. Ama esir olmadan ve onurumuzdan da ödün vermeden olmalı. İnsana duyulan aşk'ın içinde Tanrı var çünkü. O öyle bir aşk'tır ki, bir fırtınadır, bir dingin okyanustur, muhteşem bir gökyüzüdür avuçlarımıza sığabilen. Fırtınalara tutunup, göğün yedi kat ötesine ulaşıp, "O" nun elini tutabilmektir aşk..işte öyle bir aşk ve coşkuyla sevmeliyiz çocuklarımızı. Biz öteden beri aşk ile yoğrulmuş bir toplum olarak, aşk ile yanan, aşk ile pişen..öyleyse aynı tutku ve şefkle tutunmalıyız çocuklarımıza.

Biz artı dün'üz. Bırakalım da onlar geleceğimiz olsunlar..Ve dünyanın sahibiymiş gibi davranmaktan vazgeçelim. Artık durup düşünme zamanı.
Acele edelim lütfen.

Sema Altun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle hoş geldiniz.Ne iyi etmişsiniz:)) Yazınıza,özellikle de son paragrafta yazdıklarınıza canı gönülden katılıyorum.İnsanın 5 bin yıllık tarihi boyunca yani insanlığın başlangıcından itibaren savaşsız geçen yılların toplamı yalnız 297 yılmış:(( İnsanlar önce savaşı icat adiyorlar sonra barışı arama derdine düşüyorlar ki o kadar nadir birşey ki aradıkları,insanın ne gereği vardı da savaşı icat ettiniz diye kızmaması içten bile değil.Tekrar hoşgeldiniz ablacığım,hemşerim:)) Sevgilerimle...

içimdeki deniz! 
 13.11.2007 23:06
Cevap :
Merhaba hemşehrim:)) Çok teşekkür ederim güzel yorumun için,yazdıklarımı okuduğun için ve güzel fikirdaşlığın için. Bende senin yazını okudum çok beğendim,devam eden yazılarını izlemeye devam edeceğim.Kendine çok iyi bak kardeşim:))  14.11.2007 13:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 533
Kayıt tarihi
: 12.11.07
 
 

1962Tunceli doğumluyum.Lise mezunuyum. Çocukları ve okumayı çok seviyorum. Bunlara birde yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster