Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
641
 

Ben Diyarbakırlı'yım, polis vız gelir!

Bugün evimi taşımaları için bir firmayla anlaştım. Yani anlaştığımı sandım. Adını vermeyi, hatta haykırmayı çok istiyorum bu iş bilmez firmanın ama olan bloguma olacak, o yüzden veremiyorum :)

Adamlar geldiler, tabii bir buçuk saat rötarla. Aynen söylediğim eşyalar vardı evde, fazlası yok eksiği var. Şirketi aramak istediğini söyledi başlarındaki kişi evi şöyle bir ayakkabılarıyla gezdikten sonra, telefonu eline aldı ve konuşup anlaştığımız kişiye başladı bağırmaya. Sen bize böyle dememiştin, bu paraya taşımam vesaire. Neyse işin detayları çok önemli değil. Benimle de tartışmaya başlayınca gitmesini istedim. Koridorda durdu, hiçbir şekilde gitmeyeceğini, benim ona mazot parası vermem gerektiğini söyledi. Çık evimden diyorum, çıkmıyor. Polis çağıracağımı söyledim ve benim gibi birine (ki beni tanıyanlar ve yazılarımı takip edenler ne kadar milliyetçi olduğumu bilir) "Ben Diyarbakır'lıyım, korkmam polisten molisten dedi. Vız gelir polis, çağır hadi!"

Öyle çok sinirlendim ki anlatamam. Öncelikle şu son harita olayı geldi aklıma, daha sonra da Diyarbakırlı kardeşlerim için sinirlendim. Benim ne arkadaşlarım var doğma büyüme oralılar. Ve ben daha aralarında bölücülük yapan, polise bu denli hakaret edenini görmedim. Aksine devletin her memuruna saygılı kişiler. Birincisi, sen Türkiye vatandaşısın ve başka bir ülkenin vatandaşlığını seçene ya da oraya kabul edilene kadar bu böyle. Ben bunun böyle olması için bu yaşımdan sonra ne gerekiyorsa yapar ve cephede bile en önlere atarım kendimi!

İkincisi, sen kim oluyorsun da bölücü zihniyetini ülkemin en şanlı topraklarından birine ve orada yaşayan, orada doğan ve çoğu temiz kalpli iyi insanlar olan o kişilere mal ediyorsun!

Üçüncüsü, madem o kadar mangal yüreklisin, görünce aslan gibi asayiş ekibini be adaaam, niye kaçıyorsun?

İşin en kötüsü ne biliyor musunuz? Asayiş ekibi ne güzel ilgilendi bizimle ve "biz devriye ekibiz, karakola gidin isterseniz birlikte gidelim, şikayetçi olabileceğiniz bir konu bu" dediler. Neyse gittik karakola ve oradaki memura durumu anlattık. Memur ne dese beğenirsiniz. "Bu olayda neyi işleme alacağız şimdi biz?Siz geçin evden çıkmamış, bağırıp çağırmış, polise laf etmiş... Evinizde eksik gedik var mı, yüzünüzde ya da her hangi bir yerinizde darp var mı?" Şok geçirdim adeta. Neyse, komisere gittik ve tekrar anlattık baştan. O da dinledi. Daha genç biriydi ve hatta itiraf ediyorum, orada staj yapan bir akademisyen sandım önce :) Neyse, dinledi, dinledi ve sonra, " elimizde bir olay var şimdi, beş kişinin ifadesi alınacak. Beklemeyin burada, sonra gelir, bir ara ifade verirsiniz."

Gerçi, sinirim geçince düşündüm sonra. Memura olan kızgınlığım geçmese de, komiseri düşündüm. Çünkü, o memurun dediklerini demedi bize. Tamam dedi, "hem vatandaş olarak hem de kişisel olarak şikayetçi olabilirsiniz". Ama ne yapacak ki o anda, dışarıda ağzı burnu yamulmuş beş genç var, kiminin dudağı patlamış,kiminin gömleği yırtılmış. En azından ne var bunda cevabını almadık ikinci kez çok şükür.

Diyarbakırlı'lığı geçtim de, bir polis memuru böyle yaparsa, ben de korkmam tabii ki. Herkesi en yüksek düzeyde rahatsız edebilirim demek ki, sokakta nara da atabilirim belki; heyyt kim korkar polisten, filan diye. Nasıl olsa vurup kırmıyorum ya. Ama belki de bunları yazdım diye içeri de atılabilirim düşünce suçuyla. Öyle ya, garip bir ülke burası.

Diyarbakırlı ve tüm Doğu ve Güneydoğulu kardeşlerime sesleniyorum. Böyle isminizi karalayanları reddedin, meydan vermeyin bunlara. Ve yurdum polisi, lütfen bizim de kendinizin de adlarımıza sahip çıkın. Böyle uluorta konuşanları size duyurduğumuzda daha hassas olun, ne var bunda demeyin. İki genci barıştırması kolay da, bir milleti içten içe oyan bu zihniyeti engellemesi daha zor. Lütfen biraz daha dikkat, sevgiler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef, Türkiye'de böyle. Hiçbir iş yapamayan dört tane yolsuzu yanına alıp taşıma işi yapıyor. Şimdiye kadar ev taşıyıpta başı ağrımayan görmedim. Canı sağolsun, Vatandaş adına firmaları denetlemesi gereken kurumların n'apalım.

Sevgiağacı 
 16.10.2006 3:00
Cevap :
Eğitim şart :) Teşekkürler katılımınız için, sevgiler...  16.10.2006 15:34
 

yine siz ucuz kurtulmuşsunuz. izmir'den ankara'ya eşyalarımı getirsin diye birileri ile anlaştım. sonra ben atladım geldim. araba da iki gün sonra geldi. bi de ne göreyim araba o araba değil. daha küçük, kırık dökük kamyonumsu birşey. neymiş arabaları bozulmuş, bu arabaya aktarmışlar. ve eşyaların bir kısmı büyük hasar görmüş. paranın yarısını vermiştim. eşyanın tamamını boşalttıktan sonra iki seçenek sundum onlara. ya paranın kalanını (750 YTL) vermem, ya da hakkınızda hukuki işlem yaptırırım. Önce blöf yaptığımı sandılar. Ver abi paramızı falan. Ben de çıkardım parayı, kimliklerinizi çıkarın isimlerinize bakıcam dedim. Ve burada düzenleyeceğimiz hasar tespitine imza atacaksınız, sonra parayı verecem. Sonra aralarında kıspıs yaptılar ve parayı almadan söylene söylene gittiler.

hamnaz 
 09.10.2006 14:24
Cevap :
büyük geçmiş olsun. Teşekkür ediyorum katılımınız için,sevgiler...  09.10.2006 21:58
 

Yazınız çok anlamlı fakat gerçek suçlunun şöför değil de olayları bugünlere taşıyan gündelik hükümet politikaları olduğunu düşündünüz mü hiç? İlgili kurumlar, O insana ihtiyacı olan eğitimleri verebilseydi, bugün karşınıza polis düşmanı bir kamyon şöförü olarak değil, saygı duyulan bir lise öğretmeni olarak çıkacaktı... Belki de siz bu yazınızda yine O'nu anlatacaktınız ama övgüler yağdırarak... Veya çıraklık-ustalık okulları gibi bir eğitim kurumunda" evden eve eşya taşıma" konusu ile ilgili bir eğitimi almış olsaydı, siz bu yazınızda yine O'nu anlatacaktınız övgüler yağdırarak... Bence rejim yanlısı düşünmek ile gerçekleri görmek farklı şeylerdir. Olaylara farklı açılardan da bakabilmelisiniz diye düşünüyorum, yeni bloglarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Kırkında LEVENT 
 08.10.2006 12:37
Cevap :
Aslında aynı pencereden bakmışız ama neden farklı açılardan bakmamı söylediniz anlamadım. Tebrik ediyorum düşüncelerinizden ötürü,sevgiler...  08.10.2006 22:09
 

Allah'tan otobüsün yanındaki komiser bey öğrenci kimliklerimizi görmüş,yanına çağırttırdı bizi.Dinledi.Biz de Polisimizi çok sevdiğimizi ama lanlı lunlu konuştuğunu,ne olduğunu anlamadığımızı söyledik.Bizi bıraktılar. Şimdi ben bu polis tarzını özler oldum.Onlarda bezmişler.Kanunlar hep suçludan yana.Evime 2 defa hırsız girdi.Polis beyler geldiler.Bir daha gelirlerse vuracağım dedim.Yatak odanın dışında vurursan sen suçlu olursun dediler. AB kanunlarıyla bu Ülkede otorite kuramazsınız.Her ülkenin demokrasisi ayrıdır.Kendi sosyo-ekonomik,eğitim ve kültür seviyesine göre değişir.Türkiye'de idam cezası da kalkmamalıydı bence.İlk hırsız girdiğinde eşim 7.5 aylık hamileydi.Hırsızla burun burun geldi ve hem kızımı hem de eşimi kaybediyordum.İnanın biz bu adamı yakalayıp polise teslim etmiş dahi olsaydık,iki gün sonra serbest kalma ihtimali çok ama çok yüksekmiş.Bu yüzden suç işleme oranlarında artış var.O lafı diyen vatandaş ta bunları çok iyi biliyor. Saygılarımla.

mahmut inal 
 08.10.2006 1:03
Cevap :
teşekkür ederim , sevgiler...  08.10.2006 22:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 698
Toplam mesaj
: 177
Ort. okunma sayısı
: 2432
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster