Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '12

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
1720
 

Ben de Yılmaz Özdil gibi yazı yazmak istiyorum

Ben de Yılmaz Özdil gibi yazı yazmak istiyorum
 

Yılmaz Özdil


Yılmaz Özdil, yazı yazmayı seven, bazen bloglarda veya kendi web sitesinde makale yazan herkesin bildiği, bazılarının severek bazılarının da sevmeden de olsa ilgiyle okuduğu ve hatta bazılarının imrenerek "ben de Yılmaz Özdil gibi yazmak" istiyorum diyebileceği ülkemiz yazarları arasında farklı yeri olan bir yazardır.
 
Yazılarını okuyan kişiler mutlaka "yahu nasıl yazıyor bunları" veya "bu kelimeleri nereden buluyor" diye düşünmeden edemez. Siz de merak ediyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim...
 
Ben de Yılmaz Özdil gibi yazı yazmak istiyorum.
 
Benim de yazılarını severek okuduğum üstat Yılmaz Özdil hakkında uzun zamandır birşeyler yazmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş...
 
Kendisini tanımayanlar için önce dilerseniz kısaca Yılmaz Özdil kimdir konusunda kısaca Vikipedi'de biyografi tarzı bir gözlem yapmak istiyorum.
 
Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil, 1965 İzmir doğumlu "Türk gazeteci yazar" olarak başlayan biyografisinde Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu olduğu yazıyor. Star Gazetesi, Sabah Gazetesi, Atv Haber, Hürriyet Gazetesi, Fanatik Spor Gazetesi,... gibi sağlam bir eğitim ve kariyer dönemi yaşamış.
 
(Elbette bu yazdıklarım sizi yıldırmasın. Yeteneğiniz varsa yine de bu açığı kapatabilirsiniz)
 
2011 yılında "İsim, Şehir, Hayvan" ve 2012 yılında "İsim, Şehir, Bitki" kitaplarını yazmış.
 
(Bakın bu kitaplar size isim olarak baksanız da biraz fikir verecektir)
 
Bu yazıyı daha fazla uzatıp sizi de merakta bırakmadan, dilerseniz Yılmaz Özdil gibi yazmak adına referans olarak bugünkü yazısını ele alarak direk konuya girmek istiyorum...
 
Yılmaz Özdil Gibi Yazmak

Yılmaz Özdil bugünkü 06.10.2012 Cumartesi tarihli köşe yazısı başlığını "Sekiz kere kaza mı olur?" olarak belirlemiş.
 
"Bakın yazacağınız konuda kullanacağınız başlık önemli bir detaydır. Bu başlık yazının içeriğini hem anlatıyor hem de anlatmıyor, yani biraz kafa karışıklığı yaratarak, yazıya ilgi çekip okunmasını sağlamak hedeflenmiş gibi görünüyor."
 
Yazıyı okumadan önce baştan sona görüntüsüne şöyle bir göz atmanızı tavsiye ederim. Birkaç paragraftan oluşmadığı, her satırda mümkünse birkaç kelime veya en fazla 2-3 cümle yazıldığı dikkatinizi çekmiştir.
 
"Genelde benim gibi makale veya köşe yazıları okuyanlar uzun paragraftan, içiçe geçmiş yazılardan ve hatta uzun cümlelerden sıkılırlar ve okumazlar. Onları da kazanmayı hedefleyin.."
 
Köşe yazısının başına gelerek analizimize devam edelim. Köşe yazısının başlığını "sekiz kere kaza mı olur?" dediği için yazı içinde de "bir..., ..., sekiz..." şeklinde bir bütünlük sağlamış.
 
"Az önce yazdım başlık önemlidir diye, yazıda da birden sekize kadar sayması bu yüzden."
 
Madem ki başlıkta sekiz ifadesi geçmiş, o halde sekiz madde olmasından doğal ne olabilir. Madem tam sekiz madde var, o zaman kısa kelime veya cümleler kullanacaksak bunu a,b,c,d diye şıklarla süslememize kim engel olabilir? Tabii ki hiçkimse.
 
"Yazıya nasıl başladıysanız o şekilde görüntüde bütünlük sağlamalısınız"
 
Peki Yılmaz Özdil konuyu nereden buluyor ya da nasıl seçiyor?

İşte bana sorarsanız yazılarındaki en önemli bir detay belki de budur...

Bunu anlamak için yine bugünkü yazısından örnekle devam edeyim;
(Not: Aşağıdaki yazıyı Yılmaz Özdil değil, size örnek vermek amacıyla ben kendim yazdım)
 
Bir...
 
Siz hangi taraftasınız?
(Hz İbrahim (A.s.) örneğindeki karınca gibi tarafınızı belli etmelisiniz.)
a) Hükümetin yanında
b) Hükümetin karşısında
c) Ne etliye ne sütlüye
d) Görünmez adam
 
İki...
 
İlgi alanınız nedir?
(İlgilendiğiniz konuda yazı yazmak daha kolaydır.)
a) Spor
b) Haber
c) Magazin
d) Allah ne verdiyse (tavsiye edilmez)
 
Üç...
 
Ben daha önce ne yazmıştım?
(Arada konu bulamazsanız, ısıtıp ısıtıp aynı şeyleri ama farklı şekillerde sunacağınız yazıları arşivleyin.)
a) Hatırlamıyorum
b) Dur bi bakiim
c) Tabii yaaa
b) Arşiv de ne?
 
Dört...
 
Yazı yazmayı biliyor muyum?
(Düzgün bir yazı yazmak için gereken imla hatalarını, kelime anlamlarını,.. iyi bilmelisiniz.)
a) İmla?
b) Hadi canım.!
c) Sahi ya bu muydu sorunum!
d) Düzgün?
 
Beş...
 
Yazdığım konu hakkında bilgim var mı?
(Ne yazdığını bilmeyen çavuşlar, döner ...)
a) Yahu Google ne güne duruyor?
b) Yandex de çıktı şimdi
c) Dönerden sonrası ne?
d) Konu? ( bu önceki maddedeki "imla?" diye soran arkadaş)
 
Altı...
 
Yazım yine de fazla okunmuyor?
(Demek ki kimsenin ilgisini çekmeyi başaramadın.)
a) Biraz sağdan soldan süslemeliyim
b) Ortaya karışık salata
c) Yöntemi değiştirip tekrar denemeliyim
d) İlgi? (bak yine o)
 
...
(Bakın ben de farkında olmadan kendisi gibi yazmaya başladım gibi sanki..)
Velhasıl kelam buraya kadar olayı hala anlamayan varsa, bu yazıyı tekrar okumasın.
 
Eğer birisi "ben galiba biraz anladım" diye düşündüyse tekrar ve tekrar okumasını tavsiye ederim.
 
Meraklısına Yılmaz Özdil'in bugünkü köşe yazısını örnek göstererek, biraz Yılmaz Özdil kimdir diye örneği genişleterek, az biraz da yazıları nereden buluyor konusunda elimden geldiğince, tuşlarım bastığınca sizlere bir örnekle anlatmaya çalıştım.
 
Elbette burada yazdığım tespitlerimin tamamı kendi düşüncelerim olduğu için hiçkimseyi bağlamaz.  Yılmaz Özdil'e hayran olduğumu, köşe yazılarını fırsat buldukça takip ettiğimi de zaten başta belirtmiştim. Kendisini yakından tanımasam da her zaman yazılarını nereden bulduğunu merak etmişimdir. İmkan olursa mutlaka tanışmak ve konuşmak da isterim.
 
Son olarak eğer hükümete kafa tutacaksanız;
hakkınızda açılması muhtemel maddi ve manevi tazminat davalarını,
işinizden gücünüzden olmayı,
doğru dürüst düşünmeden her aklınıza geleni kaleme alamayacağınızı,
sizi sevenler kadar sevmeyenlerin de olacağını,
...
söylemeden geçemeyeceğim.
 
Sürçü lisan ettiysek aşkola.
 
Tarih: 06.10.2012 (13:00) [TR]
Kaynak: Sarigoz
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önemsiz de olsa, bir ayrıntı da ben vereyim çok okunmak için; Hürriyet gibi bir gazetede bir köşeniz olacak ya da Blog yazarı iseniz, editör yazınızı Milliyetin sayfalarına serpiştirecek...Gerçi bunlar önemsiz, önemli olanlar sizin sıraladıklarız dostum! Selamlar

ali açıköz 
 10.10.2012 11:29
Cevap :
Sayın Ali Açıkgöz, Yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim. Ben hayatın ayrıntılarda gizli olduğunu düşünen bir insanım. Açık söylemek gerekirse Yılmaz Özdil ile ilgili bu yazıyı yazarken bazı yerlerde gülmekten kendimi alamadım. Hatta bazen "acaba bunu yazsam mı?" veya "tepki alır mıyım?" ya da "yanlış anlaşılır mıyım?" diye de düşünmeden edemedim. Yazdığınız çok doğru bir tespit. Aynı şekilde ben Milliyet Blog sayfasında pek eşitlik göremiyorum. Yani bu sayfa Milliyet Gazetesi'ne bağlı Milliyet ruhuyla mı hareket ediyor? Tartışılır... Buna rağmen ısrarla yazmaya da devam edeceğim. Yazım ana sayfa ya da editörün seçtiklerinde çıkmasa bile, tek 1 kişi okusa bile. Her zaman "bir kişiyi değiştir, herşey değişsin" diye düşünen bir insanım. Bu bile bana yeter :) İlginize tekrar teşekkür ederim. Selamlar...  11.10.2012 21:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 7779
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster